• BIST 106.449
  • Altın 146,739
  • Dolar 3,4874
  • Euro 4,1792
  • Trabzon 26 °C

EKLEDİM EKLEDİM EKLEYEMEDİM

Ali Rıza Keskinalemdar

“Sen bu yaylalari yaylayamasun / Derundur gölleri boyliyamasun / Oy ellerun gınalidur oyniyamasun // Ağan var midur da / Paşan var midur / Seni bağa met ettiler / Asli var midur / Dema nenene / Dema nenene / Dersan nenene / Bizi koyar vereme / Rina rinaynaynam / Rina rinaynam // Açuldum açuldum açulamadum / Terazim ufak idi tartilamadum / O domuz uşağa nasi darulamadum//

Nakaratlarla yukarıdaki bu güzel Trabzon yöresi türkü devam eder gider…

Bitecek görev süresi nedeniyle yazın sıcağına getirilip kondurulan, başından beri bana çok tuhaf ve iktidarın amaçlarını pekiştirecek bir seçim olarak gelen Cumhurbaşkanlığı seçimi adaylar üzerinden konuşulmaya başlandığından beri ne zaman Cumhurbaşkanlığı ile ilgili gelişmeleri izlesem, nedense dilimden bu türkü eksik olmuyor…

***

Ekim 2007’de bir halk oylaması yapılmıştı; niye yapıldığını, ne için evet ya da hayır denildiğini bilen ya da anımsayanınız var mı?

21 Ekim 2007’de yapılan halk oylamasının bilinen yönü, iktidarın daha doğrusu Başbakan’ın TBMM’nde Cumhurbaşkanı seçimi için toplantı yeter sayısının 367 milletvekili olması yönünde bastıran muhalefete tepkisi nedeniyle, önce inatlaşmayla başlayan ancak giderek gelecekteki makam koltuğunu kavileştirme hırsına  dönüştürdüğü, “Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi” esprisidir.

Ancak, gerek halk oylamasının gerekse de Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin esasları o kadar yalapşap, o kadar boş torbadır ki, ne bu yasaları hazırlayanlar bunun farkındadır ne de gidip oy atanlar! Mesela 21 Ekim 2007 Halk Oylamasına milletvekili görev süresini 5 yıldan 4 yıla indiren yasanın konulduğunun kaç seçmen farkındaydı ki?

O tarihte oylanan bu anayasa değişikliklerine evet diyenlerin karşısına çok yakında mesela cumhurbaşkanlığı makamının devlet başkanlığına evrilmesi denemelerinin sonunda yeni bir halk oylaması çıkartırlarsa, hiç kuşkunuz olmasın torbanın içinde milletvekili görev süresini 4 yıldan 5 yıla çıkartan bir yasa mutlaka olacaktır. Zira Başbakan o zaman yaptıkları bu değişiklikten dolayı çok pişmanmış… E, zaten parlamenter sistem ortadan kalkacağına göre de herhalde iki seçim yapmaya da gelecekte gerek kalmayacaktır!

***

10 Ağustos’ta yapılacak seçimi siyasi hayatımıza kazandıran 2007 Halk Oylamasında, esasında 3 adet “Anayasa Değişikliklerinin Halk Oyuna Sunulması Hakkındaki Kanun” bulunduğunu, yine bu kanunlardan birinin diğer kanunda yapılan hatanın telafisi için çıkartıldığını, söz konusu oylama ve sonucunda gelen seçimin içinin ileride doldurulmak üzere ne kadar boş bıraktırıldığını yazmanın bilmem sizin için bir önemi var mıdır?

Mesela seçime 5 gün kala çıkartılan ve halk oylamasına eklenen anayasadaki değişiklik kanunlarından biri, bir önceki kanunda yazılı anayasanın 6. Maddesindeki geçici 19. Maddede yer alan “11. Cumhurbaşkanı seçimi” ibaresinin bulunması, hem bu halk oylamasının başlangıcındaki öfkeyi hem de kanun tekliflerini hazırlayanların şaşkınlığını sergilemektedir. Sonuçta seçim son derece özele indirilmiş oluyordu olmasına da bunun geçici nitelik taşıması yanında kanunların hazırlanması sürecinde 11. Cumhurbaşkanı’nın seçilmiş olması da çok bir şey ifade etmiyordu demek ki! Belki o anlarda böyle bir seçimin kazanç ve kayıpları tam hesaplanıyor değildi ya da o zaman diliminde henüz hesabının yapılması gerekmiyordu Başbakan tarafından; seçim cepteydi ya, ileride içi dolduruldu nasıl olsa!

