• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Trabzon 17 °C

ONU TANIMIŞTIM!

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Basında yer alan bilgilerden öğrendiğim kadarıyla KTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü öğrencisi Metehan Tuna Göre, uğramış olduğu bir saldırı sonucunda ciddi bir biçimde yaralanmış ve maalesef hastanede beyin kanaması tanısı ile tedavi altına alınmış. Bütün ümidim ve arzum en kısa zamanda sağlığına kavuşup üniversiteye ve sevenlerine geri dönmesidir. Özellikle anne ve babasının çekmekte olduğu acıyı tüm benliğimle paylaşıyorum.

Tonya Livalobo’da yapılması planlanmış olan çimento fabrikasına ait yöresel tepkilerin üst düzeye çıktığı 1-2 yıl öncesinde, ben de bu toplumsal olaya dâhil olmuş ve çevre duyarlılığının bir gereği olarak yöre insanının yanında yer almıştım. Tamamen doğal reflekslerimizle gelişmiş olan bu haklı halk protestosunda Tonyalıların yanında yer almış olmak, benim için kariyerime takılmış bir yıldızdır. Halen çeşitli şekillerde devam eden hukuksal sürecin de yakından takibini yapmaya devam ediyorum ve büyük bir olasılıkla yargı; halkın talepleri doğrultusunda ve o güzelim doğal çevrenin korunması yönünde de karar verecektir. Buna inancım tamdır.

Tonya Çimento ile ilgili protestoların yoğunlaştığı o dönemde üniversitedeki çalışma odama iki öğrenci gelmişti. Birisi bizim bölümün öğrencisi diğeri de Metalurji ve Malzeme Bölümünden Metehan’dı. Tonya’da yürütülmekte olan çevre mücadelesini yakından takip ettiklerini ifade etmişler, kendi öğrenci grupları adına neler yapabileceklerini sormuşlardı. Günümüzde yüksek öğrenim gören gençlerin sahip olduğu bilinç ve bilgi düzeyini iyi bilen bir öğretim üyesi olarak, hem Metehan’ın hem de diğer arkadaşının göstermekte olduğu toplumsal duyarlılık takdire değer bir davranış olarak bende iyi bir izlenim bırakmıştı. Ben de kendilerine Tonya’daki Çevre Platformunun zaten gerekeni yaptığını, kendilerine yapabilecekleri bir şey olmadığını söyleyerek vedalaşmıştım.

Ve gazetelerde gördüğüm o yakışıklı fotoğraflarına, başına gelen bu dramatik olaydan sonra daha bir hüzünle baktım. Toplumsal duyarlılık taşıyan, yüksek öğrenim sorunlarına ilgi duyan, “kolektif” olmanın erdemine inanmış pırıl pırıl bir gencimizi bu duruma düşürenlere sözümüz elbette ki olacaktır. Başına vurulan darbenin gerekçesi nedir? Kızgınlık, öfke ne içindir? Metehan’ın yaşamına kastetmenin kime yararı vardır? Doğrusu neresinden bakarsanız bakın tam bir cehalet, hayvanlık, adilik, şerefsizlik… Gerisine dilim varmıyor.

KTÜ’nün bünyesinde özellikle geri bırakılmış halk kültüründen gelen, ne yaptığını tam olarak bilmeyen cahil bir öğrenci grubu maalesef mevcuttur. Bu grubun kontrolünde olan öğrenci konseyi aracılığı ile üniversitede etkili olduğu ve üniversite içerisinde belirli bir güç taşımakta olduğu herkesin malumudur. Bir öğretim üyesi olarak bütün öğrencilerimize aynı ilgiyi ve sevgiyi göstermek zorunda olduğumuzu çok iyi biliyorum. Nitekim bugüne kadar ders vermiş olduğum bütün öğrencilerin hangi dünya görüşüne sahip olduğu ya da siyasi duruşları konusunda en ufak bir fikrim dahi olmamıştır. Buna hiç ihtiyaç da olmamıştır. Ancak konu; taşımakta olduğu fikirler ve dünya görüşü nedeniyle saldırıya uğramış bir yavrumuz olunca en azından insani refleks göstermek hepimizin görevi olmalıdır diye düşünüyorum. Buna KTÜ’nün yönetimi de dâhildir. Bu anlamda aileleri tarafından bizlere emanet edilmiş olan yavrularımıza sahip çıkmak adına, hem rektörümüzü hem de diğer yöneticileri ses vermeye ve Metehan’a sahip çıkmaya açıkça davet ediyorum. Bu bir insani görevdir.

Metehan ve aynı dünya görüşüne sahip diğer öğrencilerimizin bugüne kadar vermekte olduğu çeşitli tepkiler ve bu tepkilerin şekli normal olmayabilir. Makam, para, çıkar beklentisi içerisinde olmadan sadece idealleri uğruna etkinlikler düzenleyen bu çocukları başımızın üzerinde tutmak zorundayız. O çocukların zekâ düzeyleri, sahip oldukları erdemler, adil bir sistem üzerine ürettikleri fikirler, espri anlayışları bu toplumun ortalamasının çok üstündedir. Hepsi ne yaptığını bilen, kendisini iyi kontrol edebilen ve en önemlisi yaşadıkları toplumun çıkarlarını her şeyin üstünde tutan bir dünya görüşüne sahip olduklarını çok iyi biliyorum. Bu anlamda aslında bu düzeydeki öğrencilerimizin varlığı, hem üniversitemiz hem de ülkemiz için umut vericidir. Onların yaşama bakış açıları “dünyayı değiştirebilirim” düzeyindedir. Bırakalım bu bakış açılarını devam ettirsinler, heveslerini ve ideallerini yaşasınlar. Bundan kimse zarar görmez, aksine çok şey kazanılır.

Metehan’ı o duruma sokanların kimler olduğunu bilmiyorum. Ama o zihniyeti çok iyi tanıyorum. O zihniyet kendi çıkarlarını ve konumunu maalesef bilmeyen halkın bünyesinden çıkan “geri” bir zihniyettir. O zihniyet; kendileri de dâhil olmak üzere yoksul halkın gerçek dostunun, Metehan’ın dünya görüşünde somutlaştığını bile anlamaktan uzak, sığ bir zihniyettir. Bu bağlamda, o zihniyete sahip öğrencilere uyarım odur ki; şiddete asla başvurmayınız. Atacak olduğunuz her adımda en az üç defa düşünmeden harekete geçmeyiniz. Kimin adına ve kimin çıkarlarına hizmet ettiğinizi anlamaya çalışınız. Bu ülkenin içerisine düştüğü bataklığın temelinde, halkın temiz duyguları üzerinden yürütülmekte olan sömürü olduğunu bir an önce kavramaya çalışınız. Umarım değişebilmeyi, anlamayı, gerçek dostluğu görmeyi bir gün başarabilirsiniz.

Sevgili Metehan’a acil şifalar diliyorum. O güzel tebessümü ile kendisine odamda yine bir çay ısmarlamak istiyorum. Sakın beni üzme yakışıklı çocuk.

 

   

 

   

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.