• BIST 88.258
  • Altın 145,965
  • Dolar 3,5936
  • Euro 3,8018
  • Trabzon 13 °C

Güzel insanlar Kasım’da ölüyor

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Özgürlüğüme çok düşkünüm.

Birisinin beni kısıtlaması, yönetmesi hiç hoşuma gitmez.

Ama sevdiğin, saygı duyduğun bir insanın beni eleştirmesi hatalarımı ve olumsuzluklarımı düzeltmeme yardımcı olur.

Bugüne kadar çok karşılıksız emekler verdim. Çoğunlukla karşılığı ise köstek oldu, yara oldu.

İnsana uzatılan yardım elinin insanın aslında evrimsel gelişiminde genlerine kodlanmış olduğunu biliriz.

Bana yazmam konusunda yardımcı olan ve bana hep destek olan, her konuda desteklerini yanımda hissettiğim, bir tanesi tatlı sert, diğeri hep yumuşak huylu ve sakin ses tonuyla huzur veren iki kıymetli insanı anlatmaya çalışacağım bugün.

Verdikleri emeği boşa çıkarmamak için o kadar okudum, o kadar yazdım ve konuştum ki,  Bana o kadar çok şey kattılar ki, umarım yattıkları yer nurlarla dolu olsun.

Bu ay o iki kıymetli ismin ölüm yıldönümleri.

Ülkemizde aydın olmak, uslanmaz, etki altında kalan kitlelere bir şeyler verebilmek için hayatını bile riske atmaktır. İşte size iki değer Ömer Lütfi Mete ve Aytunç Altındal…

Açık sözlü olmak bizim ülkemizde istenmeyen adam olarak damgalanmayı işaret eder. Çoğu zaman istenmeyen adam oldular.

İçlerinde yaşadıkları çatışmaları, sevdaları bizlerle hiç katışıksız paylaştılar.

Bazen bir spor yorumcusu, bazen gözü yaşlı bir şair, bazen yazar, bazen ise bir dizi yorumcusu olarak karşımıza çıktılar. Nüktedan tavırları ile de bazen şaşırttılar.

Azrail’den hiç korkmadılar. Çünkü ikisinin de Allah aşkı o kadar sınırsız ve ulvi idi ki. Hayata bağlanıp hayatlarını hiç sınırlamadılar.

Biz onları hiç tanıyamadık. Biz onlara gerekli saygıyı da gösteremedik.

Delikanlı adam olmak kaç kişiye nasip olur ki, onlar delikanlıydı.

Görevden kaçmayan, görev aşkıyla yanan, ülkelerinin çıkar ve menfaatleri için ise tüm tehlikeleri göze alan iki korkusuz deha; İki cesur yürek.

Yaşanmışlığın verdiği olgunluk kadar, sevgi dolu ve deneyimlerini hiç kompleksiz yaşayan ve paylaşan iki isimdi onlar…

Bağımsız kişilikleri bazen hiç hak etmedikleri şekilde onları mücadelelere sürüklemiş. Ve onların yıpranıp yorulmalarını getirmiştir.

Doğru bildiklerini hep konuşup, yazdılar; Kimsenin etkisinde kalmadan.

Goldani “Altın kir tutmaz. Temiz kalpler de öyle” demiş. Bu söz Ömer Bey ve Aytunç Bey için biçilmiş sözdür.

Ruh olgunluğu taşıyan bu isimler sürekli eleştiri oklarından nasiplerini de aldılar.

Onların da kaygıları, endişeleri ve çılgınlıkları vardı. Çünkü onlar aynı zamanda sanatçıydılar.

İkisinin de isyankar tarafları vardı. Kimlik sorunu olanlara, mezhep kavgalarına, dinin yanlış algılanmasına, gençlerin yok oluşuna, adaletsizliğin hüküm sürdüğü siyasi sisteme, kapitalizme hep karşı çıktılar. Hep aykırı oldular. Hiç baş eğmediler.