***

22 Temmuz 2007 milletvekili seçimlerinde % 84 gibi yüksek bir katılıma rağmen 7 milyon seçmen hiç sandığa gitmemişti. Bu seçimden 3 ay sonra yapılan halk oylamasına ise protesto nedeniyle katılım % 67.5 olurken, 14 milyon seçmen sandığa rağbet etmemişti. 2010 yılında yapılan Anayasadaki 27 değişik maddeyi içeren “torba halk oylaması”nda katılım oranı % 73.7’de kalırken iktidarın desteklediği “evet”çilerin oy oranı % 57.88 ile 21.8 milyon düzeyinde iken, başını BDP’nin çektiği boykotçularla birlikte sandığa gitmeyenlerin sayısı 14 milyona ulaşıyordu. 2011 milletvekili seçiminde ise katılım oranı % 83 olurken 9 milyon seçmen sandık başına gitmiyordu. Son yapılan 2014 yerel seçimlerinde bu kez katılım oranı % 89.1 olurken ağırlığını protestocu seçmenlerin oluşturduğu 2 milyondan fazla geçersiz oyla birlikte 8 milyon seçmenin yine sandığa itibar etmediği anlaşılıyorken AKP’nin oyu da 19.4 milyonda kalıyordu.

***

Sevgili okurlar, sıkıldığınızın farkındayım ancak bütün bunları aylardır cumhurbaşkanlığı seçimini konuşup olasılıklar üzerinde duran ve aslında izleyenlere hiçbir kesinlik sunamayıp havanda su dövmeye devam edenlerin sürekli vurgu yaptıkları “oy kullanmayarak en az 8 milyon ile kemikleşen bir seçmen kitlesinin oy vermesi halinde ‘çatı adayı’ Eklemettin İhsanoğlu’nun rahatlıkla kazanacağı” yönündeki saptamalara bir nokta koymak adına yazıyorum.

Halka seçtirilme amacı, yedi yıl önce kızgınlık ve öfke ile içi boş olarak hazırlanıp cepte tutulan, daha sonra sıkışıldığında içinin istenildiği gibi doldurulup totaliter bir başkanlık sistemine kadar yelken açtırılabilecek yetenek kazandırılmaya çalışılan, baştan sona sadece iktidarın gücü kullanılarak sonuç alınmaya yarayabilecek uygulamaları barındıracak şekilde adaletsiz kurgulanmış bir oldu bittiyle karşı karşıyayız. Başından beri söyleyegeldiğimiz gibi bu seçim, sonucu yıllar öncesinden garantilenmiş, tuhaf ve esasında bu başıboşluk düzeninde faullü bir seçimdir.

Halk oylamasında halkın “evetçi” bölümünün neye oy attığını bilmeden iktidarın ayartısıyla blok olarak hareket etmesi ve çok büyük bir iş yaptıklarını sanarak oylamayı boykot edenlerin ortak ürünüdür bu tuhaf seçim.

***

10 Ağustos’ta Erdoğan’ın 19-20 milyon oyu garanti görünmektedir. Diğer gerçek de yine en az 8 milyon seçmenin sandığa gitmeyeceğidir. Buradan hareketle seçime katılım oranının %70’in altına düştüğü an, Erdoğan adına  ilk turda sonucun rahatlıkla alınacağı söylenebilir. %75'in üzerindeki katılımlarda eğer boykotçu geçersiz oylar çıkmazsa ve Kürt orijinli oylarda çatlak oluşmazsa, iş ikinci tura kalır.

“Erdoğan olmasın da kim olursa olsun” anlayışı ile bulunmaya çalışılan “çatı adayı”nın ise ilk turda sonuç alınamazsa ikinci turda seçilme şansı, nemalanma ayartısıyla rahatlıkla rakibe eklemlenecek Kürt orijinli 2-3 milyon oy nedeniyle zaten hiç yok.

Peki sonucu başından belli bir yarışa niye bizi ortak ediyorlar diyebilirsiniz; haklısınız ama seçmen olarak sizi işin içine kattıklarında boynuna “demokrasi”  yaftası astıkları ucubeliğin ne eğrisini görmeniz sağlanıyor ne de büğrüsünü! Siz seçmiş oluyorsunuz ve sonuçlarına da katlanmaya koşullandırılıyorsunuz “milli irade” denilerek… 

***

“Tarihte ne olmuşsa, başka türlüsü olamadığı için böyle olmuştur” der Marx. Böylesine kötü bir demokrasi elbisesiyle pışpışlanarak, genellikle üstten gelen ayartı ve dürtmelerle yolu buldurtulmaya alıştırılan bir toplumun insan malzemesinden sağlıklı sonuçlar alınacağını düşünmek şimdilik zor olduğundan, biz de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminin sonuçlarının Erdoğan’dan başkasına beş kuruşluk faydası olmayacağını belirterek, ağustos ayında ne olduysa başka türlüsü olamadığı için böyle olmuştur  şeklindeki görüşümüzle ters köşe olmayı beklemeye koyulalım.

İktidar yanlıları ise muhalefeti kızdırmak için şimdiden meydanlarda “Sen bu yaylalari yaylayamasun” ile başlayan türküyü rahatlıkla kullanabilir.

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.