• BIST 87.478
  • Altın 146,701
  • Dolar 3,6295
  • Euro 3,8534
  • Trabzon 8 °C

BAŞKANLIK İŞİ YATIYOR GİBİ!

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Henüz detayları konusunda tam olarak hiç kimsenin yeterince bilgi sahibi olmadığı, ama önümüzdeki genel seçimlerin ana konusu haline gelmesi beklenen başkanlık sistemi üzerinden yürütülen tartışmayı izlemeye devam ediyoruz. Bu konu; muhalefet tarafından (haklı olarak) ülkenin başına örülecek bela bir sistem olarak topluma sunulmakta ve seçimde kullanılacak önemli bir malzeme olarak da halen depolanmaktadır. Ancak AKP içerisinde her kademede konunun önemi ve detayları üzerinde gerçekçi değerlendirmelerin tam olarak yapılmadığı ve bu konuda parti tabanının Tayyip Erdoğan’dan başkasını görmediği için, mevcut parti yönetiminin bu konudaki gerçek stratejisini açıkça halkla paylaşmaktan şimdilik çekinmekte olduğu anlaşılmaktadır.

Ancak seçime kadar bu konuda zorunlu olarak hafiften bir irade belirginleşmesi zaruri olarak ortaya çıkacaktır. Zira bir tarafta seçim sonrasında anayasayı değiştirerek başkanlık sisteminin yolunu açma hevesinde olan ve bu yönde milletvekili adaylıklarına müdahil olmayı hesaplayan bir Tayyip Erdoğan; diğer yanda bulundukları mevkiin doğal olarak korunması yönünde çaba gösterecek olan parti yönetiminin, kendi meşrebine uygun adaylık çabası olacağından, bahse konu taraflar arasında gizli bir çatışmanın çıkması kaçınılmazdır.

 

BİRİNCİ İŞARET

Yüce Divan yolundan geri çevrilen 4 eski bakan için Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ilk beyanları “babamızın oğlu dahi olsa kesip atarız” minvalinde idi ki; gayet doğal ve normal bir açıklamaydı. Ancak malum nedenlerden dolayı bu bakan arkadaşlarımız Yüce Divan’da hesap vermekten alıkonulmuşlar ve şimdilik paçayı kurtarmışlardır. Seçimlerde “aday olmama cezasına” çarptırılmalarının Başbakanın kastettiği “kesip atma” olmadığını da gayet iyi biliyoruz. Bu konu AKP içerisinde gelecekte ortaya çıkacak olası bir ayrışmada önemli bir koz olarak mutlaka bir gün kullanılacaktır.

Yüce Divanlık olmaktan kurtulan bakanlar arasında Aksaray açısından en önemli olanı bizim vekilimiz Erdoğan Bayraktar’dır. Zira bu bakanlara yöneltilen suçlamalar açısından bir değerlendirme yapıldığında Erdoğan Bayraktar dışındakilerin bireysel nitelikte işlemlerden dolayı zan altında kaldıkları, ancak Erdoğan Bayraktar’ın ilk açıklamalarında dile getirdiği gibi, “yapmış olduğum bütün işlemlerden Başbakan’ın (Tayyip Erdoğan) haberi vardı, onun da göz altına alınması gerekir” ifadesi ile olayda kendi dışındaki unsurların da yer aldığını ve olayın kapsamlı bir içerik taşımakta olduğunu dile getirmiştir. Bu bağlamda sistem dışına itilmesi ile kontrolden çıkabilecek olan böyle bir şahsiyetin neden olacağı sorunların, halen hükümetten ziyade Aksaray’ı zor durumda bırakacağı açıktır. Başbakan Davutoğlu’nun, Yüce Divan konusundaki ilk çıkışının altında kalmasının temel nedeni Aksaray’dır. Başbakan Davutoğlu kendisini göreve getiren Tayyip Erdoğan’a karşı ölçülü olma konusunda şimdilik oldukça dikkatli ve duyarlı davranmaya devam etmektedir. Bu rolün oynanmasına; hem kendi siyasi geleceği, hem de partinin seçim başarısı açısından devam edilmelidir; ama nereye kadar? İşte kritik nokta budur. Buna geçmeden önce hükümet-Aksaray arasındaki denge unsurlarını tedirgin eden işaretlere devam edelim:

