• BIST 88.152
  • Altın 145,248
  • Dolar 3,5973
  • Euro 3,8072
  • Trabzon 8 °C

Gülmece Güldürmece

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

 

Türkiye’nin son dönemde her alanda yaşamakta olduğu karmaşık sürecin içerisinde kafası karışmayana helâl olsun doğrusu. Her gün karşımıza çıkan yeni bir durum ya da gündem oluşturan olaylar karşısında yapılmakta olan değerlendirmeleri gördükçe, insan kendi zihninde yer almakta olan referanslarından şüphe etmeye başlıyor… Güleceğim geliyor!

Toplumda kanaat önderi olarak görülmekte olan şahsiyetlerin, uzmanların, politikacıların; tutarsız, ilkesiz, değerlendirmelerini gördükçe insanın “Levent Kırca” diyesi geliyor. Bu toplumda mizahın en etkili güç olduğuna inanmakta olan birisi olarak, bu gücün de diğer güçler gibi eritilmekte olduğunu ve etkisizleştirildiğini anlamak hiç de zor değil. Gülmeyi unuttuk mu ne?

Levent Kırca, Müjdat gezen, Metin Akpınar, rahmetli Kemal Sunal, rahmetli Nejat Uygur, Ferhan Şensoy gibi usta mizahçıların yakın geçmişte toplum üzerindeki etkilerini hatırlamak hiç de zor olmasa gerek. Metin Akpınar’ın “sofu” ya da “kabadayı” tiplemeleri, Levent Kırca’nın “kırmızı burunlu ayyaş” canlandırmaları, Nejat Uygur’un “emzikli” yaramazlıkları gibi gülme krizine yol açan sahneler hepimizi bir dönem müthiş etkilemiştir. Zira bu “gülmece yoğun dönemlerde” ülkede göreceli bir hoş görü ortamı olmasının yanı sıra, usta komedi sanatçılarının aynı döneme rastlamış olmalarının da etkisi vardı.  

O dönemlerde özellikle TV ekranlarında yer alan güldürü programlarının kıymetini insan şimdi çok daha iyi anlıyor. Zira günümüzde böyle bir zevkin yaşanması imkânı maalesef kalmadı. Bu durumun çeşitli nedenleri üzerinde durmak ve sonuç üretmek mümkündür. Ancak söylenebilecek ilk söz herhalde toplumdaki hoşgörü eksikliğidir. Düşünün ki Levent Kırca, ülkedeki cemaat-hükümet ayrışmasına el atmış, bu konuyu kendisine has üslup ile işlemiş… İnsanın hayaline bile gülesi geliyor. Aynı Levent Kırca’nın ülkedeki yolsuzlukları oynadığı, bu olaylar üzerinden sistemin arka planını anlatmış olduğu sahneleri hayal edebilir misiniz? Herhalde gülmenin son halini yaşar, kendimizden geçerdik (ağlamamız gerektiği halde!). 

Metin Akpınar’ın Türkiye’de solun içerisine düşürüldüğü çıkmazı sahnelediğini hayal edebilir misiniz? Elinde taş tespihli ve sakallı bir sofunun sosyal demokrat bir partide danışmanlık yaptığı bir sahneye gülmeyen beri gelsin… Partilerde yaşanan iç çekişmeleri, kavgaları, bireysel hırsları bir kabadayı edasıyla canlandıracak olan bir Metin Akpınar’ı kim zevkle izlemez?

Ara sıra TV ekranlarında görebildiğimiz Müjdat Gezen’in eğitim sistemindeki yozlaşma üzerine yapacağı parodilere ne dersiniz? Lisede okuması gerekirken MEB tarafından yapılan hata sonucu ilkokula yerleştirilmiş bir öğrenciyi canlandıracak olan Müjdat Gezen’i izlerken bizi kim tutabilir? Mümkün değil…

Evet, yönetmenlik damarım tuttu diyelim ve bu örnekleri daha fazla uzatmadan ana konuya dönelim: Günümüzde toplumda eleştiriye ve nükteye, hoş görüye yasak konulmuştur. Mizah; hâkim güçler tarafından bir tehdit unsuru olarak algılandığı için dolaylı olarak toplumun gündeminden çıkartılmıştır. Babayiğit bir TV ekranında hiçbir siyasi içerikli güldürü programı var mıdır? Ya da varsa da bizim mi haberimiz yoktur. Keşke öyle olsa, ama maalesef mizah halkın doğruları kavramasında ve toplumdaki ayrışmayı önleyip halkın ortak doğrularda buluşmasına neden olarak, siyasetçilerin gerçek yüzünü ortaya çıkaracağından Türkiye’den silinme noktasına gelmiştir. Siyasi mizah sadece birkaç dar bütçeli derginin eline kalmış ve gündemden düşmeye mahkûm hale getirilmiştir.

Böyle programları yapmayı göze alabilen bir babayiğit medyaya ne kadar da ihtiyacımız var. Bu toplumun gerçekleri görmesi ve anlaması için Levent Kırca, Müjdat Gezen, Metin Akpınar gibi değerlerimizi ya da onların meşrebinden gelen yeni yetenekleri yeniden çok daha bekleyecek miyiz?

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Kazım Yanal ve bel altı atmak!
  • Trabzon’da ‘hayır’ mı, ‘evet’ mi önde?
  • Bakan Soylu’nun kahvaltısı!
  • Fabrikaya yol sürgünü mü?
  • ‘Salih bey çok çalışıyor!’
  • Oltan Vakfı ve Şehir Müzesi!
  • Sinan Zengin’e Çubukçu freni!
  • Ülkücüler fire vermez!
  • 400 milyonluk hayal!
  • Hayır ve eveti neye göre vereceğiz!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.