• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Trabzon 7 °C

‘Bakırcı her şeyi sattı’

‘Bakırcı her şeyi sattı’

CHP Rize il Başkanı Mehmet Aslankaya, Belediye Başkanı Halil Bakırcı’nın Rize’de Belediye’ye ait 00’ün üzerinde işyeri sattığını ve bu satışlardan elde edilen paranın nereye harcandığını sordu.

Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı ile geçenlerde sohbet etmiştik.

Bakırcı, AKP içersinde kendisine alternatif olabilecek bir aday çıkmayacağını söylemiş ve ‘muhalefetin de adayı yok. Olsa da hiçbir şey ifade etmez. Rizeliler kararını vermiştir’ şeklinde iddialı bir söylemde bulunmuştu.

Bakırcı, iddialı olmasına iddialı!

Ancak, muhalefette boş durmuyor.

CHP İl Başkanı Mehmet Aslankaya, Rize Bağımsız milletvekili Mesut Yılmaz ile önümüzdeki günlerde bir görüşme yapacaklarını söyledi. Aslankaya, Halil Bakırcı’nın karşısına ortak bir aday çıkaracaklarını belirterek, ‘Bu aday, mecliste ikinci parti olmamız nedeniyle bizim partiden olmasını arzu ederiz. Mesut beyin görüşlerini de alarak güçlü ve tüm Rizelileri kucaklayan bir aday çıkarıp, Rize’ye 5 yıldır hiçbir şey vermeyenleri sandıkta bırakacağız. Sayın Belediye Başkanı, iktidar partisinden olmasına rağmen Rize’ye bir çivi çakmamıştır. Rizeliler, bunu görüyor’ dedi.

Rize’deki yerel seçimlerde görünen o ki;  eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz etkili olacak.

 

Önce okullar şimdi de ocaklar! 

Türkiye’de devlet kurumları bile işleri günlük yapmaya başladı.

‘Biri yapar biri bozar’ misali, önceki iktidarların yaptıklarını bir sonraki iktidarlar yıkıyor.

Tekrar yeniden yapıyor.

Plan, program, projeler neredeyse rafa kaldırıldı.

Yapılan işlerde, derme çatma!

Köylere su, elektrik, telefon mu getirilecek?

Toprağın 20 cm altına ince bir plastik boru döşe, iki ahşap direk dik, tel’i çek, elektriği ver.

Üç- beş yıl sonra. Borular patlar. Su akmaz. Yeniden boru döşe! Elektrik hattı çek.

Hemen hiçbir işi planlı programlı, standartlara uygun yapmıyoruz.

Bir tarihlerde eğitim seferberliği başlatmıştık. Seferberlik hala devam ediyor.

Yeni okullar, derslikler yapıyoruz.

Bu sefer yaptığımız okullara öğrenci bulmakta zorluk çekiyoruz. Bazı köylerdeki okulların kapısına kilit vuruyoruz. Merkezi bir okul belirliyoruz.

Taşımalı eğitime geçiyoruz. Yine de sonuç alamıyoruz.

Çünkü köyler kentlere ilçelere akıyor.

Köylerde oturanlar çocuklarını en yakın ilçedeki okula veya kent merkezindeki okullara gönderiyorlar.

Köy okulları boşalıyor.

Köylerdeki sağlık ocaklarının durumu da okullar gibi.

Köylere siyasi ve oy kaygısı ile üçer beşer katlı sağlık ocağı, evleri kuruyoruz.

Doktoru, hemşireyi, ebeyi, hizmetliyi atıyoruz.

Birkaç yıl sonra, yeni bir sistemi uygulamaya koyuyoruz.

Binaları boşaltıyoruz.

Devletin, milletin parasını çar-çur ediyoruz.

Merkez Uğurlu Köyü’nde 4 katlı kaloriferli, bir Sağlık Ocağı var. Yeni uygulama ile bina boşaltılıyor.

Köyün merkezindeki bu bina ne olacak?

