• BIST 105.400
  • Altın 147,246
  • Dolar 3,4963
  • Euro 4,1886
  • Trabzon 25 °C

SOL BİRLİK HAYAL MİDİR?

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Haziran 2015’te yapılacak olan genel seçimlerin önemine dair elbette söylenecek çok şey vardır. Başkanlık sistemine geçişin ilk aşaması olması bakımından doğrudan ülkenin geleceğini ilgilendiren bir dönüm noktası olarak da nitelendirilebilir. Bu yönü ile Türkiye’de kendisine önemli bir yer edinmiş olan sol siyasetin bu süreçteki tavrı ve kitleler üzerindeki etkisi çok kritik bir konu olarak ele alınmalıdır.

Son dönemde medyada gündeme gelen “CHP-DSP-ÖDP” işbirliği değerlendirmeleri ve Birleşik Haziran Hareketi(BHH)’nin konuya bakış açısından yola çıkılarak bazı bulgulara ulaşmanın mümkün olduğu söylenebilir. Ancak öncelikle irdelenmesi ve üzerinde durulması gereken kavramın “samimiyet” olduğu açıktır. Samimiyet taşımaktan kastımız; halen hem iç hem de dış dünyada irtifa kaybetmekte olan bu ülkeyi liberal sömürgenlerin tehdidinden ve en önemlisi ABD’nin bölgedeki emperyalist politikalarının oyuncağı olmaktan kurtaracak, ekonomide paylaşımcı ve katma değer yaratacak modelleri öneren bir siyaseti savunabilmektir. Bu kapsama yakın duran her ideoloji, her siyasi yapının birbiri ile yakınlaşması ve işbirliği yapması kadar doğal bir şey olamaz. Ancak mevcut yapıları ile Türkiye’de solda durduğunu iddia eden siyasi partilerin bu türden bir işbirliğini ne kadar samimiyetle istemekte oldukları önemli bir soru işaretidir.

 

SOL BİRLİĞİN BİLEŞENLERİ

Birleşik Haziran Hareketi (BHH); özünde Gezi Direnişi ruhunu taşıyan ve bir ölçüde bu ülkenin önemli sol figürlerini bünyesinde barındıran bir oluşum olarak her gün potansiyel toplamaya devam etmektedir. Özellikle Merdan Yanardağ gibi antiemperyalist duruşu ile güven veren şahsiyetlerin temsilinde her geçen gün çekim alanı çok daha genişleyecek gibi görünmektedir. Tabii bu hareket bir “Liberal İhanete” uğramaz ise ki; bu riski bizatihi BHH’nin kendi sözcüleri de dile getirmektedirler.

Halen Türkiye’de sol hareketin çıkış yapmasını geciktiren ve engelleyen en önemli ayak bağlarından bir tanesi de Kürt sorunudur. Kürt sorunu günümüzde büyük ölçüde ABD destekli ve sol görünümlü HDP’nin korumacılığına terkedilmiş durumdadır. HDP’nin bu ülkede sınıf temelli bir söylem kullandığını hiç duyan var mıdır? Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki feodal yapının kırılacağından bahsettiklerini hiç duydunuz mu? Din-siyaset ayrımı (laiklik) konusunda acaba ne düşünürler, yoksa çağdaş dünyanın olmazlarından olan laiklik gibi bir dertleri yok mudur? Bu türden sorulara kendilerince verilecek yanıtların bu ülkenin sol tabanını ikna etmeyeceğini zaten hepimiz yeterince biliyoruz. Ayrıca HDP’nin ABD’nin bölge politikasına olan desteği ve ABD ile yaptıkları işbirliği, bu harekete sempati ile bakmaya çalışanlar için çok önemli bir uyarıcı niteliğinde olmalıdır.

BHH’nin HDP ile ilgili değerlendirmeleri ve bu partiye olan bakış açılarında bu türden endişelerin etkin olduğu anlaşılmaktadır. Bence de yerinde olan bu kaygıların sağlam bir ideolojik temele oturtulması ve bir an önce toplumun takdirine sunulması gerekmektedir. BHH bunu yapabilecek nitelik ve olgunluğa ulaşmıştır.

Öte yandan kendilerine; işbirlikçi ve yandaş medyada “ulusalcı” aşağılaması yapılarak, sürekli sistem dışında tutulması yönünde bir algı yaratılan antiemperyalist kesimlerin her zaman için sol birlikten yana olduklarını bilmekteyiz. Özünde ABD’nin emperyalist bölge politikalarına şiddetle karşı çıkan ve Kemalist bir içerik taşıyan bu kesimin, Doğu Perinçek’in “Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” çıkışı ile önemli bir sempatizan topladığı ve CHP’nin büyük bir hevesle baktığı son derece inatçı ve dirençli bir gençlik teşkilatının da olduğu göz ardı edilmemelidir.     

Görüldüğü gibi genel seçimler öncesinde AKP’nin Türkiye’nin çöküşüne neden olacak yeni yapılanmasına karşı durmaya hazır bir sol birlik için gereken altyapı, irade ve samimiyet hazırdır. Peki ya CHP?

 

CHP’NİN SAMİMİYET TESTİ

Mevcut Genel Başkan Kılıçdaroğlu ile bizatihi yapmış olduğum görüşmelerde, bana özellikle Gezi direnişi ruhundan ve orada destan yazmış olan gençlikten örnekler verdiğini çok iyi hatırlıyorum. Bu gençliğin göstermiş olduğu toplumsal tepkinin AKP’ye karşı muhalefet etmede mutlaka kullanılması gerektiği ve gençliğin seçimlerde çok önemli olduğu konusundaki önerilerini dinlemiştim.

