• BIST 97.533
  • Altın 146,268
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Trabzon 18 °C

MİLLİ İRADE AYIBI

Ö. Faruk Altuntaş

          

            Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Haşim Kılıç’ın bir soru üzerine seçim barajları konusunda yaptığı açıklama, tartışmaların odağına oturdu. Yüzde onluk seçim barajları ve seçime katılan partilere yapılacak hazine yardımı konuları, daha önce yapılan bireysel başvurular ile AYM’nin gündemine gelmişti.

AYM Başkanı açıklamasında, “Bireysel başvuruda bulunan partiler,  % 10 barajının hak ihlali olduğunu tespit etmemizi ve iptal kararı vermemizi istiyor. Şu aşamada bir şey söyleyemem. Ancak hak ihlali başvurusu için 2–3 hafta içinde karar verilir. Hak ihlali yönünde karar çıkarsa hemen uygulanır.”  anlamında süreci özetlemiş, ancak işin esası hakkında bir şey söylememişti.

Açıklama üzerine, başta Cumhurbaşkanı olduğunun farkında olmayan Erdoğan olmak üzere, Hükümet yetkilileri ve değişik siyasi çevreler yaygın biçimde tartışmaya katıldılar.

Tartışmanın yoğunluğu ve sıcaklığı, kısaca seçim yasak ve engelleri ile örülü demokrasi ayıbının mevcudiyetini bir kez daha gözler önüne serdi.    

                                                     ***

Her tartışmaya bir siyasal taraf gibi atlayarak Cumhurbaşkanı olduğunu unutan Erdoğan, AKP Hükümeti ve çevresindeki siyasal kesimler, “Milli irade” ve “Sandık” sözünü çok severler.

Nitekim, Cumhurbaşkanı (olduğunu unutan) Erdoğan, yaptığı açıklamada, “Milli irade seçim sandığında belirlenir. TBMM’de tecelli eder… Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bürokrasinin değildir. Egemenlik Anayasa Mahkemesinin de değildir… Hiçbir kurum kendisini milletin üzerinde, milletin meclisinin üzerinde görmesin” diyerek esti, gürledi.

Şimdiye kadar ki ağırlıklı etkinliği söylenenleri tevil etmek olan TBMM Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu ise, “Hiç kimse tribünlere oynamasın, kendi konumunu güçlendirmek için bu yollara gitmesin… Bu tartışma Anayasa Mahkemesi’ni kalsın mı, gitsin mi noktasına getirir” diyerek işi tehdide kadar vardırdı.

                                                    ***

Bu tartışmayı fırsat bilerek bazı gerçeklerin tekrar altını çizmek gerekiyor.

Gerçekte bu tartışmaların, bunca deneyimden ve bütünleşmekte  olduğumuz AB uygulamalarından sonra gereksiz hale gelmesi gerekirdi. Ancak beslenilen kanallar içinde demokratik kanal olmaması ve ilkesizliğin esas olması nedeniyle, demokratik değerlerin özümsenmesinde bir arpa boyu yol alamıyoruz. Dönüp dolaşıp aynı kısır tartışmalarla oyalanıyoruz.

Kuşkusuz ki, demokrasilerde yönetimin meşruluğunun ana kaynağı seçimlerdir. Kısaca egemenliğin kaynağı halktır.

Burada sorun yok. Ancak bu ifade her şeyi açıklamıyor.

İnsanoğlunun yaşadığı deneyim sonucu edindiği demokratik değerler olarak; genel oy ilkesi, eşit oy ilkesi, gizli oy açık sayım ilkesi, serbestçe ve eşit yarışabilme ilkesi, yargı yönetimi ve denetimi ilkesi, temsilde adalet ilkesi vb. ilkelerle seçimlerin de meşruluğunun sağlanması gerekir.

Birinci husus, kullanılan oyların olabildiğince eşit olarak Meclise yansımasıdır. Eğer kullanılan oyların yüzde yirmisi, otuzu Meclise yansımıyorsa, orada milli irade yoktur. Milli aldatma vardır. Bu nedenle, dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde görülmeyen yüzde on barajından Türkiye’nin ivedi olarak kurtulması gerekiyor. Sen benim oyuma saygı göstermiyorsan, ben senin oyuna neden saygı göstereyim? Kuzu’lar da kurtlar da bunu bilmelidir.

İkinci husus, tarafların eşitçi ve serbestçe yarışabilmesidir. Kısaca, en azından seçime katılan partilere belli ölçütleri esas alarak eşitlik ilkesine göre Hazine yardımı yapılması gerekir. Müteahhitlerden alınan avantalar, müteahhit partilerinin olsun. Ancak, Hazineden partilere yardım yapılıyorsa, benim ödediğim vergilerden partilere yardım yapılıyorsa, benim yarışmaya katıldığım partiye de Hazineden yardım yapılmalıdır.

Üçüncü husus, Anayasanın 6. Maddesinde belirtildiği gibi, “Egemenlik” kayıtsız şartsız Milletindir; ancak yine 6. maddede belirtildiği gibi; Millet, “Egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır”. “Egemenliğin kullanılması, hiçbir kişiye, zümreye bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”

Kısaca belirtmek gerekir ki, “Meclis” gibi “Anayasa Mahkemesi” de Millet egemenliğinin kullanıldığı anayasal bir organdır. Kararlarına katılırsınız ya da katılmazsınız; ancak, saygılı olmak ve uygun davranmak zorundasınız. Yukarıda bir kısmı sayılan ilkelere göre meşruluğu tartışmalı Meclis çoğunluğunuza dayanarak her şeye karar veremezsiniz. Egemenliğin kullanımı hiçbir kişiye ya da zümreye bırakılmamıştır; tam tersine değişik Anayasal organlar arasında paylaştırılmıştır.

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.