• BIST 88.258
  • Altın 145,965
  • Dolar 3,5936
  • Euro 3,8018
  • Trabzon 13 °C

KURUMSALLAŞAMAMA (1)

Gürsel ÖZGÜR

Emekli olduktan sonra sivil hayattaki gözlemlerimle askerliğin bazı yönlerini irdeleme fırsatı buldum. Sorgulayan tarafta olduğumdan hep de muhalif tarafta ve azlığın arasında idim. Bu bölümde askerlikle ilgili gözlemimi yazacağım.

 Askerlik hayatımda doğrular adına yaptığım mücadelelerimin en ilginci üsteğmen iken tugay komutanı tuğgeneral ile aramızda geçendi. Uzun ve karşılıklı nezaket ölçüsündeki tartışmanın ardından “Siz kuvvet komutanının emrini dinlemiyorsanız ben de sizin emrinizi dinlememe hakkına sahibim” sözüme müteakip diyalog kesilmişti, odadan selam verip çıktım.

Sonuç; ertesi gün tugayın doktoru refakatinde zorunlu olarak askeri hastane psikiyatri kliniğine sevk edildim. Diş geçiremeyince yetkisi olmasına rağmen bana göre yetkisini kötüye kullanmıştı. Ceza veremezdi çünkü haklıydım oda biliyordu. Ama gururuna yediremiyordu. Bir üsteğmen Tugay Komutanına ders vermişti, bunu kabullenemiyordu. Aslında mücadelemin esası kurumsallaşma ile ilgiliydi, kural herkes için geçerli idi ve bunu “O” bile bozamazdı. Yani kural üsteğmen için ne ise general için de aynı olmalıydı. Ben yalnızca ona hatırlatıyordum, kuralları kendisi de bozamaz diye. Nitekim benim istediğim oldu. Ancak çok incinen (!) tugay komutanı (şimdi yok) benimle çok uğraştı. Rahmetli babam Sefer Özgür( o da emekli albaydı) dedi ki;

“Bir general bir üsteğmen ile uğraşır mı? Bu basit bir adam demek ki,”

Kulağıma küpe oldu, meslek hayatımda astlarımla hiç uğraşmadım, yetkimi suistimal etmedim.

Diğer bir örneği de Albaylığımla ilgili yazayım. İzmir Ege Orduya katıldıktan üç ay sonra bir yıl erken terfiimi alarak ağustosta albay oldum. Ne güzel artık nöbet tutmayacaktım. Çünkü askerlikte şöyle özetlenen bir özdeyiş var ‘’nöbet, memet, zimmet’’. Bunların sorumluluğu çok ağırdır. Son halka ‘’nöbet’’ idi. Ama bizim yazdığımız nöbet değil görevlendirme dediler ve aynı nöbet çizelgesi gibi talimatı olan, sırası olan, her ay değişen ve kışlada kalmayı talimatında belirten bir çizelge yayınladılar. Tarif tam nöbet ama adını görevlendirme çizelgesi yaptılar. Ben yaptım oldu düşüncesi. Şark kurnazlığı tabiri tamda buraya uymuyor mu? Şark kurnazlığı,  ufak tefek şeylerden tasarruf edip ve hatta karşındakini aldatarak aslında çok daha zarar eden zihniyet demektir. Bu tarifi bilen bunu yapar mı, yapmaması lazım. İşte onun için yırtındım adeta, kitabı yazan sensin o zaman kuralı değiştir. İç hizmet kanunundaki maddeyi değiştir ya da gereğini yap ve uygula, sağından solundan çekip çok açık olan tanımı sulandırma. İnsanları aptal yerine koyarak ve mutsuz etmek üzerine görev yapılmaz.

Emekli olmamı takiben görevde iken fazla kullanamadığımız orduevlerine gideriz artık dedim. Ancak girmek için bir dizi kurallar mevcut(!). Bunlardan biri şöyle; Emekli erkekler fazla uzun olmayan, sade, bakımlı sakal ile girebilirler. KKK’na dilekçe yazarak, “Bu kural yok hükmündedir, çünkü fazla uzun olmayan kime göre; sade ve bakımlı neye göre” dedim. Bana verilen cevap, “Yönerge değişim esnasında dikkate alacağız” şeklindeydi. Bunun üzerine tekrar yazdım; “Bu yok hükmünde kural için ivedi önlem alınmalı”.