Aradan geçen sürede CHP’nin içerisine girdiği karanlık yol sadece beni değil, bu partiye umut bağlayan milyonları da hayal kırıklığına uğratmıştı. Halen bulunduğumuz konum, CHP’nin mevcut yönetici kadrosunun yeniden bir samimiyet testine tabi tutulacağı bir sürecin yeniden yaşanacağını göstermektedir. Zira bir yanda liberalizme karşı duran antiemperyalist, özelleştirme karşıtı, devletçi, eşitlikçi, paylaşımcı gerçek sol bileşenler; diğer yanda neo-liberal zehirlenmeye uğramış bir CHP… Doğal olarak böyle bir yapının gerçek bir birlik oluşturması sadece güzel bir hayaldir ve mevcut CHP ile hep böyle kalacaktır.

Basındaki haberlerden edinmiş olduğum izlenim şudur: CHP’nin “görevlendirilmiş genel başkanı” toplumda yer edinmiş önemli sol figürlerden birkaçını seçilebilecek sıralardan CHP listelerine yazmakla, bu sol figürlerin arkasında yer alan “Gezi ruhunu” ve gençliği seçimlerde yanına almayı planlamaktadır. Buna bağlı olarak da en büyük beklenti, kendi ellerine verilmiş olan listelerde (!) yer alan isimleri parlamentoya taşımaktır. Yani; tam anlamı ile “neo-liberal bir tuzak” hazırlığı yapılmaktadır. Bunu önümüzdeki seçim öncesinde hep birlikte açıkça göreceğiz. CHP milletvekili aday listelerini dikkatle izlemenizi tavsiye ediyorum. İşte bu tuzağı hem BHH, hem ÖDP, hem de diğer gerçek sol taban çok net olarak görmüştür. Tabii önemli olan halkın da görebilecek olmasıdır.

Bu noktada yükselen itirazları da duyuyorum: “AKP’ye karşı başka ne yapılabilir ki? Başka çare var mıdır? Sol birliğin yaratacağı etki ile AKP’nin 367 hayali ancak söndürülebilir… vb.” İşte buna “çaresiz bırakılmış sol” diyorlar. “Bir diktatörlük tehlikesine karşı ABD Büyükelçiliğinden onaylanmış parlamenterler ile mücadele etmek” öyle mi? Maalesef bu çıkmaz yola girişte tabanın da günahı vardır. Bu açmazın sinyalleri öteden beri geliyordu. Tepki, direniş, öfke… Nerede? Geçmiş olsun...

 

“GADAŞIMCI” VEKİLİN HESABI…

Patagonya’nın bir sahil kenti olan Trazparas’ın bir milletvekili, kendisini ilkelerine hiç de inanmadığı bir partiden katakulli ile milletvekili olarak seçtirir. Aradan zaman geçer ve kendisini vekil olarak parlamentoya taşıyan parti tabanı ile arası acayip bir şekilde bozulur. Parti tabanı da yaklaşan seçimleri fırsat bildiğinden bu “gadaşımcı” milletvekiline bir ders vermeyi dört gözle bekler. Bu tehlikeyi ve eziyeti gören “gadaşımcı” vekil; partinin genel başkanına “beni başkentten aday gösterin”, yoksa “Trazparas’taki parti tabanı bırakın seçimde bana çalışmayı oy bile vermeyecek” der…

Ancak partinin genel başkanı ve yöneticileri; bizim “gadaşımcıyı” çok iyi tanıdıkları için ve onun bırakın vekil olmayı partide çaycı bile olamayacağını bildikleri için kendisine: “yahu biz seni Trazparas’tan gadaşımcılık yaparak oy alacaksın diye şişiriyoruz. Başkentte sana kırk basacak adamlar var. Olmaz öyle şey” diyerek geri çevirirler. Buna morali bozulan “gadaşımcı vekil” o zaman il başkanlığını “bana bırakın” der. “Seçimi ilk sırada olmama rağmen kazanabilmem için oraya sağlam bir adamımı atamalıyız” der. Genel merkez de “tamamdır, istediğini yap” der.

Bu hesaplardan haberi olmayan Trazparas’ın il teşkilatı ve diğer aday adayları; belki ilk sıraya biz gireriz diye hevesle çalışmaya devam ederler. Ama nafile, senaryo yazılmıştır. Bu hesap nasıl ters döner de bizim “gadaşımcı” başkentten orta sıralarda bir yerden aday olabilir dersiniz? Gayet basit: bu yazıyı Patagonya’daki partisinin genel başkanına okutursa, o da Trazparas’ın parti için gerçekten önemli bir kent olduğuna karar verirse o zaman… Yoksa yandı gülüm keten helva.

 

HASAN KURT’UN ÜLKÜCÜLÜĞÜ

Sayın Hasan Kurt’un geçen hafta kaleme aldığı delikanlı yazılarından bir tanesi olan “Türkiye’nin ihtiyacı devrimdir” başlıklı yazısından sonra, sosyal medyada yapılan yakıştırmaları ben de izledim. O yazısını ben de dikkatle okudum ve beğendiğim için kendi hesabımdan da paylaştım. Kendisinin hoşgörüsüne güvenerek kısaca fikrimi belirtmek isterim.

Hasan Kurt; mevcut çizgisi ile Trabzon için çok önemli bir değerdir. Geçmişteki yeri, düşüncesi ya da ilkelerinin ne olduğunu da hiç merak etmiyorum. Şu anda bence; bütün zorluklarına rağmen yerel basında dik durmayı başarabilen, ilkeli, siyasilere eyyamcılık yapmayan, sağlam bir Trabzon delikanlısıdır. Gerisi boş…

Umarım bu yazının son kısmını Kuzey Ekspres silmez. Haftaya görüşmek üzere en derin saygılarımla.

 

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.