• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Trabzon 13 °C

Bakan Bayraktar’a

Eray Altındaş

Sevgili Bakan’ım, gerçekten çok çalışıyorsunuz…

Şehirlerdeki eski ve çirkin binaları yıkıp yeniden yapmak kolay değil…

Daha geçen hafta Ege’de Bodrum Sahilini Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yatla gezip,  kıyıların nasıl on yıl içinde yağmalandığını gözelerinizle gördünüz!

***

Yuva yıktığınız” için kimseyi memnun edemezsiniz, kimi az verdi der, kim daha çok almak için işi yokuşa sürer…

Bazıları bu güne kadar bu şehir için yapılanlardan kendilerine pay çıkarmaya çalışsalar da vatandaş Zağnos’un, Tabakhane’nin, Erdoğdu yolunun, Çömlekçi’nin, Akyazı’nın ve devlet kesesinden yapıldığını iyi biliyor.

***

Sayın Bakan’ım, geldik gidiyoruz…

İnsanı en büyük sermayesi sağlık, bir bozulmaya görsün, o hastane senin bu doktor senin suyolu oluyor.

Allah dert verip derman aratamasın yataklara düşürmesin, hastanesiz de bırakmasın.

***

Sayın Bakan’ım, Kaşüstü’ne modern bir hastane yapıldı… Fiziki olarak içi ve dışı mükemmel…

Temiz, ferah, her şey saat gibi... Sağ olsun görev yapan personelde hastaneye gelen insanları rahat ettirmek, iyi bir şekilde muayene olmaları için ellerinde gelen gayreti eksik etmiyorlar.

***

Hastane çok güzle, yeri havadar, etrafında kuş seslerinden başka çıt çıkmıyor.

Ancak oraya gidene kadar hasta yolda kan kaybından ölür!

Şayet özel araban yoksa hastaneye gitmek için en az iki dolmuşa bineceksin veya Belediyenin otobüsünde balık istifi gibi gideceksin.

Doğum sancısı tutan bir anne adayı hastaneye yetişene kadar, aceleci olan bebeğin gözlerini yolda açmasına şaşırmamalı…

 ***

Bu yazıyı yazmama Başbakan’ın Rize’de yaptığı konuşmada devlet hastanesini göstermesi vesile oldu. Yaşanan çileyi inanıyorum ki sizde çok iyi biliyorsunuz. Kim bilir Kaşüstüne hastane yapıldığı için belki de pişmansınız…

Sayın Bakan’ım lafı daha fazla uzatmak niyetinde değilim, sıkıntıyı bizzat kendim yaşadım. Hastaneye giderken dik yokuşu arabayla çıkarken Zigana Dağına tırmanıyormuşum gibi geldi. Vatandaş da hastanenin dağ başına kurulmasından şikayetçi. Yaşlı insanların indi bindi yapması zor…

***

Sayın Bakan’ım,  aslında bu yazıyı Başbakan’a mektup diye dercetdecektim… Başbakanın işi başından aşkın...

Bir yanda Mısır, öbür yanda Suriye birde buna Beyaz Saray eklendi. Gözlemlediğim kadarıyla da bakanların içinde Başbakan’a en yakın olan sizsiniz.

Gerçi Rize’de Başbakanın önünde diz çöküp dinlemenize rağmen aranızda soğuk rüzgar estiği söylense de bu güne kadar isteğinizin başvekil tarafından geri çevirdiğini duymadım.

Yazı güme gitmesin diye size durumu anlatmayı doğru buldum…

***

Takip ettiğim kadarıyla Akyazı’ya yapılacak stat’a karşılık Avni Aker’i,  Yavuz Selim’i ve spor salonunu TOKİ’ne devredilmesi kararlaştırılmış. Helal olsun, birde bunlara ek olarak Boztepe’deki Kemik Hastanesi’ni de alın güle, güle istediğinizi yapın!

Ama ne olur o güzelim Kavak Meydanı’na ev ve AVM yapmayın!

Madem “vatandaş için çalışıyoruz…” , madem “efendi değil hizmetkar olmak için varız…” diyorsunuz size tarihe geçecek bir hizmet fırsatı!

***

Şimdiki Numune Hastanesi’ni de içine alacak şekilde o yıkılacak alana tüm Doğu Karadeniz bölgesine hizmet verecek tam donanımlı geniş kapsamlı bir hastane kompleksi yapın.

Yani dört beş hastane iç içe olsun. Vatandaş derdine çare aramak için o dağ senin bu dağ benim yollarda perişan olmasın.

***

Sayın Bakan’ım zararda edilmez. Fatih ve Kemik hastanelerinin yerine istediğiz kadar bina dikin, süper kar edersiniz. Kaşüstü’ndeki binayı da üniversite yapılmak kaydıyla özel sektöre satın. Müthiş para kazanılır.

Trabzon halkının gönlünde taht kurarsınız. Kim bilir Belediye’nin kaldırdığı Meydan Parkı’nda sökülen heykellerin yerine sizinki dikilir!

Çok iyi biliyorum bu satırları okuyanlar sende mi düşüncesine kapılacaklar. İstedikleri gibi düşünsünler. Maksadım, bağda üzüm varken bu kadim Trabzon halkı da nasiplensin! Gerisi benim için laf-u güzaf…

Genel cerrahide

yoğun bakım…  

Sağlıkla başladık yine sağlıklı devam edelim. Çünkü geç de olsa güzel gelişmeler yaşanıyor…

Sevgili okuyucular, hatırlayacaksınız bu sütunlardan birçok kez bina içindeki bazı kötü görüntülerin Farabi Hastanesi’ne yakışmadığına dair yazılar dercetmiştim.

***

Mesala, odalardaki tuvaletlerin kapılarının kapanmadığını, tuvalet sıvalarının döküldüğünü, elektrik prizlerinin yerinden çıktığını, pası, pisliği bu sütunlara taşıdım.

Maksadım, hastaneyi kötülemek değil, görülen eksikliklerin bir an önce giderilmesi…

***

Bu günlerde Farabi Hastanesi Genel Cerrahi bölümünde geç de olsa güzel bir gelişme oldu. Yatan hastaların bulunduğu servise girişte sol tarafı yoğun bakım ünitesi olarak kullanılmaya başlandı.

Ameliyattan çıkan hastalar iki-üç gün doktor ve hemşirelerin gözetiminde kalarak enfeksiyon kapmasının önüne geçilecek.

Geç ama yinede güzel bir gelişme.

Özür

Her zaman ifade ettiğim bir söz var, hani günlerce güneş altında kalan bir çiçeğe suyu verdiğinizde toprak kana, kana emer ya, biz köşe yazanlarının suyu da okuyucudur.

Telefonda bir okuyucumun sesini duyduğum da inanılmaz mutlu oluyorum.

Bu sütunları takip edenlere saygı ve şükranlarımı sunuyorum.

***

Geçen pazartesi günü Endüstri Meslek Lisesi öğretmenlerinden Sedat Çolak telefonla aradı…

Yazımı sonuna kadar okuduğun söyleyen Sedat Hoca, “son satırda iki tane tashihini yakaladım… “ diyerek haklı olarak daha dikkatli olmam yolunda sitemde bulundu.

***

Sedat hoca yerden göğe kadar haklı “Arap” yerine “Arpa” yazmışım. Uyardığı için kendisine teşekkür, siz sevgili okuyuculardan da özür diliyorum.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.