• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Trabzon 17 °C

BAL TUTAN PARMAĞINI YALAMASIN MI?

Ali Rıza Keskinalemdar

Sen “devlet büyüklerine” haber vermeden, git “operasyon” yap!

Herkesi “şok”a sok! İnternetteki haber sitelerine ha bire “şok operasyon”, “flaş gelişme” diye başlık attır! “Bavulcu gazetecileri” eli böğründe bîçare dolaştır, eşekten düşmüş karpuza çevir! Gezi’yi “Penguen belgeselleriyle” geçiştiren “ana akım” televizyonları kontrpiyede bırak!

Neymiş? “Kara para aklama”ymış! Neymiş? “Altın kaçakçılığı”ymış? Neymiş? “Rüşvet vermek”miş! Neymiş? “İhaleye fesat karıştırmak”mış! Neymiş? “Usulsüz imar düzenlemesi yapmak”mış! Neymiş? “Kültür ve tabiat varlıkları kanununa aykırı hareket etmek”miş! Neymiş? “Bazı SİT alanlarını usulsüz olarak imara açarak rant sağlamak”mış! Neymiş? “Marmaray hattında yapılaşmaya ‘uygun değildir’ raporuna rağmen, inşaat izni vermek”miş! Neymiş? “Rüşvet vererek belediyelerin imara açmadığı bazı arazilere, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile TOKİ üzerinden imara açılmasına neden olmak”mış!

 

Daha bir sürü “suçlama”…

 

“Burası muz cumhuriyeti mi?”

 

Yok öyle “Kökü dışarıda olan mihraklarca yıpratmaya yönelik itibarsızlaştırma ve karalama kampanyalarını yürütmek” !

 

Yok öyle “Bir kısım medyanın, sermayenin ve çetelerin, dışarıdan güdümlü olduğu anlaşılan ve önceden hazırlandığı belli olan bir psikolojik operasyonu yürütmesi”! 

 

Yok öyle “tehditlere boyun eğmek”!

 

“10 yılda 600-650 milyar dolar devlet harcamasını akıtmışız ekonomiye”…

 

“Yedirmeyiz, tabii ki”… Başkalarına!

 

“Bal tutanın da parmağını yalamasına müsaade edin, bir zahmet”!

 

“Hiç kimse kusura bakmasın”!

 

EZİLEN ÇİMENLER ARASINDA OLMAK

 

Şimdi, Zağnos Deresi Vadisi’ne bakan kahvehanenin önündeki asmanın altında oturup çay içerken Kuzey Ekspres Gazetesi’nden olan biteni okuyup anlamaya çalışan bir emekli vatandaşın ruh hali, bilmem nasıldır?

 

Ya karşısına geçtiği televizyonun kumandasıyla oynarken, sabahtan akşama kadar dükkanında didinip duran bir esnafın, kanallar arasında geç geç yaptığında karşılaştığı görüntü ve söylemler karşısında iyice zihni bulanıp, nutku tutulmakta mıdır?

 

Mesela iktidar partisine oy attıysa, bir memurun hayatında ne gibi farklılıklar olmuştur geçen zaman içinde?

 

“Üç kuruş maaşı” ya da kazancı ile hayatını idame etmeye çalışırken, asla dahli ve etkisi bulunmadığı bu “yolsuzluklar” onlar için ne ifade edecektir?

 

Filler tepişirken ezilen çimenler arasında kalıp, “zavallı” ve “mağdur” pozisyonunda, acınacak duruma düşmemesiydi önemli olan.

 

Tepişmeden hiç yarar görmeyeceği ortadayken bir de olan bitene geçmişte söylenegeldiği gibi “iş yapıyorlar, yemesinler mi”  diye arka çıkma olasılığının, kendi iradelerini sakatlamak ve vesayet altına sokmaktan başka bir anlamı olabilir miydi?

 

CEMÂZİYELEVVELLERİNİ BİLMEK

 

Cemâziyelevvel, esasında Arabî aylardan rebîulâhır ile cemâziyelâhır arasında kalan beşinci ay olup, cemâziyülevvel ya da cümâdelûla olarak da söylenir. “Cemâziyelevvellerini bilmek” ise, bir kimsenin, bir şeyin, iç yüzünü, geçmişindeki bütün gizli taraflarını bilmek anlamında kullanılır.

