• BIST 104.918
  • Altın 147,092
  • Dolar 3,4930
  • Euro 4,1820
  • Trabzon 22 °C

KOCA YUSUF

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Kendisine rutin bir eczane ziyaretinde rastlamıştım… Kısa bir “hasbihal” ettikten sonra kalfadan, herkesin kullandığı türden biraz pahalıca iki kutu mide ilacı istedi. Cebinden en büyük banknotu çıkarıp uzattı ve az bir para üstü alıp cebine attı. “Hayırdır Abi?” diye sorduğumda “ilaçlar bizim …’a lazım, buradan alıp yolluyorum” demiş ve zihnimdeki ilk imajını çizmişti.

Kendisi bir pediatrik kardiyoloji hocası olan Prof.Dr. Yusuf Gedik; fakültesindeki arkadaşlarına bu pahalıca ilaçları reçetelendirmeyip, en yakını için kendi cebinden parasını ödeyerek eczaneden satın almıştı. Başka hekim hocalarımızın böyle durumlarda ne yaptıklarını bilmiyorum, ama bizatihi tanık olduğum bu davranış beni oldukça etkilemişti. Vicdan dedikleri işte böyle bir şeydi. Doğru ve yanlış arasında hiçbir dış etki ve zorlama yokken bile tamamen kendi tercihi ile doğru olanı yapmak… Yusuf Abi özünden vicdan sahibiydi.

Ülkemizde son yıllarda maalesef “sağlıkta uzmanlığın bir an önce paraya çevrilmesi” anlayışı yaygınlaşmıştır. Kendilerinin hak ettiklerine inandıkları emeklerinin karşılığını, almaları gereken yerden (sosyal devletten) alamadıklarından dolayı, hekimlerin belirli bir kısmı bu açığı kapatmanın kestirme yolu olarak hastalara yönelmişlerdir. Prof. Dr. Yusuf Gedik; “tam gün”, “fakültelerde özel muayene” vb. adlar altında işleyen “anormal bir sistemi” bu ülkede bizlere yaşatan iktidarların paraya teşvik ettiği hekimler arasında hiçbir zaman yer almamıştır. Bugüne kadar Yusuf Hocanın; maaş ve sistemin verdiği yan ödemelerin dışında, bir tek hastasını dahi parası karşılığında özel muayene ettiği ya da parayı bir amaç haline getirdiği görülmemiştir. Bırakın para kazanmayı, bu satırlarda anlatılamayacak kadar (bizatihi yaşadığım örnekler vardır) etrafındakilere maddi destek olan bir başka tıp hocasını ben henüz tanıyamadım.

Yusuf Abiyi tanıdıktan sonraki dönemde anlamıştım ki benim üniversitemde de, güçlü bir irade sahibi, dürüst, karizmatik, yardımsever (bu özelliğini herkesten gizlemeye çalışır), maneviyat sahibi, paraya inanılmaz uzakta, sözüne güvenilir ve alanında başarılı en az bir tane tıp hocası vardı. Geçmiş dönemlerde anormal idari zorlukların yaşanmış olduğu KTÜ’de her moral bozucu olaydan sonra kendisine danıştığımda “insan yenilebilir ama pes etmemelidir” diyerek bizleri fazlasıyla motive etmeyi başaran baba bir adam...

Hiç unutmam; KTÜ’de meşhur bir baskıcı rektör döneminde oditoryumda yine bir rektör oylaması için toplanmıştık. Karşısında duran herkesin bacaklarının korkudan titrediği o malum rektör; seçim başlamadan önce kendisine yakın isimlerden oluşan bir sandık kurulunu açık oylamaya sunmuş ve havaya kalkan eller ile “kabul edilmiştir” dediğinde de Yusuf Abi arkalardaki yerinden kalkarak, o malum rektöre bağırıp postayı koymuştu… “Senin seçtiğin o kurul kukladır… O kurulu kabul etmiyorum. Bu seçim demokratik olmayacaktır. Seni de, o kurulu da protesto ediyorum…” demiş ve oditoryumu terk etmişti.

