• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Trabzon 17 °C

AYNAYA BAK!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Mikser ne demektir.

Mikser karıştırıcı demektir.

Ya ses mikseri ne demektir? Konu burada başlıyor. Ses mikseri bir ya da daha çok çıkış sinyali veren, karıştıran, aynı zamanda kopyalayan cihazdır.

Örnek verecek olursak; son dönemde moda kayıtlarla gündeme bomba gibi düşen bazı isimlerin sözde ses mikseri üzerinde oynanıp aslında oyunların içinde değilmiş de dâhil edilmiş, yani mişli gibi seslerin karıştırıldığı cihazdır. Daha çok ses kayıt stüdyolarında kullanılan önemli bir cihazdır. Ses sanatçılarının olmazsa olmazıdır.

Sanırım bugünlerde de siyasetçilerin bir nevi kurtarıcısı. Çünkü suçlu hep mikser.

Keşke bu mikser Sayın Bekaroğlu için de bir kurtuluş olabilseydi. Neden mi?

Atatürk’e hakaret edip sonrasında dün söylediğini ben öyle demek istemedim ile değiştirmeye çalışmak maalesef sizin gibi yılların siyasetçisi, entelektüel hatta profesör olmuş birine bence hiç yakışmıyor. Söylediğiniz sözün arkasında durmak yakışırdı size Sayın Bekaroğlu.

Neler oluyor? Yapılan açıklamalar, görüntüler ve saçmalıkları birisi çıkıp açıklayabilir mi?

Atatürk’ün kurduğu partide anti-laik bir ismin ne işi var. CHP yine oy kaygısına mı düştün? Laiklik karşıtı insanların oyunu mu almak istiyorsun? Rizeliden bu isimle oy alacağını mı zannediyorsun? Bu iş inan ki Bekaroğlu ile olacak iş değil. Bekaroğlu aynı Bekaroğlu değişen hiç bir şey yok.

Sadece “Tükenmişlik Sendromu” yaşayan bir siyasetçi ve sözde “yenilikten” yana tavır alan söylemleri olan bir isim var.  

Has Parti’nin kurucusu iki isim Mehmet Bekaroğlu ve Numan Kurtulmuş.

Bir bakın! İkisi de bir birinden çok zıt kulvarda. Bu mudur mozaik dedikleri? Hani onlar aynı düşüncede aynı yolda yürüyerek insanları kucaklayacaklardı. Hani ebru gibi su ve renklerin birbiriyle dansını izleyecektik. Hani Kurtulmuş ve Bekaroğlu Türkiye’ye yeni bir format atacaktı. Şimdi ne oldu? Tüfek icat oldu, Mertlik mi bozuldu? Biri solda diğeri İslamcı bir partide devam…

Hep bir hesaplaşma ve kendi menfaatlerini, koruma çabası. Emek harcayarak, uğraşarak elde ettikleri ne olmuştur acaba? Hep kes, yapıştır, kopyala.

Karışan CHP’yi karmakarışık hale getirecek isimlere mi ihtiyaç var?

Koltuk kavgasına düşen CHP’de ilkeleri düşünecek “ne hal ne de derman” kalmıştır.

Mikserin tanımıyla başlayan yazımda, mikserin bir özelliğini daha yazmam gerekiyor. Karıştırıcı olarak kullanılan mikser aynı zamanda mutfak aletleri içerisinde olmazsa olmazdır. İçine atılan süt, yumurta gibi maddeleri çırpma işleminde mutlaka insanın üstüne sıçrar ve iz bırakır. İz ve leke olan yerin ise, yıkanması gerekir. Aksi takdirde leke asla çıkmaz.

CHP’nin başka renkte karıştırıcılara ya da nifak tohumlarına ihtiyacı yok. Kendi içindekileri yeter. Her zaman yinelediğim bir soru var. Kaybettiğini kabul edemeyen CHP neyin yansımasıdır? Bugünlerde neyi simgeliyor? Atatürk’ten devir alınan vekâlet, bugünlerde itibarını neden kaybetmiştir?

Şebnem Ferah, “Sil baştan başlamak gerek bazen. Hayatı sıfırlamak. Sil baştan sevmek gerek bazen, her şeyi unutmak” diyor.

CHP ve yöneticileri bu dizeler sizin için değil. Yeniden başlamak size göre değil, var olan esaslarınızı koruyabilmektir sizin göreviniz. Geçmişi unutmak ise size çok şey kaybettirir, bugün olduğu gibi. Sevmek maalesef size çok yabancı bir kavram, çünkü halktan çok uzak ve halktan çok kopuksunuz. Hatta halka inemeyenlerle de imza atmaya devam ediyorsunuz; CHP’nin şarkısı bence bugünlerde, Mazhar, Fuat, Özkan’dan “Hep Aynı.”

“Geziyoruz, görüyoruz. Okuyoruz, duyuyoruz, yazıyoruz çiziyoruz “hep aynı”.

CHP’nin görevi anti-laiklerden partiyi uzak tutmaktır. Laiklik düşmanı isimlerle el sıkışmak değil.

Atatürk karşıtı söylemlerde bulunduğu için Üniversite hastanesindeki görevinden alınan bir isimle masaya oturup el sıkışmanın manasını CHP’li yöneticilerden öğrenmek isterim.

Siyasetin Sonu kitabında Sayın Bekaroğlu siyaseti anlatmaya çalışırken, ”Cemil Çiçek, Ali Coşkun, Nevzat Yalçıntaş, Abdulkadir Aksu ne yeniydiler ne de yeni söylemleri vardı. Bunlar öteden beri sağ geleneğin içinde yer almış siyasi olarak devlete yaslanan isimlerdir” ifadelerini kullanıyordu. Sayın Bekaroğlu siyasete ne kazandırmıştır acaba?  

Ertuğrul Günay Beyle başlattıkları Müslüman sol yani “İslami Sol” hareketinin bugünlere referans olacağını mı düşündü dersiniz? Müslüman solcu da olabilir, sağcı da. Bunun dinle bir alakası yoktur. Yenilikçi, muhafazakâr ya da muhafazakâr demokrat, hatta İslami sol bir kılıftır. Başımıza ne geldiyse hep bu kimlik tanımından gelmedi mi?

Milli görüşten, Fazilet partisine, İslami soldan Has Partisine ve belediye başkanlıklarına kadar şansını deneyen Sayın Bekaroğlu son çalması gereken kapıyı da çaldı. Yeşil ışık yandı. Haydi hayırlısı. Siyasetin sonu gelmiştir. Yine Bekaroğlu, yine Kemal Kılıçdaroğlu... Çünkü mantık “Rabbena hep bana”.

Bu arada Sayın Bekaroğlu’na, siyaseti tanıttığı, siyasetin içinde yer almama yardımcı olduğu ve bugünleri görmemi sağladığı için teşekkür ederim.

Siz bir kızgınlık anınızda işin içinden çıkamayınca “aynaya bakmamı” söylemiştiniz ben baktım ve her baktığımda da kendimle hep gurur duydum; Ama siz aynalara neden bu kadar uzaksınız Sayın Doktor?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.