 

İKİNCİ İŞARET

MİT müsteşarının AKP’den milletvekili adaylığı konusunda oldukça spekülasyon yapılmıştır. Bu kapsamda bunlara fazlaca girmeden işin özüne dönecek olursak; Hakan Fidan’ın AKP’den milletvekili olma girişimi, Aksaray-hükümet arasındaki ilişki zafiyetine ait önemli işaretlerinden bir tanesi olmuştur. Şimdilik Başbakan Davutoğlu bu konuda fazlaca renk vermeden gizli salvolarına devam etmektedir. Olayın askeri tabirle ifadesi hükümet “cephe gerisine yığınak yapmaya” devam etmektedir. Kime karşı? Herhalde muhalefete ya da Batıya karşı değil…

Hakan Fidan, AKP’nin Aksaray’dan yapmış olduğu önemli bir transferdir. Bu türden transferlerin seçime kadarki dönem içerisinde başkaca benzerlerini de göreceğimizi düşünüyorum. Zira Davutoğlu ve yakın çevresi; bu ülkede Haziran 2015’te başkanlık yolunu açacak bir AKP’nin değil, Aksaray’ın manevra alanını daraltmış ve kendi ayakları üzerinde durabilen, imajını tazelemiş güçlü bir hükümet kurma peşindedir. Bu mesajı yavaşça toplum ile paylaşma yoluna girecektir. Muhalefetin elindeki en önemli silah olan (başka silahın olduğu da şüphelidir) “diktatörlük tehlikesi” AKP’nin eline geçerek psikolojik üstünlük sağlanacaktır. Bu boşluğa düşme olasılığına acaba muhalefet hazır mıdır? Pek tahmin etmiyorum ya neyse.

 

ÜÇÜNCÜ İŞARET

Son dönemde AKP’nin kurucu kadrosunda yer almış olan ya da partinin her dönem yönetici kadrosunda yer almış olan; Bülent Arınç, Cemil Çiçek, Ali Babacan, Mehmet Ali Şahin gibiler; dile getirmekte oldukları söylemler ile açıkça Aksaray’ı hedef almaktadırlar. Bu isimlerin 3 dönem koşuluna takıldıkları için rahatça konuştukları zannedilmesin. Arkalarında önemli bir partili kesim olduğu ve aslında AKP içerisindeki “hükümetçi” kanadın Aksaray’a karşı bir çıkışı olduğu göz ardı edilmemelidir.

Bülent Arınç’ın kendilerine oy vermeyen %50’lik kesimdeki öfkenin gittikçe arttığını söylemesinden muradı; bundan sonra bizden toplumu ayrıştıracak çıkışlar olmayacak demektir. Yani o tarz Aksaray’da kaldı artık demeye getirmektedir. Ali Babacan’ın Merkez Bankası başkanına Aksaray’a rağmen sahip çıkması çok önemlidir. Tayyip Erdoğan’ın Merkez Bankasının faiz indirmesi gerektiği görüşüne karşı duran Ali Babacan, Aksaray’a aynı zamanda bir sınır çekme cesaretini de göstermiştir.  Bu ve benzeri değerlendirmeler AKP’nin; Aksaray’a rağmen, var olma mücadelesi içerisine girdiğini göstermektedir. Bu sinsi mücadelenin somut yansımalarını nerede göreceğiz dersiniz? Yanıt belli…

 

