• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Trabzon 11 °C

ŞİDDETİN GİZLİSİ MAKBUL!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Kaç kez yazdım. Kaç kez konuştum ya da ne kadar gündeme taşıdım inanın sayısını bilmiyorum ama şiddet günümüzün en büyük psikolojik sorunu.

2003 ya da 2004 yılıydı. Konya’da Bölgesel bir televizyonda program hazırlıyordum.

Bir gün danışmadan çağrıldım. Görevli arkadaş, elinde küçük bir çıkın, yüzünde morluklar ve küçücük çocuğuyla bir kadını işaret etti. Ve bana “ne yapabiliriz” dedi.

Kadını dinledim. Eşinden şiddet görmüş ve evden kaçmış. Sığınacak bir yuva arıyor; Çocuğu ise, küçücük. Bende programcı ve saygı gören biriyim ya, tüm ilçe belediye başkanlarını aradım, ne yapabiliriz diye kanat çırptım. Cevap hiçbir şey…

Yaşananlara tanıklık yapmak zor bir duygu; Çünkü bazen çok şey yapman istenir.

Kadının önce karnını doyurdum. Onun için devletin kucağını aradım. Şefkat evleri vs. gibi kurumlardan tüm çabalarıma rağmen destek alamadım. Sokağa atılmış, şiddet görmüş bir anne için ilk sorulan soru, “Bu kadın ahlaklı bir kadın mıdır acaba?” oldu. O kadar üzüldüm ki, gün boyu çabam sonucu Huzurevinin müdürü beni kırmadı sağ olsun geçici olarak bir odasında üç beş kadından oluşan bir sığınma odasına kadını yerleştirdi. Orada kalmasına izin verdi. İnsanların genel kültür seviyeleridir insanı kendi kademesinde yükselten de düşüren de. Huzurevinin müdürünün kültürüydü yaptığı iyilik.

Kadının bir ay kadar kaldığı bu yerden her gün arandım. İhtiyaç listesi vs. gibi konularda yardım istediler. Çok doğal çünkü burası Türkiye; Her şeyin bir karşılığı olmalı. İyiliğin bile…

Sonrasını mı merak ettiniz kadın kocasını aradı ve yine şiddet gördüğü o kapıya gitti. Sırf çocuğu için; Yaşamını hiçe sayarak ve önemsemeyerek.

Evet, bugün değişen hiçbir şey yok. Aradan on bir yıl geçmiş olmasına rağmen. Kadın daha da çok şiddete maruz kalıyor. Daha da çok mağdur ediliyor. Peki neden?

Bugün kadın sığınma evleri adı altında kurumların olması ne acı değil mi?

Kadının evi yuvası olmalı. Sığınma evi neden?

Devlet kadına sığınma evi değil erkeğe eğitim evleri yapmalı? Teste tabii tutulup eş olabilecek kişilere(erkeklere) sertifika verilmeli.

Hatta “Kadınları öldüren erkekleri alınlarından öpüyorum” diyen zihniyeti ise acilen ruh ve sinir hastalıkları hastanesine kapatmalı, hem de hiç çıkmamak üzere…

Medenice yaşamanın temelinde, doğru eğitim yatıyor.

İlimin ışığındaki medeni ülkeler huzur içerisinde yaşarken, hayat şartlarının kötü olduğu ülkelerde kargaşa ve huzursuzluk hatta şiddet hiç bitmez. Çünkü eğitim denilen olguya önem vermez bu ülkeler. Bakınız Türkiye’nin eğitim sistemine; Ve yaşananlara.

Gerçi Avrupa’da celladına aşık olan kadın yok mu? Çok. Ama batıda durum farklı… Nasıl mı?

Rihanna nişanlısı Chris Brown’dan şiddet gördü ve yüzü darmadağın oldu. Rihanna korkusundan şikâyetçi olmasa da orası batı olduğu için mahkeme kararı ile Brown 6 ay hapse mahkum edildi ve şarkıcıya 50 metreden fazla yaklaşması yasaklandı.

Ya Rock müziğinin efsane sanatçısı Tina Turner kocasından yıllarca şiddet gördü ve bunu 20 yıl sonra “Bunun aşkla ne ilgisi var” kitabında anlattı. Ama Tina istediği için kocasıyla evli kaldı.

Peki acıların kadını Bergen’i hatırladınız mı? Kocası tarafından yüzüne kezzap atılan ve bir gözünü kaybeden arabesk sanatçımız hani. Sonrasında yine o koca tarafından 30’lu yaşlarda öldürülen Bergen ve nice kadınlara ne demeli?

Ne yapıldı? Ne yapılıyor?

Cevap hiçbir şey…

Daha geçen hafta önce tecavüz edilen ve sonrasında şiddet gören ve tarifi mümkün edilmeyecek bir şekilde öldürülen bir fidanla sarsıldık.

Kadına yönelik şiddet ve düşmanca davranışların altında acaba bir korku mu var? Eğer erkekler fizik ve akıl olarak kendilerince zayıf olan kadından daha güçlü iseler nedir bu şiddetin açıklaması? Nedir bu sapıklığın açıklaması?

Psikolojik sorunlar mı? Çocuklukta yaşanan travma mı? Sevgisizlik mi? Sapkınlık mı? Nedir sahi. Bence annenin eğitimsizliğidir.

Çünkü çocuklara şekil veren annedir. Çocuğu doğru ya da yanlış yetiştiren de annedir. Yani kadınlardır.

Monako Prensesi Grace Kelley, “Peri Masalına inanıyorum. Çünkü sevmek ve sevilmenin iyilik getireceğine inanıyorum” sözüyle sevgisiz bir toplumun iyi hiç bir şeye sahip olmadığını açıklar. Sevmenin ise peri masallarına ait olduğunu açıklamak istemesi ise içler acısıdır.

Geçenlerde TRT 1’de yani devlet televizyonunda bir programa denk geldim. Programda bir Cafe’de oturan insanlar var. Bu insanlardan bazıları oyunun parçası olan ve rol yapan kişiler.

Rol yapanlardan bir çift birbirlerine hakaret ediyor ve erkek kadını döveceğini söylüyor.

Cafe’deki müşteriler ise, bu tartışmayı izliyor. Oyunun parçası olanlardan biri diğer müşterileri kışkırtıyor ve müdahale etmelerini istiyor. İlginç olan ise, müdahale edenlerin yani gerçek müşterilerin ortak dili. Hepsi, şiddetin ortalık yerde yapılmamasını, gerekiyorsa evde meseleyi halletmelerini gerektiğini söylüyor; Yani dayağı evde at, dışarıda değil. Gösterme, kimse görmesin. Şiddetinde gizlisi makbul der gibi…

 

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.