• BIST 103.929
  • Altın 148,575
  • Dolar 3,5497
  • Euro 4,1792
  • Trabzon 24 °C

CHP’DE NE DEĞİŞTİ?

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefet adına ortaya çıkan başarısız sonuçtan sonra, CHP içerisinden yükselen aykırı sesler önemli bir süreci de başlatmış oldu. Partide tek başına söz sahibi olduğu anlaşılan Kemal Kılıçdaroğlu’nun; bazı metafizik yönlendirmeler ile hem yerel seçimlerde hem de CB seçimlerinde CHP’yi batağa saplamasına isyan eden E. Ülker Tarhan önderliğindeki bir grup milletvekili kendisini büyük bir iyi niyetle istifa etmeye ve partiyi kurultaya götürmeye davet etmişti.

Bu çıkışı yapan vekillerin büyük ölçüde beklentisi; Kemal Kılıçdaroğlu’nun bizatihi kendisinin neden olduğu başarısızlığı uygarca kabul ederek çekilmesi ve partiyi yeni sahiplerine teslim etmesiydi. Ama benim de beklediğim gibi KK, böyle erdemli bir davranış yerine üstlenmiş olduğu misyonun gereği olarak baskın kurultay kararı alıp, kendisine göbekten bağlı olan milletvekilleri ve onların sözleşmeli delegelerine güvenerek hodri meydan demiştir.

Siyaseten henüz yeterince olgunlaşmamış durumda olan E. Ülker Tarhan, Süheyl Batum, Birgül Ayman Güler ve diğerleri; KK’nın baskın kurultay kararı ile tamamen parti çıkarları uğruna yapmış oldukları samimi çağrının altında kalarak bir kenara çekilmeyi tercih etmişlerdir. Sahadaki boşluğu gören ve öteden beri vücut dili ile her zaman kendisinin genel başkanlığa hazır durumda olduğunu gösteren Muharrem İnce adaylığını açıklamıştır. Mİ’nin adaylığı parti için kurultay çağrısı yapmış olan milletvekillerinin hedeflediği ideallere uygun olmasa da muhalif bir çıkış olması adına takdir görmüştür. Zira bir yanda ilkelerinden uzaklaşmış bir partinin yeniden doğal yörüngesine gelmesine yönelik ideolojik derinliği olan bir çıkış, diğer yanda sadece KK’nın başarısızlığını vurgulamakla yetinen ve sen-ben düzeyinde kalan yüzeysel bir söylem.

Doğal olarak CHP’nin bozulmuş olan kimyasının esastan düzelme umudunun işin başında ortadan kalktığı anlaşılmıştır. Oysaki E. Ülker Tarhan ve aynı duyarlılığı taşıyan arkadaşları, siyasi tecrübesizliklerini aşarak, cesareti devam ettirip partide bir çoban ateşi yakabilirlerdi. Maalesef bu zor ve meşakkatli yola girmeyi göze alamadılar ve alanı boş bıraktılar. Gelecekte nasıl bir duruş sergileyecekleri bilinmiyor ama yine de CHP’nin mevcut tanzimi içerisinde rahat olmadıkları ortadadır. Zira vicdan sahibi oldukları ve kendi geleceklerini değil öncelikle ülkeyi düşündükleri çok açıktır. Ortalıkta boş boş gezinen ve hiçbir fikir derinliği olmayan (kendilerini iyi bilirler) bazı uyanık milletvekillerinin yaptığını yapmayıp, milletvekilliğini kaybetme pahasına böyle bir çıkış yapmak her babayiğidin harcı değildir. Bu cesur çıkış mutlaka gereken takdiri bir gün görecektir.    

 

NEOLİBERALİZMİN BAŞARILI BİR PAZARLAMASI

CHP’nin geçirdiği kurultay üzerine bizim söyleyebileceğimiz fazla bir şey kalmamıştır. Sonuçta çoğunluğu “sözleşmeli” delegelerin tercihi doğrultusunda partinin mevcut yönetiminin göreve devam etmesine karar verilmiştir. Ortada yaşanmış olan bütün başarısızlıklara ve tükenmiş olan umutlara rağmen böyle bir dramatik sonucun nedeni üzerinde mutlaka durulmalıdır. Aynı siyaset mantığı, aynı kadrolar, aynı söylemler ile siyasi başarının hayal olduğunu herkesin görmesine rağmen ısrar niyedir? İşin kırılma noktası da burasıdır.

Yaklaşık dokuz ay kalmasına rağmen, bugünden Haziran 2015 genel seçimlerinde CHP’den artık hiç kimse bir başarı beklemediğine göre amaçlanan nedir? CHP’yi inatla başarısızlığa mahkûm etmenin ve ülkeyi AKP’nin acımasız politikalarına hazır hale getirmenin arka planında neler yatıyor? Bu sorulara verilecek olan yanıt sonuçta yatmaktadır. Diğer bir deyişle bu ülkede olmadık rezaleti yapan, halkın bütün değerleri ile oynayan ve karanlığa doğru adım adım götüren bu iktidara rağmen, hiçbir başarı kazan(a)mayan CHP ve MHP’nin mevcut rolünün sorgulanması gerekmektedir.

Bu ülkede tek adam sultasının kurulması (başkanlık sistemi) Haziran 2015’teki genel seçimler sonrasında TBMM’de ortaya çıkacak olan aritmetiğe bağlıdır. Anayasayı değiştirmek için gerekli olan 367 (ya da HDP destekli 367) bu iş için yeterlidir. Bu ülkede başkanlık sisteminin neoliberal (sömürüyü kolaylaştıran) politikalara çok uygun olduğunu söylemek çok zor değildir. Düşünün ki ülke adına alınacak önemli bir ekonomik ya da stratejik bir karar için ülkede birçok engel ortadan kalkmakta ve iş sadece tek kişinin ikna (!) edilmesine kalmaktadır. Dünya sermaye hareketlerinin rahatlığı açısından son derecede rahatlatıcı ve iştah açıcı bu yeni Türkiye hazırlığında muhalefetin etkisizleştirilmesi kritik önemdedir.

