• BIST 102.590
  • Altın 275,958
  • Dolar 5,7165
  • Euro 6,2917
  • Trabzon 20 °C

Bakanlar yaylalarda!

Yer KULAK

  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hafta sonu Trabzon’a geliyor. Erdoğan, Trabzon’dan Rize’ye geçecek ve Pazar günü tekrar Trabzon’a gelecek ve bazı tesislerin açılışını yapacakmış. Cumhurbaşkanının Doğu Karadeniz gezi programı açıklanmadı. Cumhurbaşkanının Trabzon’da hangi tesislerin açılışını yapacağı merak edilmeye başlandı. 
 
Cumhurbaşkanının bölgeye gelmeden günler önce 4 bakan Trabzon’a geldi. Çevre ve Şehircilik Bakanı Cahit Turhan ile Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, geride bıraktığımız hafta içinde Trabzon’a gelmişlerdi.
  bakanlar-(1).jpgbakanlar-(4).jpgbakanlar-(3).jpg

                                                      bakanlar-(2).jpg

   Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ise dün Trabzon’a geldiler. Murat Kurum, Sürmene’nin bir yaylasında dinlenen Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın konuğu oldu. 
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ise, havalimanından doğruca Düzköy’deki Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün kampına gitti. 
  Düzköy’deki bu yayla kampını, Trabzon eski valilerinden Adil Yazar yaptırmış ve söylenenlere göre mükafat olarak da görevden alınmıştı! Bu tesisleri bir ara Trabzonspor almış daha sonra Kızılay’a bırakılmıştı. Sonra tesisler Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne devredilmişti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan ise Kavala köyündeki evinde istirahat ediyor.
Trabzon’daki bakanların Cumhurbaşkanının bölgeye gelişine kadar Trabzon’da kalacakları bildirildi. 
Bu arada Trabzonlu eski bakanlardan Erdoğan Bayraktar, Faruk Özak ve Eyüp Aşık’ın da kentte oldukları kaydedildi.

Trabzon çok hareketli bir kent!

trabzon-cok-004.jpg  Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu, Trabzon’un çok hareketli bir kent olduğunu söylemiş. Vali Ustaoğlu, Hakkı Emiroğlu’na, ‘Her sabah havalimanındayım. Sabah gelenleri karşılıyor, akşamları da uğurluyorum’ demiş.
Trabzon Havalimanı, yalnız Doğu Karadeniz Bölgesine değil Zigana dağının güneyindeki yerleşim yerlerine de hizmet veriyor. Bölgeye hemen her gün olmasa da sık sık devlet erkanı geliyor. Vali bey de protokol icabı hepsini karşılamak zorunda kalıyor. 

Karşıyaka-Uğurlu ve Düzköy yolu!

karsiyaka-002.jpg  Trabzon’da yapımı yılan hikayesine dönen birkaç yoldan biri Karşıyaka- Uğurlu, Aktoprak- Uğurlu yolu ile Akçaabat-Düzköy yoludur.
Ortahisar’ın en büyük mahallerinden (köy) biri olan Uğurlu’nun, şose yolu 1916-17 yıllarında Ruslar tarafından yapılmıştı. Yolun Aktoprak- Uğurlu arasının genişletilmesine yaklaşık 5 yıl önce başlandı. Ancak bir arpa boyu yol alınamadı. Uğurlu’yu Ortahisar’a bağlayan ikinci yol olan Karşıyaka-Uğurlu yolu ise karınca hızıyla devam ediyor. İşi alan firmalar bir süre sonra işi bırakıyor. Trabzon’da bir türlü tamamlanamayan ikinci yol ise Akçaabat- Düzköy yolu. Düzköy aynı zamanda Karayolları genel müdürü Abdullah Uraloğlu’nun memleketi. Düzköy yolunun özellikle Kayabaşı yayla kent bağlantısı ise patates tarlası gibi. Düzköy belediye başkanlığını kazanan AKP’li Yılmaz Ankara’nın ve Karayolları genel müdürünün seçim öncesi en büyük vaatleri, yolu kısa sürede yapma taahhütleriydi. 

