• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Trabzon 11 °C

Acaba hayırlı diye bir şey yok mu?

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Yerle gök arasında yine buruk bir çığlık attık ve dedik ki.

Vah, vah, vah…

Yerden göğe doğru ellerimizi uzatıp vazgeçmeden diliyoruz.

Dileğimiz; İyilik ve doğruluk üzerine.

Avuçlarımızı Allah’a doğrultup dualar ediyoruz.

Diyoruz ki; “Allah’ım her şeyin iyisini, güzelini sen bilir ve sen veririsin. Hak edenin galip geldiği bir oylama olsun inşallah”

Ama sonuç yine haksızların galip geldiği bir sınav; Nefesimiz mi kuvvetli değil acaba?

Yine çok tanıdık bir sonuçla, karşı karşıya kaldık.

Ülkemde tanımadığım ve tanımak istemediğim bu insanların zafer çığlıkları kulağımı rahatsız ediyor. Ya sizin?

Yine unuttunuz!

Yine unutturacaklar her şeyi.

Uhulet ve suhulet gibi “toz kaldırmadan” iş hallediliyor. Uygun ortam yaratılıyor ve işlem tamam. Bu uhulet ile olaylar kesinlikle kardeşçe değil ama sessiz ve de sakin hallediliyor.

Bizde dualarla saf kalbimiz ve iyi niyetimizle diliyoruz ve istiyoruz. Ve yine diyoruz ki “Hayırlısı olsun.”

Neyin hayırlısı?

Hayır mı kalmış? Şer almış başını koşuyor adeta…

Olanlar oldu. Zaten hep olmuyor mu?

Ahlanan ve vahlanan bizler, hep dualarımızla baş başa kalıyoruz.

Geçenlerde oğlum, “Anne hep hayırlısını diliyorsun. Acaba hayırlı diye bir şey yok mu?” dedi.

Evet acaba hayırlılar yok mu oldu?

Size birçok örnek verebilirim ama şimdi aklıma gelen bir yaşanmışı hatırlatacağım.

İzmir’de Soma’daki maden faciasını protesto gösterileri sırasında gözaltına alınmak istenince korkup altını ıslatan ve basına yansıyan çocuğu ve akıbetini hatırladınız mı? 13 yaşında ergen bile olmamış bir çocuğun bu yüzden 3 yıl hapsi istenmişti?

O çocuk ve ölen Berkin için bazı düşünceler terörist dedi.

O çocuklar için kötü çocuk dendi.

Daha neyin ne olduğunu bilemeyecek kadar küçük çocuklar. Ne hırsızlık ne kap-kaç yaptılar ama suçlu bulundular.

Sahi biz ülke olarak nasıl bir sınavdan geçiyoruz.

Şöyle bir bakıyorum yaşananlara, hep aynı bozuk düzen.

Bir lokma ekmek uğruna mücadele eden gözleri kör edilmiş insanlar.

Ezen, doymayan insan haklı ve mutlu insan iken; ezilen insan mutsuz insan ve tabii ki haksız insan oluyor.

Vicdan insanı besleyen bir duygudur.

Vicdan acı verendir.

Vicdan muhakeme edendir. Kişiyle baş başa kalıp sorgulayandır.

Bu gün için gece yastıktaki vicdan huzurunun, sandıktaki oy kadar kıymeti kalmamıştır.

Artık söylenen sözün doğruluğu değil, o söz için kalkan ellerin sayısı önemlidir.

Ne vicdanından bahsediyorum ki…

Tarihin giyotini politikayı bir onur savaşı kılan ne varsa biçmiş, yerle bir etmiş, geriye sadece kaba bir çıkar mücadelesi bırakmıştır adeta.

Ortada hep büyük hesaplar ve bu hesapların yarattığı çıkar ilişkileri var.

Bu kadar bencillik niye? Neden hep sen; Ya biz! 

O, bu, şu, onlara ne olacak.

Evet hep eleştiriliyorum biliyorum. Ve diyorsunuz ki neyi değiştireceksin ki… Bir gün bir tokat yersin diyorsunuz, ama tarihe birileri not düşmeli değil mi?

Ne çok şey özlüyorum bir bilseniz bu günlerde.

İnsanlığı özlüyorum.

Doğruluğu özlüyorum.

Vicdanı, sevgiyi, bağlılığı özlüyorum.

Hak, hukuk, adaleti özlüyorum.

Dedemi özlüyorum. Savaş hikâyelerini özlüyorum.

Bu ülkenin hangi sınavlardan geçip bugünlere geldiğini ve ülkenin isimsiz kahramanlarını anlattığın savaş anılarını özlüyorum dedem.

Biliyorum özlediklerimin hiç biri geri gelmeyecek.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.