ADAYLIK LİSTELERİNE DİKKAT

Henüz ortada dışa yansımış somut bir gösterge yoktur, ama milletvekilliği adaylıkları konusunda perde arkasında önemli hamlelerin yapılacağını tahmin etmek zor değildir. AKP’nin mevcut Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu ile ekibi; güçlü bir hükümet için, başkanlık sistemine yol vermeyecek bir kadro için ellerindeki gücü sonuna kadar kullanacaklardır. AKP’den aday olacakların da bu konuda hafiften bir altyapı oluşturmalarında yarar vardır. Kanımca Tayyip Erdoğan’a gönülden bağlı olan ya da Aksaray’dan aldığı referans ile adaylık başvurusunda bulunanların listelerde garanti yerlere girme şansı çok azdır. Bu bağlamda Tayyip Erdoğan’a, eşine, kızına, oğluna, danışmanına vb. güvenen adaylarımız hayal kırıklığına uğrayabilirler. Bizden uyarması.

Adaylık sürecinde oldukça heyecanlı günler bizi bekliyor doğrusu. Başbakan Davutoğlu; kendi adına varlık yokluk mücadelesi verirken, Aksaray’ı da gücendirmeden ince bir yolda yürümek zorunda kalacak. İşin en dramatik yanı da Haziran 2015 seçimlerinin iktidarın sorgulanacağı ve hesap sorulacağı bir seçim olmaktan çıkıp, AKP’nin daha da güçlenip güçlenmeyeceği bir seçim olup olmayacağıdır. Aynı zamanda Tayyip Erdoğan’sız bir AKP’nin toplumsal desteğinin de test edileceği bir seçim bizi bekliyor anlaşılan.

Muhalefet; kendi adaylarını belirleme yolunda “kontenjan sorunu” altında kalarak, adayların birbirini yiyeceği bir seçim dönemi yaşayacağı için, AKP’deki bütün bu hesaplaşmadan yararlanmasına imkân ve fırsat kalmayacaktır. Tayyip Erdoğan’a bütün Türkiye’nin gözü önünde hukuk dersi vermiş bir Baro Başkanına, “sana bu seçimde ihtiyacımız yok” diyebilen bir partiden bir tava balık çıkmaz maalesef.

 

GEÇEN HAFTAYA DAİR

Öğrencilerden, herhangi bir artış olmadan alınmakta olan normal öğrenim süresi sonrasına ait harçların katlamalı olarak alınması uygulamasına, KTÜ’deki bilinçli öğrenciler doğal olarak tepki koydular ve protesto ettiler. Ben de bu protestoya imzamı vererek destek oldum. Durumun ciddiyetini kavrayan hükümet, seçim üzeri böyle bir yanlışa girmeyerek uygulamanın kaldırıldığını açıkladı. Eğitim öğretim sistemindeki yozlaşma ile ilgili detaylı bir değerlendirme yapacak olduğum yazıma önümüzdeki günlerde yer vereceğim.

Mersin’de canice katledilen Özgecan yavrumuz için bütün Türkiye gibi ben de derinden acı duydum. İçim yandı, gözlerim doldu… Hem evlat hem de kız sahibi bir baba olarak, Özgecan’ın annesi, babası ve ailesinin içinde bulunduğu ıstırabı çok iyi anlıyorum. Yaşanan bu dramın ülkenin içinde bulunduğu bütün sosyoekonomik koşullar ile esasında çok yakından bağlantısı var, ama şimdilik yeri ve zamanı değil demek zorundayız.   

Acısız, sağlık, huzur dolu bir hafta dileği ile saygılarımı sunarım.

 

    

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    YERİN KULAĞI
    • AB’nin yardımına sevinen siyaset!
    • Kazım Yanal ve bel altı atmak!
    • Trabzon’da ‘hayır’ mı, ‘evet’ mi önde?
    • Bakan Soylu’nun kahvaltısı!
    • Fabrikaya yol sürgünü mü?
    • ‘Salih bey çok çalışıyor!’
    • Oltan Vakfı ve Şehir Müzesi!
    • Sinan Zengin’e Çubukçu freni!
    • Ülkücüler fire vermez!
    • 400 milyonluk hayal!
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.