****************

  Küçükken okumalarım Kemalettin Tuğcu gibi yazarlarla başladı.
Vicdan ve adalet duygusunu geliştiren çocuk dünyamızla olması gereken dünya arasında kurulan önemli köprülerdi bizler için. 
Hep iyilerin kazandığı ve finalde gözyaşları ile taçlanan mutlu sonlu Yeşilçam melodramları da romantik kalbimizi besliyordu.
  Yerel duyguyu, bu coğrafyanın kokusunu taşıyan kitaplar ve filmlerdi onlar...
Kütüphaneli bir evde büyümek de bugün anlıyorum ki en büyük zenginlikmiş!
Rus yazarlar, Fransız klasikleri ile evrensel dünyaya açılırken bir yandan da Gırgır ve Fırt gibi dergilerle siyasi hicvi öğreniyor ve çok zengin bir mizah anlayışı ile kendi çapımızda keyifleniyorduk.
Liseye kadar Trabzon'da okudum.
O dönemde bu dergilerdeki karikatür kahramanlarının hep dergi sayfalarında sanal kadrolu eleman olarak yaşar diye düşlerdim.
İs hayatına geçip İstanbul'a gelince illüzyon olarak düşündüğüm tüm dergi kahramanları kanlı canlı olarak karşımda buldum kimi ile el sıkıştık, kimi ile yemek yiyip kahve içtik, kimi ile iş yaptık.
Trajikomik öyküler yasayıp, Oskarlık roller gözlemledim çoğu zaman...
Yesilçam Filmleri ve Tuğcu kitapları ile ulaşılan mutlu sonlar olmasa da mükemmel oyuncular, çok düşünülmüş senaryolar ve ibretlik mesajlar gerçekten hep var!..
Murathan Mungan'ın bir sözüyle bitireyim sonunda:
Az olun, fakat hakiki olun.
Bir gün kendi kapınızı çalacak yüzünüz olsun!  
(İlham Süheyl)

*********************

BİZ, 1950 - 1990 ARASINDA DOĞAN İNSANLAR;
BİZ SINIRLI SAYIDA ÜRETİLDİK!

Bu yüzden; bizden keyif alın, bizden öğrenin, hazine biziz. Dünyadan yok olmadan önce her şeyi ve herkesi özellikle bizi çok sevin.
Hayatımız neden sevmeniz gerektiğinin gerçek KANITIDIR.
- Okuldan sonra akşama kadar sokakta oynardık. Hiç televizyon izlemezdik.
- İnternet arkadaşlarıyla değil gerçek arkadaşlarla oynardık.
- Susadığımız zaman şişelenmiş su değil, musluk suyu içerdik.
- Aynı bardağı dört arkadaşla paylaştığımız halde hastalanmazdık.
- Her gün çok pilav yediğimiz halde hiçbir zaman kilo almadık.
- Çıplak ayakla dolaşırdık ama ayaklarımıza bir şey olmazdı.
- Annemiz ve babamız bizi sağlıklı tutmak için hiçbir zaman ek gıda takviyeleri, vitaminler vermezlerdi.
- Kendi oyuncaklarımızı kendimiz yaratır ve onlarla oynardık.
- Ailemiz zengin değildi. Bize mal mülk değil, sevgi verdiler.
- Cep telefonlarımız, DVD'lerimiz, oyun istasyonumuz, XBox'ımız, video oyunlarımız, kişisel bilgisayarlarımız, internet sohbetimiz olmadı - ama bizim gerçek arkadaşlarımız vardı.
- Arkadaşımızın evini davet olmadan istediğimizde ziyaret eder ve onlarla birlikte eğlenerek yemek yerdik.
- Senin dünyandan çok farklı olarak bütün akrabalarla iç içe yaşar, aramızda sıkı bağlar olurdu.
- Çektiğimiz fotoğraflar siyah beyazdı ama renkli anılarla dolu idi.
-Ülkeyi güzel günlere taşımak, çok okumak, adam olmak gibi ülkülerimiz vardı ki belki tam yapamadık, yenildik ama uğrunda çok bedeller ödedik.
- Biz kendine has, anlayışlı bir nesiliz, çünkü biz ebeveynlerinin söylediğini dinleyen son nesiliz. 
Ayrıca, çocuklarını dinleyen ve dikkate alan ilk nesiliz.  
(Ömer Hayali)

Not: Ömer Hayali, 1950 ile 90 arasında doğanlar arasında az sayıda da olsa bu özellikleri taşıyanlar olduğu için 30 yıllık zaman dilimini 40 yıla çıkardığını söyledi. 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.