• BIST 81.870
  • Altın 148,365
  • Dolar 3,7929
  • Euro 4,0489
  • Trabzon 13 °C

Aydın Geçinen Şarlatanlar..!

Şener Eyüboğlu

Hep deriz  tutucu(muhafazakar)bir toplumuz...

Aslında kendimizi aldatıyoruz. Kuşkusuz aldanma da bir gerçek olgudur.

Fakat insan gerçek kimliği sandığı kimlikle örtüşmeyebilir.

Vitrinde gördükleri her şeye sahip olmak, televizyon karşısında saatler geçirmek, otomobil kuyruklarında sıraya girmek de çağdaş olmakla eşit değildir.

Ama tutuculuk da değildir.

Amerika tutucu bir toplum.

Fakat çağdaş olan her şeyin neredeyse yaratıldığı ülke.

Bizde korunmak istenenler sadece dini vecibeler, oruç, bayram, cenaze ve namazla sınırlıdır.

Gerçi her namaz kılan tutucu değildir.

Bizde geleneklere sahip çıkmak bir iki törensel gösteriye dönüşmüştür.

Toplum tarihten gelen bütün konut geleneğini apartmana feda ettiyse, tarlalarını bırakıp kentlere dolduysa geleneğe sahip çıkmanın başka bir anlamı olmalı.

İngiltere’ de neredeyse yeni bina görmediğiniz küçük kentler var.

Bizde apartmansız köy bile kalmadı.

Bu davranışı hangi nedene bağlarsanız bağlayın, tümüyle arkada bıraktığınızı yadsıyamazsınız.

Bir Avrupalı bu bağlamda bizden daha tutucudur.

Fakat çağdaş bir kimliği de vardır.

Bizimkinin adı tutuculuk değil, cehaletle birleşen yozlaşmadır.

Yeni dünyanın her şeyini isteyip “ben geleneğime bağlıyım” demek yalandır.

Bunda, öbür dünyayı yeğlemesi gereken bir Müslüman davranışı da yok.

İnsan yeni marka peşinde koşarken, istese de tutucu olamaz.

Tüketime bu denli gömülmüş bu cahil toplum tutucu değil.

Yaşamı bir taklit kültürü üzerine oturtmuşuz.

Kullandığımız araçları doğuran kültür bizim değil.

Halk, TV ya da telefon istiyor ama onların nasıl çalıştığını merak etmiyor.

Yerli de pek yapamıyor.

”Marka” sözcüğü çok moda.

İkisi de ithal sözcük.

Dinin temel koşullarını yerine getirmek tutucu olmayı gerektirmiyor.

Bugünlerde “riyazet”ten (Zühd ve takva maksadıyla dünya zevklerinden kaçınma ve nefsin isteklerini yenmeye çalışma) söz edildiğini hiç işittiniz mi?

Sevgili Peygamberimizin davranışlarının kendine örnek alan kimse biliyor musunuz?

Ölümünde malını fakir fukaraya dağıtan adam kaldı mı?

Kırsal alandan kentlere dolan ve Türkiye’nin iktidarını, eski kent kökenli bürokratlardan devralan Türk toplumunun çoğunluğu yeni bir oyuncak gördüğü zaman elindekini hemen bırakan çocuklara benziyor.

Alışveriş merkezlerinde çağdaş giysili ya da tutucu denilen kadınları vitrinler karşısında biraz seyredin.

Elbise, ayakkabı, otomobil, telefon kuyruklarında bekleyenlere bakın.

Bu toplumun yüzyıllar süren bir kıtlıktan çıktığı açık.

Çocukluğumun Türkiyesi yok.

Toplumun yüzde 70’i kentlerde oturuyor.

Müslümanlık bir temel kimliktir.

Ama otomobili ile ailece Bodrum’a tatile giden bir aile geleneksel bir aile değildir.

Eski gecekondu ve çirkin apartman toplumu, bildiğimden bu yana köyde de kentte de Müslümandı.

Dinlerine sadık kalan halkın geçmişlerinden kalan neleri sakladığını incelemek gerek.

Geleneksel kültürümüzden geriye ne kaldı?

Tarlalarını bırakıp kentte indikleri için artık Türkiye bir tarım toplumu olmaktan çıktı.

Gençler köylerdeki boş topraklara dönmek istemiyor.

Türkiye’nin tarımı halkını beslemiyor.

Peki tarım toplumu olmaktan çıkıp bir sanayi toplumu mu olduk?

Şimdi turizm bile bir sanayi olduğu için böyle bir sıfat hoşa gidebilir.

Kuşkusuz sanayimiz gelişiyor.

Fakat içeriğini düşünmeden “sanayi toplumuyuz” demek biraz abartma olur.

Belki ithal sanayisi toplumu diyebiliriz.

Türkiye’nin iktidara 600 yıl hiçbir şekilde katılmamış halkı okuma yazmasız, sultan kullarından oluşuyordu.

Bu halkın nesi vardı?

Yerel teknikle yapılmış, ilginç özellikler gösteren evleri vardı;

Mescitleri, cemevleri vardı.

Kendi gereksinimini karşılayan dokuması, kilimi, küçük kentlerin deri, dövme demir, marangoz işçiliği vardı.

Batı Anadolu dışında kara sapanlı gelişmemiş bir tarımı vardı.

Büyük kentlerde birkaç medrese ve bir han ve çarşı olurdu.

Bayramlar, düğün törenleri, aşık edebiyatı

Kültürel varlığın özeti bu.

Bizim az okumuş, az düşünen insanlarımız bir şey daha öğrenemedi.

Bu ülkenin kültürel birikimini inceleyen, irdeleyen, yaşatan ve yenileyen ve o birikimi topluma hediye edenler köylülerden, bürokrat ve politikacılardan çıkmaz.

İyi yetişmiş, dünyadan haberli aydınlardan çıkar...

Ancak, günümüzde aydın diye geçinen şarlatanlardan değil..!!!

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
  • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
  • MHP sürpriz yapabilir!
  • Antalya’da sabah sporu!
  • Metin Kara’yı topa tutacak!
  • TBMM’deki oylama MHP’nin geleceğini belirleyecek!
  • DSİ 22. Bölge’de neler oluyor?
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.