• BIST 88.588
  • Altın 144,100
  • Dolar 3,6217
  • Euro 3,8460
  • Trabzon 6 °C

Devlet Değil Şahıs Politikası!

Şener Eyüboğlu

Türkiye dış politikada öyle bir yol izledi ki, geriye dönüp bakalım, herkes elini vicdanına koysun.

12 yıl öncesine göre Türkiye’nin dış politikada daha iyi olduğu ne var; ABD ile ilişkiler mi, AB ile ilişkiler mi? Biz Suriye ile İsrail arasında arabulucuyduk, iki tarafla da görüşebiliyorduk, şimdi hiçbirisiyle görüşemiyoruz.

Suriye’de, Irak’ta, Mısır’da, Libya’da izlediğimiz politika bizi nereye getirdi?

Bu ülkenin Büyükelçilik, Konsolosluk binaları, bahçeleri o ülkenin toprağıdır. Türkiye toprağı işgal edildi, bayrağı indirildi ve biz çok kayıtsızız yani bu bir krizdir. Bakın 95 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir Türk toprağı işgal edilmemişti. İşte girdiler Musul’da toprağımızı işgal ettiler.

Türk vatandaşları kaçırılıyor, Türk vatandaşları cezaevine konuluyor veya öldürülüyor.

Musul bir faciadır.

Haftalar geçti üzerinden.

SIEMENS bile kaçırılan işçilerini kurtardı, biz koca devlet seyrediyoruz.

Şaka gibi.

Aslında haklarını yemeyelim, yüksek sesle konuşan kükreyen siyaset adamlarımız var. Ama her ne hikmetse sadece içeriye karşı bu kükremeler…

Biz bağıran ve kükreyen devlet adamlarımızı Musul’da, Kerkük’te,  Gazze’de, Şam’da görmek istiyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı Gül, Musul’daki  meselenin ötesinde  Gazze ile ilgili, İsrail’in Gazze’ye bir kara harekatını yapmaması için İsrail’le temasa geçti.

Doğrusunu yaptı.

Çünkü bir kara harekatının vereceği kayıplar düşünülemez bile.

Ramazan ayı içersinde İsrail Gazze’ye karşı çok acımasız, hemen hepimizin yüreğini yakan operasyonlar yapıyor. Ve bunu her Ramazanda özellikle yapıyorlar!

Kadın, çocuk hayatını kaybedenlerin sayısı 100’ü geçti.

Daha yeni Gazze’ye, cami çıkışında İsrail tarafından atılan füze 15 kişinin ölümüne ve onlarca yaralıya sebep oldu ve Ramazan ayı içersindeyiz.

İslam dünyası ve Müslümanlar sahipsiz. Dünya, ABD, Avrupa seyirci. Bu yeni bir hal değil. Öteden beri böyle. Nedeni ise İslam dünyası dünya siyasetinde çok etkili olamadığı için, İsrail’i durduramıyorlar.

Burada aslolan durdurmak.

Hani biz oyun kurucuyduk, bölge gücüydük, tarihe yön veren bir iktidarımız vardı.

Ya Musul 100 Km.lik bir mesafede ve dibimizde çok ağır bir tablo var.

Bir ülkede bundan daha ağır bir tablo olamaz bu bir savaş halidir.

IŞİD’i engelleyemediniz, karşılığında İnsan Hakları İzleme Örgütünün yaptığı açıklama da, Irak’ta güvenlik güçleri ve hükümete yakın milislerin 9 Temmuz’dan bu yana en az 255 Sünni mahkumu öldürdüğünü açıkladı..

IŞİD denen terör örgütüne (terör diyemiyorlar sadece örgüt), “Lütfen Türk esirleri bırakın siz de Müslümansınız” gibi yalvararak konuşmalar.

Somali’de daha yeni çağrı yapıldı;

“Türk vatandaşları bu ülkeyi terk etsin” diye.

Yani Türkiye bu duruma gelmiş siz hala Dünya lideriyiz, Türkiye Ortadoğu’da politikayı belirliyor diyorsunuz.

Sonra da bunlarla ilgili yapılması gerekenleri söyleyen, o bölgeyi çok iyi bilen sayın İhsanoğlu’na kızıyorsunuz. Hatta geçen bir konuşmasında sayın İhsanoğlu; “Siz hiç, Amerikan, İngiliz ya da Alman Dışişleri Bakanının, ‘şunu yapacağız, bunu yapacağız, sabrımızı denemeyin’ gibi sözler söylediğini duydunuz mu?’ Her şeyi diplomasi nezaketi içersinde yaparlar söylemezler ama yaparlar. Biz söylüyoruz ama yapmıyoruz. Aramızda ki temel fark bu” dedi.

Buna verilecek o kadar çok örnek var ki…

Bu hükümetin en zayıf yanı artık dış politika olmuştur.

İsrail konusunda ise yapacağınız sadece konuşma olamaz. Yani bütün uluslararası dinamikleri harekete geçirmeniz gerekir.

Siz bir devletsiniz.

Ama  sayın Başbakan’da Dışişleri Bakanı da benim gibi konuşuyor.!