Korkunun dağı taşı sardığı o dönemlerde böylesine mertçe, yiğitçe, cesurca, ilkeli bir çıkış yaparak benim gözümdeki karizmasına karizma katmıştı. Bu davranışı ile KTÜ’deki çıkarsız, hesapsız idealistlere yeni bir yol daha göstermişti… Asla korkmayın, çekinmeyin, doğru bildiğinizi her yerde haykırın! Kaybedeceğiniz hiçbir şey yok… İdealleriniz için yaşayın.

Hasta muayene dışında kalan saatlerinde odasına her gidişimde elinde mutlaka güncel bir inceleme, araştırma kitabı olurdu. Büyük bir dikkatle okuduğu kitaplarındaki tema üzerine büyük bir keyifle sohbete dalardık. Yusuf Abi kitabı sadece okumazdı; elinde cetvel, uçları açılmış kısa kurşun kalemi ile önemsediği cümlelerin altlarını çizerdi. Muhtemelen tekrar göz attığında kendisini etkileyen o cümleleri tekrar okuyabilmek için bunu yapardı. Dürüstlüğüne inandığı, ülkenin birliğine ve bütünlüğüne sahip çıktığına inandığı her düşünceden yazarın kitabını siyaset ayrımı gözetmeden okurdu. Ben; birçok sol ve ulusalcı görüşler taşıyan yazarın adını bu “milliyetçi” hocamızdan öğrenmiştim. Uçları kalemtıraştan yeni çıkmış renk renk kısa kurşun kalemleri, masasındaki kutunun içinde pek de şirin görünürdü.

Hacettepe Üniversitesi çıkışlı olan Yusuf Abinin, son derecede zekice yaptığı analizlerin pek çoğunu hafızamda saklamaya devam ediyorum. Bu analizlerde; bireysel çıkar ve ikbal olmayan, yurt ve vatan sevgisi öncelikli, toplumsal ve kamu yararı gözeten bir eksen vardır. İyi bir halkçının taşıması gereken birçok özelliğe sahip olan, bu görüşlerini açıkça herkesle paylaşmaktan çekinmeyen bu doğrucu ve inançlı insanın, kendi fakültesindeki yerini artık tahmin edebilirsiniz sanırım… İnsanların idealleri için değil, kendi ceplerinin hacim ölçüleri için yaşamaya başladığı günümüzde, Yusuf Abi gibiler “saygın ama…”, “güvenilir ama…”, “dürüst ama...” diye bilinmektedirler. Ülkemizde halen maalesef işte bu “ama”lardan sonrası karakter tanımlamada etkili olmaktadır. Nedense?

Tarihimizde önemli bir yeri olan dünyaca ünlü pehlivanımız Koca Yusuf’un bu ünü gücünden gelmekteydi. Başpehlivanlığı Kel Aliço’dan devralırken yaptığı saatler süren güreş ve sonundaki duygusal diyalog unutulmazlar arasına girmiştir. Koca Yusuf güç sembolü olmasının yanı sıra; mertlik, kararlılık ve azim, cesaret, yurt sevgisi, dürüstlük gibi özelliklerin de toplandığı tarihsel bir simgemizdir. Ben ve bütün tanıyanlar, bu özelliklerin birçoğunu Yusuf Gedik Hocamızda gördük. Benim yaşam felsefem içerisinde Yusuf Abi bir “Koca Yusuf” olarak yerini almıştır.

31 Aralık 2014 tarihi itibarıyla bu kanaat önderi hocamız emekli olarak üniversitedeki görevinden ayrıldı. Çok daha sakin ve dingin bir yaşama adım attı. Ama iyi bir idealist ve fikir adamı olarak bizlere yine yol gösterici olmaya devam edecek. Çok şükür ki o da bizler gibi bir Trabzon sevdalısı… Uzunsokak’ta yine birden önüme çıkacak ve yine ayaküstü “hasbihal” edeceğiz.

Sana sağlık dolu uzun ömürler dilerim Yusuf Abi, sana çok ihtiyacımız olacak, bunu bilesin. Çok şanslıyım ki seni tanımışım. 

Bir Teşekkür: Kayınpederim Sayın Av. Orhan Çağlayan’ı, bacak damarına yaptığı başarılı bir operasyonla tekrar sağlığına kavuşturan, yakın ilgisi ile büyük moral destek sağlayan KTÜ Tıp Fakültesi KVC öğretim üyesi Sayın Y. Doç. Dr. Zerrin PULATHAN hanımefendiye teşekkürlerimi sunarım.  

  

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.