Anadolu medeniyetleri, Ortadoğu,  derin devlet, dinler ortak konularıydı. İkisi de bu konuların uzman ve dahileriydi.  

Acaba düşündükleri ve istedikleri yaşamı sürdüler mi? Tanıdığım kadarıyla Aytunç Beyin Teşvikiye’de o meşhur kafede dostlarıyla paylaşımları ve sohbetleri, onun mutlu bir yaşam sürdüğünü hissettirirdi bana.

Ömer Beyin ise bazen eşine ve çocuklarına dair paylaşımları onun çok mutlu bir ailede huzurlu bir yaşam yaşadığını; Hele de eşine karşı olan aşkı, bu çok sert duruşlu ama yüreği kocaman adamın ne kadar hassas bir insan olduğunu hissettirirdi.

Mevsimlerden hazan yani sonbahar hüznün habercisidir. Kasım ayı ise bu hüznü bize en çok yaşatandır. Sanki güzel, kıymetli ve de nitelikli insanlar hep kasımda ölüyor.

Bu iki değer Türkiye ve Türkiye’nin çıkarlarını esas alan çalışmaları ile bizlere ışık tutmuşlardır. Benim hep ışığım olmuşlardır.

Dinler arası diyalog konusunda Aytunç bey, “Müslüman kitlelerin kafasını karıştırmaktan başka bir şey değildir. Dinler arası diyalog diye bir şey olamaz. Azınlık ve mezhepler üzerinden kaşıdıkları bu olay dinler arası diyalog değil aidiyetleri azalmış, kontrol edilebilir milletler yaratmaktır. Bu safsataya kanmamak gerekir” demişti. Bu gün yaşadıklarımıza bakarsak ışığı bizlere Altındal’ın yıllar önce yaktığını görürüz.

Ömer Lütfi Mete “Allahsız Müslümanlık“ kitabı ile gerçek Müslüman’ın kim olduğunu ya da olmadığını analizleri ile anlatmıştır. İsmi çok tartışılan bu kitap bugün ne kadar doğru ve yerinde bir kitap olduğunu bizlere göstermiştir.

Ömer Bey halka düz mantıkla öğretilen dini öğretilerin yanlış olduğunu ve inancın aşkla öğretilebileceğini aşık olarak da sürdürülebileceğini savunmuştur. Dayatmalar, Allah’ı anlamayı engeller. Zamanla insan Allah için yaşamayı unutur, insanlar için ve kendi için yaşamaya başlar. Bu da inanç sistemine zarar verir. Allah ile her zaman beraberlik içerisindeki İslâm’ı algılayış ve yaşama biçimini savunmuştur. Yani her şeyin sevmekle başlayıp, sevmekle devam edeceği ilkesiydi onun için as olan.

Yattığınız yer nurlarla dolu olsun. Dostluğunuz, ağabeyliğiniz, desteğiniz, arkadaşlığınız için binlerce kez teşekkür ederim. Hakkınız asla ödenmez. Ben bugün bir şeyler yazabiliyorsam sizler sayesindedir. Birde senaryo yazabilirsem belki Ömer beyin dileğini de yerine getirmiş olurum. Kim bilir yeti ve yetenek isteyen bu sanat dalı, benim de vazgeçilmezim olur.

Bir daha böyle isimler gelir mi? Bilinmez ama inanın çok şanslıymışım. Hayat onları karşıma çıkardı ben de sizlere onların öğretileri ışığında bir şeyler yazmaya çalışıyorum.

 

 

  

 

 

     

 

 

  

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Bakan Soylu’nun kahvaltısı!
  • Fabrikaya yol sürgünü mü?
  • ‘Salih bey çok çalışıyor!’
  • Oltan Vakfı ve Şehir Müzesi!
  • Sinan Zengin’e Çubukçu freni!
  • Ülkücüler fire vermez!
  • 400 milyonluk hayal!
  • Hayır ve eveti neye göre vereceğiz!
  • Sağıroğlu neden cevap vermedi?
  • Yarı Maraton’u kim düzenliyor?
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.