Bu satırları yazarken bir arkadaşım aradı, giriş şartları kaldırılmış, yani saç-sakal-küpe serbest, hele şükür, geç de olsa yanlıştan dönen yöneticilere teşekkürler. Verdiğim mücadele kararda etkisi olduysa ne mutlu bana. Yıllarca saçı uzun diye orduevlerine alınmayan ve hatta orduevinden sırf bu yüzden çıkarılan oğlum bundan sonra gider mi bilmiyorum. Şimdi Doktor oluyor, kin taşımıyor buna rağmen, herkesle ilgileniyor, kimseyi ötekileştirmiyor, kendisine yapıldığı gibi. Çok hatalar yapılmasına rağmen insanlar en çok bu kuruma güveniyor. Kurumun hata yapma lüksü yok hatalarından ders çıkararak layık olduğu yerde kalmaya devam etmelidir.

         Sabahattin Önkibar’ın “Tehlikeli Firavunlar” kitabında TSK’nın kurumsal bir hafızası ve hatta stratejisinin olmadığını ifade ediyor ki aynı kanaatteyim. Hassasiyetler komutana göre değişiyor. İşte bir örnek daha; 2012 yılında o zamanki Komutanlığın(Komutanı Org. Hayri Kıvrıkoğlu) ilk defa yaptığı bir uygulama ile haksız ve hukuksuz bir şekilde bir arkadaşımla beraber uydurma bir göreve uzak bir yere atandık. İkimiz de onurumuza yediremedik ve emekliliğimizi istedik. Uygulamadan bu şahsın gidişi ile vazgeçildi. Ne oldu, olan bize oldu gibi gözükse de böyle uygulama ile o anki Komutan kurumun güvenirliliğine zarar vermiştir, Albayları pek sevmeyen o zat-ı muhterem Albaylıktan geçmiş olmasına rağmen uygulaması ile personeli huzursuz ve mutsuz etmiştir. Babası albay olan Genelkurmay Başkanı Org.Özel’de bu duruma müdahil olmayarak seyirci kalmıştır. Kurumsallaşma olsaydı ben yukarıdakileri yaşamamış olacaktım ve yazamayacaktım da. Benim gibi yüzlerce insan kurumsallaşamamanın yani keyfi yönetimim acısını çekmiştir, önemli olan yanlışın devam ettirilmemesidir. Şunu da ifade edeyim ne yazık ki benim gibi hakkının bilincinde olup mücadele eden sayısı maalesef parmakla sayılacak kadar az, ya seyrediyor ya da başkasından medet umuyorlar.                                                

           Görevler gelip geçici, mezarlıklar kendini vazgeçilmez sanan insanlarla dolu. Demek ki onlarsız da işler yürüyormuş. Önemli olan sorumluluklarını bilmek ve yetkini kurallar dâhilinde kullanmak. O zaman markalaşır ve bulunduğunuz yeri markalaştırırsınız. Yani siz görevden dolayı marka olmayacaksınız, siz bulunduğunuz görevi markalaştıracaksınız… Sonraki yazımda siyasetin kurumsallaşamamasına dikkat çekeceğim.                                                                                                    

           Hepinize zirveleşen mutluluklar diliyorum, sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    YERİN KULAĞI
    • Bakan Soylu’nun kahvaltısı!
    • Fabrikaya yol sürgünü mü?
    • ‘Salih bey çok çalışıyor!’
    • Oltan Vakfı ve Şehir Müzesi!
    • Sinan Zengin’e Çubukçu freni!
    • Ülkücüler fire vermez!
    • 400 milyonluk hayal!
    • Hayır ve eveti neye göre vereceğiz!
    • Sağıroğlu neden cevap vermedi?
    • Yarı Maraton’u kim düzenliyor?
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.