• BIST 107.303
  • Altın 142,558
  • Dolar 3,5543
  • Euro 4,1389
  • Trabzon 27 °C

AYŞEGÜL KINA GECESİNDE

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Evlenmek için süslenip, hazırlanmış kişiye gelin denir. Gelin beyazlar içinde saflığı temsil edendir. Hele bir de çocuk gelinler var ki işte bu olay bizim en önemli toplumsal sorunumuzudur.

Reşit olmadan gelin olan çocukların sayısı azalmıyor aksine her geçen gün artıyor. Bu vaka sosyolojik bir yaradır. Dramdır, rezilliktir, edepsizliktir, ahlaksızlıktır.

Çocuklarını erken evliliğe kurban edenlere karşı devletin duyarsızlığı ise büyük bir acıdır.

Dünyanın ruhu ne ile beslenir? Tabii ki üzerinde yaşayan insanların mutluluğu ile. Bu kadar mutsuz insanın var olduğu dünyada ruh ne ile beslenecek? Mutsuz çocuklar, mutsuz gelinler, mutsuz çalışanlar, mutsuz ergen… Var oldukça dünyada bize güneşini göstermeyerek ceza verecek.

Küçücük yaşta soğuk ve taş kalpli insanların yaraladığı çocuk gelinler; Hayata kalbinin sesini dinleyerek değil, zorla zorbalıkla atılıyorlar. Travma denilen ve kişinin başa çıkma yeteneğini aşan, ruhsal bozuklukla karşılaşan çocuk ise, korku, dehşet ve çaresizlikle tanışıyor, daha henüz oyun çağı dediğimiz saklambaçlı yaşlarda.

Ruh eğer bedenin hayat ilkesi ise; daha küçük yaşlarda bedeni gelişmemiş, çocukların ruhlarını neden köreltirsiniz? Daha bedenini tanımamış bir çocuktan nasıl gelin olmasını ve bir erkeğe eş olmasını istersiniz? Bu nasıl bir yobazlıktır? Bu nasıl bir insanlıktır?

Çocuk demek belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan gelişime hazır kimse ise; bu çocukların omuzlarına yüklenen bu kadar ağır bir sorumluluğun anlamını, o fidanları evlendirmeye layık gören dengesizlere sormak isterim. Küçük yaşta bu kız çocuklarımıza neden karanlığı layık görüyorsunuz?

Milli Eğitim Bakanlığı yeni bir saçmalıkla gündeme düştü. Çocuklarımıza her gün yeni ve isimlendirmediğimiz bir komedi sunan bakanlık şimdi de “kız çocuklarına nasıl iyi gelin olunacağına“ dair öğretmenlere bilgiler verdi. Ve bu olay da ilkokul 5. sınıf Sosyal Bilgiler öğretmen kılavuz kitabında yer alacak. İlkokul çocuklarına eğitmek için hazırlanan bu vaka hangi mantık ve kafayla hazırlanmıştır bilmiyorum ama bu gerçekten çok büyük bir saçmalıktır. Bunun adı küçücük kız çocuklarını evliliğe özendirmektir.

Çocuk gelin listesinde Avrupa’nın ikinci ülkesi olan Türkiye sen daha neler görecek ve yaşayacaksın acaba?

Milli eğitimin yeni kitap listesi: Ayşegül Küçük Gelin, Ayşegül Kına Gecesinde, Ayşegül Küçük Anne, Ayşegül… gibi başlıklı hikâye kitapları olacak sanırım.

Evcilik oynama çağındaki çocuklara gelin olma ve kına gecesini anlatmayı layık görenler siz hangi ilim ve bilimin örneklerisiniz acaba? Sözün bittiği yer burası olsa gerek…

Düşüncesizce doğrulan onlarca çocuktan sonra başlık parasına muhtaç olan zavallılar, ya da evden bir boğaz eksilsin diye bekleyen düşüncesizler o çocukları satmak için mi dünyaya getirdiniz?

Bir dergide şiddete maruz kalmış bir kadının isyanın okudum. Önce babasından dayak yemiş, sonra da 12 yaşında küçük bir çocukken evlendirildiği babası yaşındaki kocasından. Bir bölüm beni çok etkiledi.

“Kış günü dışarıda kartopu oynarken, çevredekiler “bak kocan geliyor” derlerdi. Adamı gördüğümde korkardım. Çünkü çok yaşlı ve çok korkunçtu. Evet o adam sonradan kocam oldu.”

Bertrand Russel harika bir söz söylemiş:

“Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken, aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.”

Aptal biliyorsunuz Türk kukla oyununda da bir dalkavuk tiplemesidir. Bu kadar çok dalkavuğun olduğu sistemde küstahların çoğunluğu da normal olsa gerek… Neden önemsesinler ki çocukların gelin olmasını?

Kızlarla erkeklerin yan yana durmasının dahi suç olduğu devlet okullarımızda, ilkokulda gelin olma dersinin işlenmesi sanırım abesle-iştigal olmaz. Üniversite çağındaki gençlerin evlerinin basılması, evde kız var mı yok mu diye kontrol edilmesi hatta komşuların ihbar etmesini teşvik etmek çocuk yaştakilere kına gecesini öğretmekle son bulur diye düşünenlerin ürünüdür… 

Cinselliğe dair, hayata dair, insana dair hiçbir şey bilmeyen kuzuların sessiz çığlığı bilmiyorum ne zaman son bulur ama göstergeler bunun çok da kolay sonlanmayacağını bilakis daha çok alevleneceğini gösteriyor.

Sivil toplum kuruluşlarına sanırım daha çok iş düşüyor. Önce Milli Eğitimin ismini koyamadığım bu uygulamalarına bir son vermesi gerekiyor. Çocuklar çocukluklarını yaşamalı. İlkokul 5. sınıf öğrencisinin öğrenmesi gereken konuların başında ahlak geliyor; topluma faydalı insan olmanın ana başlıkları geliyor. Doğruyu bulma, detayları fark etme, analiz yapabilme, saygı, sevgi, eğitimin anlamı, aldığı bilgiler doğrultusunda nasıl sonuca ulaşacağı gibi başlıklardır alması gerekenler. Sevgisiz ve başarıya kapalı insanlara söylenecek tek söz var.

O da Mevlana’dan, “Aynı dili değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir” sözüdür.

Bu da bugünlerde mümkün değil maalesef.

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.