• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Trabzon 14 °C

DEĞİŞİM DEMEK ATATÜRK DEMEK

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Kararlarımızı, huylarımız bizi biz yapan karakterimizi değiştirmemiz mümkün mü?

Psikologlar karakterimizin % 85’nin üç buçuk yaşına kadar şekillendiğini söylüyor.

Yani kişinin % 85’nin değişmesi söz konusu değil gibi gözüküyor.

Biz bugün bizi idare edenlerin değişmelerini hatta iyi yönetici olmalarını istiyoruz. Ama istemek hiçbir şeyi değiştirmiyor; Bu durumda bizlere de kabullenişten başka bir şey kalmıyor.

Sadece yaklaşan seçimlerde birey olarak, belki oyunun rengini değiştirmektir, kötü dediğiniz gidişe dur demenin asıl hedefi.

Bizler kendimizi değiştiremezken başkalarının değişmesini beklemek hayalle iştigaldir.

Değişmek başka bir kimliğin bedenine yerleşmesini istemektir. İyi ya da kötü…

Değişmek bir dönüşümdür.

Değişmek izin vermektir.

Değişmek direnmektir.

Değişmek değişime güvenmektir.

Değişim aslında özgürlüktür.

Hani ıssız bir adaya giderseniz yanınıza alacağınız üç şey nedir diye sorulur ya işte o üç şey insanın aslında özgürlükleridir. Ne istediğini bilmektir. Çünkü adada sadece sen ve istediklerin olur yani adanın sahibi sen olursun. Kimse seni yönetmez. Kimse seni değiştirmeye kalkmaz. Kimse seni üzmez; Sadece sen ve istediğin üç şey.

Geçenlerde bir sanatçı yılbaşı konserinden hemen sonra uçağa atlayıp, huzur bulmak ve ziyaret etmek amacıyla, coşkulu, alkışlı sahnenin tozunu, enerjisini bırakıp derin şehir Mardin’i solumaya gitmiş; Gayet güzel ve takdir- şayan bir davranış. Bu sanatçı değişimi mi seçti? Nedir bu kadar dingin, huzur, mutluluk aşılayan konuşmalar ve ulvi olma çabalarının altındaki gerçekler. Değişim dönüşümse bu gördüklerimdeki değişim bence tahavvül değil, olduğundan başka biri gibi gözükmektir. Ben size neden inanmıyorum acaba? Ben kötü müyüm? Analiz yapabilen miyim? Gerçekleri görebilen miyim de acaba sizin gibilere bu yüzden inanmıyorum?

Halkın arasından geldi kimsesizlerin kimsesiyim dedi.(Her ne demek ise) Bugünlerde değişimin en büyük ve görkemli halini yaşıyor; Rüzgâr kendilerinden yana esti. Şimdi Ak Sarayının Cumhurbaşkanı oldu. İşte sizlere değişimin en büyük göstergesi…

Türkiye’nin bir saraya ihtiyacı var mıydı? Evet tabii ki vardı. Saray bir ülkenin itibarı ve gösterişidir. Buckingham, Kremlin, Versay, Alhambra gibi saraylar dev ve gösterişli yapılarıyla statü sembolü olmalarının yanında, ülkenin tarihine tanıklık etmiş birer mirastırlar; Tıpkı Topkapı Sarayı gibi. Ankara’nın da bir saraya ihtiyacı vardı ama Atatürk Orman Çiftliğinde değil… Değişimin bir adımı mıydı Ak Saray? Evet; Bir adımdı ama yanlış yerde ve asıl gösterişimiz Atatürk’e ait bir yerde olmasıydı doğru olmayan.

Ne kadar uğraşırsa uğraşsınlar bir şekilde karşılarına değişimin en güzel örneği Atatürk mutlaka çıkıyor. Çünkü değişim demek Atatürk demektir. Siyasette bile bugünkü politikacıların izleyip rol kaptığı ve oy aldıkları liderdir Atatürk. Siyasetin önderidir. Atatürk demek devrim demektir.

Sessiz yığınların sesi kimseyi konuşturmadı; Sadece kendisi konuştu.

Sessiz yığınlar hala sessiz ve aç. Ne değişti?

Kendileri siyasetin beklentisi kalmamış kitlelere gidip umut dağıtacaklardı. Bu ilke ne kadar gerçekleşti bilinmez ama gördüğüm en önemli nokta kitlelerin kategorilere ayrıldığı gerçeğidir… Değişimi ayrımcılık olarak farklı bir anlamda gördük ve yaşadık.

Yoksul kimselerin yardımcısı sloganı ile geldiler ve yoksulda değişim adına hiçbir gelişme görmedik… Yine yoksulun ve tabii ki bizlerin yar ve yardımcısı Allah’tan başka hiçbir varlık değil.

Türkiye’de bir değişim olduğu gerçek. Ama bu değişim eskiyi aratır durumda mı yoksa yeni gelişmeler ile “Yeni Türkiye”  için olumlu mudur şimdilik bilinmez?

Tarih yeniden mi yazılıyor?

İnsanlar istedikleri şeylere ulaşmak ve değişmek için ya karar alırlar ya da mış gibi gözükürler.

Değişmeyen tek şeyin değişim olduğuna dair bilinen o meşhur ifade bir kez daha haklı çıktı maalesef.

Evet, İnsanlar hayatlarında değişimler yaşayabilir, bu değişimde ise değişmemek düşünülemez. Çünkü her şey değişiyor ama bir gerçek var ki üstelik de bilimsel değişmeyen tek şeyin insanın ta kendisi olduğu gerçeği... Tıpkı 3,5 yaşına kadar karakteristik her şeyin şekillenmesi gibi… Hamur belli ya tatlısın, ya da tuzlu.

Değişim bir dans değildir. İstediğin müziğe göre şekillendirebileceğin bir dans türü ise hiç değildir.

60’lı yıllar değişimin en büyük rüzgârının yaşandığı yıllardır. Bu değişim insanı barış, kardeşlik ve eşitlik gibi kavramlarla tanıştırdı. Tanıştığımız bu kavramlar bugün değişim adına dünyada maalesef olumlu rüzgârlar estirmedi.

Bizler bugün “Yeni Türkiye” kavramı ile hiçbir şeyin olumlu yönde değişmeyeceğini bildiğimiz halde yine de küçük değişimler için bekliyoruz özlemle.

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.