Köyde muhtar dahil hiç kimse bir şey bilmiyor. O bina birkaç yüz milyara çıkmaz.

Trabzon’da, Rize’de ve bölgedeki diğer vilayetlerde bu tür onca yapı var.

Çoğu boşaltılıyor. Bazı yerlerde okullar kapanmış!

Yazık günah değil mi?

 

Trifonidis’in Fındık Manifestosu! 

TTB basın danışmanı, Karadeniz Gazetesi yazarı Murat Taşkın, ‘fındık’ konusunda bizim Osman Cudi Yılmaz gibi uzmanlaşmış bir kardeşimiz.

Murat ile Osman’ı yan yana getirdiğimizde ikisi de tepki veriyor. Birinin ak dediğine diğeri tara diyor!

Osman; Murat Taşkın’ı tüccar ve ihracatçıdan yana olmakla ve gerçekleri yazmamakla,

Murat ise Osman’ı ‘gerçekleri ters yüz etmekle, objektif değerlendirme yapmamakla, FKB ve üreticiye şirin görünmekle eleştirir.

Murat Taşkın, dün çay ve fındık manifestosu başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Osmanlı dönemini pek bilmem, araştırma yapma şansımız da olmadı.

O dönemlerde iflas eden fındıkçı var mıydı? Yok muydu? Kayıtlarda bu yönde bir bilgi yok.

Cumhuriyet dönemindeki kayıtlar, belgeler, bilgiler ortada.

Fındık ticareti yapıp da büyük paralar kazanmayan, batmayan, iflas etmeyen tüccar yok gibi!

Trabzon’da meydan parkının karşısındaki Yeşilyurt Otel ve restorantı, Gazipaşa’ki Kiler marketin bulunduğu arsa ve daha onca mülkün fındık tüccarı Aybayların, Trabzon Belediyesi’nin Fatih Parkı karşısında onardığı ve ‘Trabzon evi’ adını verdiği binanın da Erzurum kökenli Trabzonlu bir fındıkçıya ait olduğunu bilir.

Ve daha niceleri..

Eskiden fındık işi yapanlar bir- iki yıl zirve yapar, sonra alabora olurlardı.

Türkiye’de son elli yıldır fındık işi yapıp da bugüne kadar bir iki dönem hariç istikrarlı giden birkaç tüccar kaldı. Onlarda anladığım kadarıyla çok fazla açılmıyorlar.

Son yıllarda yıldızı parlayan ihracatçıların ise hemen hepsi dış ve iç bağlantılı. En doğrusunu aslında onlar yapıyor!

Murat Taşkın, ‘Trifonidis’in fındık Manifestosu’ nu bir kitaptan almış.

Trifonidis; 1940 ila 1960’lı yıllar arasında Türkiye’nin en büyük fındık tüccarlarından biri.

Rum asıllı olan Trifonidis, iki kez büyük çaplı olmak üzere birkaç kez iflas etmiş.  Canı yanmış, malını mülkünü satmış.

 Trifonidis, Ağustos 1964 de fındık ile ilgili 11 maddelik bir manifesto yazmış ve Göreleli Mehmet Temel Demirci’ye vermiş.

Trifonidis’in 11 maddelik fındık manifestosu şöyle;

1-       Fındık dinsizdir,

2-       Fındık imansızdır,

3-       Fındık nikahsızdır,

4-       Fındık kitapsızdır,

5-       Fındık namussuzdur,

6-       Fındık işini bilirim de, yaparım da diyen delidir,

7-       Fındık ta ilerisini görürüm de yaparım diyenler zırdelidir,

8-       Fındık malın olup da kazanırsan ve satmayacak olursan yanlış yapmış olursun,

9-       Fındıkta paran kadar mal alırsan ve hesaplı gidersen zarar etmezsin,

10-    Fındıktan korkmayan Allah’tan da korkmaz,

11-    Fındık hakkında konuşurken, başkalarını dinle fakat tatbik etme. Evvela kendi zekanı kullan.