Geçen hafta, çözüm süreci çerçeve paketi TBMM’inden geçtikten sonra, Kandil’de KCK yürütme konseyi başkanı Cemil Bayık denen katil; “Hiç kimse bizim silah bırakacağımız hayaline kapılmasın, Kürt Özgürlük Hareketi başarıya ulaşana kadar ve önder Apo İmralı’dan özgür kalana kadar biz silah bırakmayız.”

Hadi buradan yak! 

Bu durum çok manidardır.

İki hafta önce İngiliz The Economist dergisinde yayınlanan bir yazının başlığında, ‘Kürdistan Hayali’ ve burada Kuzey Irak kastedilmiyor Güney Doğu kastediliyor..

Dışişleri bunları takip ediyordur umarım..

Tamam çözüm sürecine evet;

Türkiye’nin terörden çok yorgun düştüğü bir gerçek…

Yani biz birçok yolu denedik, şiddetin çok arttığı Türkiye’nin kan gölüne döndüğü dönemleri de yaşadık.

Çözüm süreci ilerlemeli…

Ancak bu çözüm süreci her şart, kayıtsız şartsız, çok fazla taviz vererek ve sonunu düşünmeden yürünmemeli…

Çok dikkatli adımların atılması gerekiyor.

Maalesef Türkiye’de bu çözün sürecinin hatırına, ne gazeteciler ne de siyaset adamları, bu konuyu çok fazla tartışamadılar ve hala tartışamıyorlar. Baştan kesip atıyorlar; “Aman çözüm sürecine zarar verebilir, yoksa siz tekrar silahların patlamasını, şehit cenazelerinin gelmesini mi istiyorsunuz?” gibi söylemlerle geçiştiriliyor…

Herkesin yutkunduğu bütün olumsuzluklar bölgede…

Çok can sıkıcı, nahoş görüntülerle sık karşılaşıyoruz.

Devletin yolları günlerce kapatılıyor, bayrak indiriliyor.

Tamam, biz çözüm yanlısıyız, barış yanlısıyız, çözüm sürecine hiç halel gelmesin.

Bunu arz ediyoruz, ancak sadece bizim hassasiyetimizle mi yürüyecek bu süreç.

Karşı tarafın da hassas olması gerekmiyor mu?

Sürecin ruhunu karşı tarafın da bölgeye yansıtması gerekmiyor mu, gerekmeyecek mi?

Bir kere silah bırakma önce gelmeliydi.

Yani sadece ateşkesle yetinilmemeliydi.

Bütün dünyadaki örnekleri örgütün, silah bırakmayı kabul etmesinden sonra bu çözüm süreci başlamıştır.

Bizde bu olmadı.

Geri çekilme dahi biliyorsunuz %20’ lerde kaldı.

Şimdi ikinci bir geri çekilmeden söz ediliyor.

Bugün öyle bir mağrur iktidar var ki, farklı bir şey söylediğinizde ya da bunları dile getirdiğinizde, üstte de bahsettiğim gibi, “Siz zaten çözüm sürecine karşısınız” diyor.

Kürt sorunu 30 yıllık bir sorun değil mi? Öyle diyor ya iktidar ve yanlısı yazarlar. Bu 30 yılın 12 yılı bu iktidarın zamanı değil mi? Yani bu 30 yıl edebiyatı da gerçekçi değil. Görüşmeler doğru bir çerçevede gitmiyor. Bu arada anımsayın, Cumhurbaşkanı devreye girmeseydi çözüm süreci başlamayacaktı. Demek ki bazen Cumhurbaşkanlarının o partiler karşısındaki eşit konumu çok önemli!

Sayın Başbakan BDP milletvekilleriyle görüşmüyordu; “Onlar eli kanlı terörist, ben onlarla görüşmem” diyordu.

Hatta idamları tartışıyordu..!

Ondan sonrası da hükümetin götürdüğü bir süreçtir.

Ve ben o sürecin başından beri doğru götürüldüğünü düşünmüyorum.

Bir kere siyasetin siyasetle görüşmesi yapılmalı idi..Bu yapılmadı ..

Öcalan özellikle öne çıkarıldı.

Bu bir proje olarak geliştirildi.

Yine de dua edelim ki iyi bir sonuca varsın. Bu işin yarınını da düşünerek çok dikkatli yürünmesi gereken bir süreç. İşte, 6 maddelik paket geçen hafta TBMM’den çok fazla tartışılmadan geçti..

Muhalefet, belki öteden beri MHP’nin tavrı bilindiği için bir tavır koydu. Asıl tehlike; “Başbakan olmazsa çözüm süreci ölür” söylemleri.

Eğer böyleyse, demek ki bu bir devlet politikası değil, şahısların politikası!

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Ülkücüler fire vermez!
  • 400 milyonluk hayal!
  • Hayır ve eveti neye göre vereceğiz!
  • Sağıroğlu neden cevap vermedi?
  • Yarı Maraton’u kim düzenliyor?
  • 1.5 milyon kişiye iş!
  • Tren yolu Hayal yolu!
  • Başkan da ‘pranga’ dedi!
  • Ahmet Metin Genç’in toplantısı!
  • Trabzon’da Hayır platformu!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.