• BIST 103.937
  • Altın 162,758
  • Dolar 3,9590
  • Euro 4,6423
  • Trabzon 17 °C

Aynı bağın iki kadını!..

Eray Altındaş

Şöyle dikiz aynasından Türkiye’nin otuz yıllık siyasi geçmişine baktığımda kimler gelmiş kimler geçmemiş ki…

Öyle ki, birileri tepeden aşağıya yuvarlanırken, birileri de tam aksine son 15 yılda yükseklere çıkmış.

Şimdi ise bu adada büyük iniş ve çıkış yaşayan iki kadından bahsedeceğim…

Sıradan değiller…

Türkiye’nin tanınmış simaları.

Biri 18 yıl önce Gazi Mecliste başörtüsü ile adını duyurdu.

Biri de kendisini daha yakın gördüğü muhafazakar cenah için yazdıkları ile öne çıktı.

İkisi de bir zamanlar aynı kulvarda siyaset yaptılar.

İkisi de 18 Nisan 1999’da Fazilet Partisi’nden 21. dönem milletvekili seçildiler ve

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde aynı sırada yan yana oturdular.

***

 

O günlerde…

Aynı yoldan geçmişler…

Aynı sudan içmişler…

Yazları birdi…

Kışları birdi…

Aynı bağın gülüydüler…

Birinin akademisyen kimliği.

Birinin de eşinin medya patronluğundan gelen gazeteci kimliği vardı.

İkisi de yaptıkları ve yazdıkları ile sadece Türkiye’nin sınırları içinde değil dünyada da isimlerinden söz ettirdiler.

İkisi de muhafazakar kanadın gözbebeğiydiler…

***

 

Biliyorum, can ciğer bu iki kadının kim olduğunu merak ediyorsunuz!

Merak ettiğiniz isimlerden biri, 2 Mayıs 1992’de Green Card sahibi olan Merve Kavakçı…( Yani ABD vatandaşı)

Diğeri ise gazeteci ve televizyoncu Nazlı Ilıcak.

Bir zamanlar birlikte yürüyen bu iki kadın, “nereden nereye?” dedirtircesine  şimdilerde ayrı ayrı yerlerde ikamet ediyorlar.

Merve Kavakçı son çıkan bakanlar kurulu kararı ile Kuala Lumpur’a büyükelçi olarak atandı.
Köşesinden yazdıkları ve ekranlardan söyledikleri ile ünlenen Nazlı Ilıcak da FETÖ’cü olduğu iddiasıyla tutuklu.

Şimdi, 15 Temmuz hain saldırısının siyasi ayağını arayanların kulakları çınlasın…

Hani halk arasında söylenen ve çok önemsenen bir atasözü var, “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim…”

Fazla söze ne hacet…

 

 

Yaylalar

poligon mu?

 

Havalar ısınıp insan bunalmaya başladı mı, soluğu ya sahillere inip denizde alıyor ya da yaylara çıkıp biraz olsun nefeslenmek istiyor.

Bendeniz de bazen imkan bulduğumda sahillerden çok dağların bulutlarla dansını seyretmeye gidiyorum.

Şehirdeki sesten ve gürültüden kaçıp yaylada terlemeden gezmek, temiz hava almak insan sağlığı için bire bir. Gelin görün ki, güzelliği yaşamak hayal!

Silah sesinden kulaklar “sağır” oluyor.

Yaylalar adeta poligona çevrilmiş. Eline ruhsatlı ya da ruhsatsız silahını alan ardı ardına tetiğe basmayı marifet sanıyor.

Anlamadığım yaylalar sahipsiz mi?

Buralarda asayiş ve güvenliği kim sağlıyor?

 

Ya hapis 

ya hastane

 

Bu günlerde Türkiye Cumhuriyetinin Kurcusu Mustafa Kemal Atatürk’ün büstüne, heykeline saldırmak moda olmaya başladı.

Öyle ki, eline keseri, baltayı veya orağı alan başlıyor kırıp dökmeye…

Bu aymazlığı ve çirkin saldırıyı yapanlar, düne kadar  karakola “Meczup” sıfatıyla ön kapıdan giriyor arka kapıdan elini kolunu sallayarak çıkıyordu. Ama bundan böyle olmayacak. Şanlıurfa’da Atatürk heykeline saldıran kişiye hakim tutuklama kararı vererek  noktayı koydu.

Anlaşılan o ki, Atatürk heykelini, büstünü veya anıtını parçalamak isteyenler bu davranış için kırk kere düşünecekler. Çünkü bu saldırganları çirkin davranışlarından ya hapishane ya da hastane paklayacak!

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.