12-    Fındığın alış ve satışında fazla zarar edersen, evvela malına sonra da canına mal olur

Mezarlıklarımız!

 

Dünya’da hemen her ülkede ‘mezarlıklar’ ayrıcalıklı, bakımlı, temiz yerlerdi.

Çoğu ülkede insanlar hangi dinden olurlarsa olsunlar, ölülerine büyük değer verirler.

Mezarlıkları çiçek bahçesi gibidir.

Türkiye’de özellikle kentlerdeki büyük mezarlıkların bazıları gerçekten çok bakımlıdır. Aile mezarlıklarına ise aynı hassasiyeti göstermeyiz.

Köylerimizdeki mezarlıklar da çarpık yapılaşmaya benziyor.

Arazi bölünür. Bir taraf büyük kardeşe, diğer taraf amcaoğluna kalır.

Üç yıl sonra, bölünen arazilerin bir yanına mezarlık yerleştiririz.

Bizim köydeki mezarlığımız da maalesef bu şekilde.

Sülalemiz kaç hanedir, net bilmiyorum.

Bildiğim, bizim sülalenin 10 ayrı yerde mezarlığı olduğudur. Çoğu köylerde de benzer durum var.

Bu doğru mu? Yanlış. Ama kime anlatacaksın. Anlatsan, ısrar etsen, ‘mezarlıkları bir araya toplasak’, desen kime söz dinleteceksin.

Aslında, mezarlıkların bir arada olması için bir yasa çıkartılması gerekiyor.

Veya valiliklere köylerde mezarlıkları bir araya toplama yetkisi verilmeli.

Trabzon’daki en bakımlı, düzenli mezarlıklar Belediye mezarlıklarıdır.

Belediye yönetimleri gerçekten mezarlıklara büyük önem veriyorlar. Doğrusunu da yapıyorlar.

Dün bir okurumuz aradı. İsmini verdi.

‘Bostancı mezarlığındaki düzenleme için Sayın Belediye Başkanımıza teşekkür ediyoruz’ dedi.

Trabzon Valisi Nuri Okutan, bir ara köylerdeki mezarlıkların ağaçlandırılması ve bakımı için proje hazırlatmıştı. Proje bildiğim kadarıyla devam ediyor.

Aslında, sayın vali bey, mezarlıkları ağaçlandırmayı değil de bir araya toplamayı, köylerde ortak mezarlık yaptırmayı planlasa idi, bana göre daha doğru ve isabetli iş yapmış olurdu.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Kaşüstü’nde yapılacak Kavşak sorunu çözmez!21 Ocak 2016 Perşembe 06:47
  • Türkiye’de muhalefet iktidara çalışıyor!20 Ocak 2016 Çarşamba 06:47
  • Asım Aykan’ın reçetesi!19 Ocak 2016 Salı 06:47
  • Yeni Cumhuriyet yeni rejim!18 Ocak 2016 Pazartesi 06:46
  • Devlet Bahçeli nereye koşuyor?02 Aralık 2015 Çarşamba 06:47
  • İşgal yılları Trabzon S.P.Mintslov’un günlüğü! (1916-17)26 Eylül 2015 Cumartesi 14:58
  • Trabzon-Maçka'da Bir Prometeus: İlyas Karagöz19 Eylül 2015 Cumartesi 09:54
  • Kral Sarayından Kızlar Manastırına!16 Eylül 2015 Çarşamba 13:35
  • Efsaneler kenti Trabzon!08 Eylül 2015 Salı 14:17
  • Tarihi doğru okumak ve Trabzon’un Hatunları!03 Eylül 2015 Perşembe 09:00
  • YERİN KULAĞI
    • Kemeraltı’nda çöpe gidecek para!
    • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
    • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
    • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
    • Utku ve Hasan Bozoğlu!
    • Soylu’ya BJK forması!
    • Altuntaş’ın torpili!
    • ASKF’de kutlama!
    • Konsey toplantısı!
    • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.