 

Başbakan Erdoğan’ın, “Büyük Rüşvet” soruşturmasında oğullarıyla birlikte adı geçen bakanları kalkanına altına toplayıp skandal yanını hiç dikkate almadığı konuyu yine başka yerlere çekmeye çalışırken sarf ettiği “Biz gereken neyse aramızda görüşüp, gerekeni gerektiği anda yaparız. Ana muhalefet ya da yavru muhalefet istiyor diye değil. Gerçi biz onların cemâziyelevvellerini de biliriz.”  şeklindeki sözlerden, şimdiye kadar yolsuzluklar için gösterdiği “hassasiyetin” herhangi bir “kıymeti harbiyesi” olmadığını, karşı karşıya kaldığı “yolsuzlukların” ve skandalların arkasında durduğunu anlıyoruz.

 

“Gereken neyse, aralarında görüşerek, gerekeni, gerektiği anda yapmak”! Anladınız, değil mi, geçelim!

 

“Ana muhalefet ya da yavru muhalefet”in geçmişinde böylesine dünya çapında ilk sıraya yerleşen bir “yolsuzluğu” yoktu; böylesi “hayaldi, gerçek oldu”! Olan en ufak yolsuzlukların da bedelini, şu ya da bu şekilde ödemişlerdir, diye düşünüyorum. Bu “yolsuzluklara” göre devede tüy bile olamayacak İSKİ skandalının 20 yıldır CHP’yi adım adım izlediğini anımsayın lütfen.

 

Elbette yolsuzluğun ufağı büyüğü olmaz; yolsuzluk, yolsuzluktur. Ancak, işi “senin yolsuzluğun, benim yolsuzluğum” boyutundaki bir tartışmaya indirgemek, gelecek adına kaygıları da artırıyor: Yolsuzluk, “kaçınılmaz” kılınmaya çalışılıyor. Yolsuzlukla mücadele, işin “olmazsa olmazı”dır; ne muhalefetin “ana”sı ne “yavru”su ile ne de iktidarın “muktedirliği” ile ilgilidir bu.

 

ADALETİ OLMAYAN GÜÇ, GÜCÜ OLMAYAN ADALET

 

Hitler faşizminin yaşandığı dönemde “Nürnberg Ari Irk Yasaları” gereğince, laik ve aydın bir Yahudi aileye mensup olması nedeniyle Marburg Üniversitesi’ndeki bölüm başkanlığı görevinden uzaklaştırılan; 1936 yılında İstanbul Üniversitesi’nde kurulan Romanoloji Bölümü’nde görev yapmak üzere bir çağrı alan ve aynı yıl, bir Yahudi mülteci olarak İstanbul’a yerleşen, Üniversitede görev yaptığı on bir yıl boyunca Almanca, İngilizce ve Fransızca öğretmenlerinin yetiştirildiği dil enstitüsünün yöneticiliğini yapan Erich Auerbach (1892-1957), 17. Yüzyılda yaşamış matematikçi ve düşünür Blaise Pascal üzerine yaptığı deneme olan Kötünün Zaferi adlı eserinin giriş bölümünde Pascal’ın şu sözlerine yer verir:

 

“Adil olanın peşinden gidilmesi doğrudur en güçlünün peşinden gidilmesi ise kaçınılmazdır. Gücü olmayan adalet acizdir, Adaleti olmayan güç ise zalim. Gücü olmayan adalete mutlaka bir karşı çıkan olur, çünkü kötü insanlar her zaman vardır. Adaleti olamayan güç ise töhmet altında kalır. Demek ki adalet ile gücü bir araya getirmek gerek, bunu yapabilmek için de adil olanın güçlü, güçlü olanın ise adil olması gerekir.”

 

HİÇBİR İKTİDAR MASUM DEĞİLDİR

 

Bir kısır döngü içindeyiz.  1970’lerde “hayali ihracat”lardan kalkıp 2010’larda “ayakkabı kutularından pırtlayan altın kaçakçılığı”na, 1950’lerdeki “Vatan Cephesi”nden kalkıp 2000’lerde “Ak Cephe”lere konuyoruz. Arada Susurluk kazaları da oluyor elbette!

Çünkü hiçbir iktidar masum olmadı; ne demokrasi için, ne adalet için ne de sözde işin odağına koydukları insanlık için!   

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.