O halde aşama aşama yapılması gerekenler vardır. Bunlardan en önemlisi kökü bu ülkenin kuruluş felsefesine dayalı olan, özündeki ilkelerden kısmen uzaklaşmış olsa da bilinçli bir tabanı olan CHP’yi mutasyona uğratmaktır. Keza bu ülkenin kendi değerlerini önemli ölçüde taşımaya devam eden bir MHP de aynı kapsamda ele alınarak yeniden tasarlanmaktadır. MHP hakkında fazlaca fikir yürütüp, samimiyetle partisine bağlı olan tabanını incitmek niyetinde değilim. Ama halen iyi yolda olmadığını da söylemeliyim.

***

Açık söylemem gerekirse; Kemal Kılıçdaroğlu neoliberalizmin bu ülkede sola yapmış olduğu başarılı bir pazarlamadır. Bu teorinin şu an için ispatlanmasına olanak yoktur. Ancak CHP adına yapmış olduğu bütün tercihler, uluslararası temaslar ve atmış olduğu adımlar bunu kuvvetle desteklemektedir. Etrafında yer vermekte olduğu isimlerin siyasi duruşlarındaki aykırılık ve partisinin giderek çökmesine rağmen ısrarla aynı yolda devam etmesi, kendisinin bu tercihleri tamamen bilinçli yaptığını göstermektedir. Kısacası CHP şu anda kesinlikle hatalı politikalar uygulayan bir parti olmayıp, tam tersine neoliberal merkezler tarafından bilinçle yönetilmekte olan bir parti durumundadır. Bizatihi parti yönetiminin temel hedefi AKP ile mücadele eder gibi görünerek, AKP’nin başarısına katkı sağlamaktır. Bütün bu anormal “sağa kayma” tercihlerinin arka planında AKP’yi 367’ye ulaştırmak yatmaktadır. KK için olan teorimiz Haziran 2015 seçimlerinde kendiliğinden ispatlanmış olacaktır. Tabii kendisine verilmiş olan görev tamamlanıp, iş işten geçtikten sonra.

İşin en acı veren tarafı, bu aldatmacaya onlarca yüzlerce partilinin de alet olmasıdır. Statülerini; illerindeki vekillerin gelecekte de partide yer kapmasına bağlamış olan delegeler, neoliberal CHP’ye bilmeden basit çıkarlar uğruna destek olmaya devam etmektedirler. Trabzon delegasyonunun büyük bir çoğunlukla bu tuzağa düşmemiş olmasına karşın, bunu son kurultayda diğer delegasyon için açıkça görmüş olduk.

Sonuç olarak CHP kurultayı sonrasında partinin üstlenmiş olduğu neoliberal görevi yürütmekte olanlar, destekleri azalmış olsa da rollerini sürdürmeye devam etmektedirler. Açık söylemek gerekirse foyaları henüz tam olarak ortaya çıkmamış olup, görev Haziran 2015’e kadar devam edecektir. Yani bu anlamda CHP’de değişen bir şey olmamıştır.

 

PEKİ, DEĞİŞENLER NELER?

Halen CHP bünyesinde büyük bir çoğunlukla, sol ve sosyal demokrat politikalardan haberi dahi olmayan ya da solun değerlerini hiç umursamayan ve kendilerine “yenilikçi kanat” tabir edilen liberaller etkin durumdadır. Son kurultayda bu grup yerini daha da sağlamlaştırmıştır. Partide azınlıkta olan ve partideki yozlaşmayı görüp bundan ülke adına büyük bir rahatsızlık duyan “ulusalcılar” ile sol değerleri korumaya çalışan “sol kanat”çılara yönelik bir tasfiye süreci başlatılacaktır. Her iki grup arasında özünde anlayış birliği olmasına rağmen, Soroz destekli medya tarafından bu ülkede pompalanmakta olan algı, derin bir ayrım olduğu yönündedir. Oysaki aralarında sadece öncelik farkı olan bu iki siyasi duruşun temelinde antiemperyalist, bağımsızlıkçı, özgür, halkın çıkarlarını ve refahını esas alan bir ülke ideali yatmaktadır. Kısaca “sol vatanseverler” diyebileceğimiz bu grubun CHP içerisinde yaşam alanı iyice daralacak olup, liboş kesim ile olan ayrışma keskinleşecektir. Bunun ilk işaretlerini KK kurultayda açıkça vermiştir.

Önümüzdeki süreçte CHP içerisindeki bu sol vatanseverlerin tasfiyesi, KK önderliğindeki mevcut antidemokratik ve liberal yönetim tarafından öncelikli bir hedef olacaktır. Oysaki CHP; mevcut kurumsal yapısı ile bu ülkenin geleceği açısından çok önemlidir. Dolayısıyla parti içi muhalefetin atacağı her adımda dikkatli olması ve gerekçe yaratacak sonuçlara yol açmaması gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki bu ülkede bir “Gezi” deneyimi yaşanmıştır. Ayrıca sol tabanın her şeyi dikkatlice izlemekte olduğunu da hatırlatmalıyım. Demem odur ki gerçek muhalefet halkın içerisinde yaşamaya devam etmektedir. Yapılması gereken ülke adına politika üretmeye, halkla ve sivil toplum örgütleri ile buluşmaya sakince devam etmektir. Ta ki CHP; gerçek sahipleri tarafından geri alınıncaya dek.

 

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.