• BIST 106.754
  • Altın 141,855
  • Dolar 3,5338
  • Euro 4,1153
  • Trabzon 24 °C

AZINLIK KOMPLEKSİ

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Resmin, doğduğun andan itibaren seni sevecekler tarafından çerçeveye yerleştirilir.

Önce dinimiz gereği kulağına ezanla ismin söylenir. Sonrasında ise ne olacağını ailen ve etrafın kulağına fısıldamaya devam eder.

Yalan nedir? Yalan, gerçek olmayandır.

Kim yalan söyler?

Zorda kalan ya da kafasında gerçekte olmayan bir şeyi yaratmak isteyen yalan söyler.

Çocukluğumuzdan itibaren ailemiz ve çevremizdekilerdir bizim toplumsal kalıplarımız, terbiyemiz, ahlakımız, gerçeğimiz ve yalanımız…

Doğru olmayan şeyleri yıllardır hatta çocukluğundan beri kafalarında oluşturan bir grup insan, bunu kendi halkına yani Kürtlere de inandırmak istedi. Çoğunlukla da başarılı oldu.

Kendi yarattıkları ezilmişlik sendromunu çocuklarına ve gelecek nesillere de aşıladılar; Tıpkı kendi çocukluklarında olduğu gibi. Mağdur ve mazlumu oynayanlar, devleti kötüleyerek amaçlarına ulaşmaya çalıştılar, çalışıyorlar.

G. Doğu’ya hizmet gitmiyor deyip halkı kışkırtıyorlar. Bakınız Karadeniz’e, Orta Anadolu’ya oralarda halk hiç galeyana gelmiyor. Gelmez de. Her ne olursa olsun “Devlet sağ olsun” der…

Hizmet G. Doğu’ya mı, yoksa diğer bölgelere mi gidiyor?

İstedikleri şekilde davranan, düşüncelerini dilediği gibi ifade edenler kimdir?

G. Doğu’da masum halkı kışkırtanlardır.

Bugünlerde başka kimse konuşmuyor.

Her yerde onlar konuşuyor ve konuştukları yalanlara da insanları inandırmaya çalışıyorlar.

Mecliste bile Türkçe konuşamayan bir vekilin yarım yamalak okumaya çalıştığı andı duymadık mı?

Ne dedik; Hiç bir şey. Onlar yapınca düşünce, din vicdan özgürlüğü, başkaları yapınca hainlik oluyor.

Son günlerde Türk dünyası için konuşulan ana başlık hep “tehditler” oldu.

İran tehdidi, Suriye, Irak, Ermeni, Yahudi ve Kürt Tehdidi; Peki bu milletlerin hepsi nerede konuşlanmış? Ortadoğu’da. Ne kadar manidar değil mi?

Sahipsiz kalan Türkiye, her gün ya bir ambargo, ya da bir tehditle karşı karşıya; Polisimiz şehit oluyor, askerimiz şehit oluyor, hatta halkımız öldürülüyor. Yine çıt çıkmıyor.

Çıkıyor kendisini tarihçi, yazar, araştırmacı diye millete yutturan bir vatan haini “3 polis öldü diye, Kandili bombalamak doğru mu?” diye soruyor.

Kandil binlerce gencimizi şehit ederken de, bu kadar duyarlı mıydın? O zaman da sorguluyor muydun?

Türkiye’nin gelişme sürecini bu tarz akillerden mi bekliyorsunuz? Yazıklar olsun.

Nedir sahi bu Türk düşmanlığı?

Gidin başka saadet vaat eden ülkelerde yaşayın. Mesela Kürdistan’a gidin. Neden gitmiyorsunuz? Çünkü modern değil. Eğlenceli değil; Gri ve tonlarına sahip. Yani hareketsiz. Ne işiniz olur orda. Ama inşası için her türlü yalanı peş peşe sıraladınız…

Azınlıklar olarak, sizlerin eğer varsa Türklük sorunu, bu durum “azınlık olmanın” dayanılmaz kompleksi midir?

Herhangi bir şey değil, bu topraklara ihanet edenler ve etmeye çalışanlar beni ve benim gibi düşünenleri rahatsız ediyor.

Bu milleti ayakta tutan “egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olması” kaidesi nedense millet olma vasfını kaybetmiş biat edenler için çok rahatsızlık verici.

Bu ülke toprakları içerisinde hemen hemen hiçbir varlık göstermemiş insanların, bu ülkenin varlıkta kalmasına engel olmaya çalışmaları duyarlı olan herkesi derinden yaralıyor.

Türkiye’nin parçalara bölünmek istenmesi karşısında, Türk “milli kültürü” üzerinde oyunlar oynanıyor. Kimsede ses yok.

Türk milleti enkaz aldığı her ülkeden darbe yemedi mi? Bu soruyu tarihçi olduğunu savunan Kürt sempatizanı tarihçiye soruyorum. Her şeyi çok iyi biliyor ve rezil oluyorsun ya. Buna da verecek cevabın vardır senin…

Ya Anadolu Ajansına terör olaylarıyla ilgili açıklamalarda bulunan terör ve dış ilişkiler uzmanı edasındaki Kazaz Hanımefendi, sahi sen kimsin? Nerede bu konuda zamanında fikirlerine danışılan Dış ilişkiler ya da terör uzmanı aklı başında insanlar. Ya seni muhatap alan kurum asıl neyin nesi? Ne yapıyorsunuz?

Ülkemizde düzenlenen uluslararası bir iç çamaşırı defilesinin kritiğini mi yapıyorsunuz? Ya da önce Müslüman, sonra Hıristiyan ve sonra tekrar nasıl Müslüman olunuru mu tartışıyorsunuz? Din değiştirmedeki kıstasları mı tartışıyorsunuz?

Ne yapıyorsunuz? Siz nesiniz? Bu sıkıntılı günlerde milletle dalga mı geçiyorsunuz?

Bir annenin şehit oğlunun ardından döktüğü gözyaşları hiç mi içinizi acıtmıyor?

Bir eşin şehit kocasının tabutunun yanında ambulansta uzanması, hiç mi vicdanlarınızı sızlatmıyor?

Bir çocuğun “sen şehit evladısın” sözleri karşısında anlamadan babasını araması hiç mi kendinizi yargılamanıza sebebiyet vermiyor.

Siz kimsiniz?

İn misiniz? Cin misiniz?

İnsan olmak vicdan, ahlak, merhamet ve sorgulamayı gerektirir. O da gördük ki sizde yok. Nesiniz siz?

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.