• BIST 83.116
  • Altın 147,045
  • Dolar 3,7714
  • Euro 4,0470
  • Trabzon 7 °C

BARIŞ, İNADINA BARIŞ, SONUNA KADAR BARIŞ

Ö. Faruk Altuntaş

            Suruç’taki saldırı, kör şiddetin, terör saldırılarının yeniden ve yeniden konuşulmasını gerektiriyor.  Sorunun bir yönü, toplumdaki çeşitli kesimlerin şiddetten siyasal yarar ummaları ise, diğer yönü de devletin içinde yuvalanmış ve devlet yetkisi kullananların şiddeti bir yönetim biçimi olarak benimsemeleri.

            Ne yazık ki, her saldırıdan sonra aynı şeyler tekrar ve tekrar tartışılıyor; ancak yaşananlardan toplumsal bir sonuç çıkmıyor, çıkartılamıyor. Ortada sadece suçlamalar, karşılıklı iddialar kalıyor.

Tetikçi olarak bazı kimselerin yakalanması ile sorun kapatılıyor. Sorun kapatılıyor; çünkü hiçbir olayda, sorumlu tutulmuş, hesap vermiş yetkili kimse yok.

Siyasetçiler tertemiz, devlet yöneticileri olan valiler, kaymakamlar, emniyet müdürleri, jandarma komutanları tertemiz.

İstifa etmiş hükümet yetkilisi bir bakan yok. Görevden alınmış ve hesap sorulmuş bir bürokrat yok. 

                                              ***

Olay sorumluluk sınırlarını aşmış ve utanmazlık noktalarına varmış. Ancak ortada sorumlu yok.

Çünkü sorun devlet yönetimi ile ilgili. Devlet içindeki çetelerle ilgili. Hükümetin tercihleri, politikaları, siyasal planları ile ilgili. Terörden siyasal yarar ummayla ilgili.

Böyle olduğu içindir ki ortada hiçbir sorumlu gözükmüyor ve sorumlular bulunamıyor, hesap vermiyor.

                                               ***

Seçimlerin üzerinden yaklaşık bir buçuk ay geçti, hala hükümet kurulamadı. Önce 400 milletvekili olarak, sonra 300 milletvekili olarak, sonra 276 milletvekili olarak revize edilen hedef tutturulamayınca, “Sultan” olamayan ve erken seçimi kafasına koyan Tayyip Erdoğan’ın Anayasa ve yasa tanımaz tutumu ülkenin üzerine kâbus gibi çöktü.

Hükümet kurma ve koalisyon oluşturma görüşmeleri, oyalama ve zaman doldurma görüşmelerine döndü. Şiddetin yaygınlaşması ve gerilimin arttırılması, erken yapılması planlanan seçimlerde tek başına iktidar olabilmenin taktik hamlesi olarak düşünülür oldu. Ortadoğu ülkelerinin “Sultanlık” düşlerinin hinterlandı olarak değerlendirilmesine devam edildi.

Bu nedenledir ki, Akçakale’de IŞİD’lilerin bulunduğu ve bundan rahatsızlık duyulduğu yönündeki sorulardan rahatsız olan Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük, soru soran gazeteciler için “alın bunları” talimatı verip gazetecileri gözaltına aldırabildi ve bir şey olmamış gibi görevini muhafaza edebildi. Ve Vali efendi, Suruç katliamını protesto edenler olabilir düşüncesiyle toplantı ve gösteri yürüyüşlerini il düzeyinde yasaklayabildi.

Bu nedenledir ki, üst düzeyde hükümet yetkilileri, kadimden beri yaşadıkları toprakları işgalci IŞİD’den kurtarmak için mücadele veren PYD’nin, IŞİD’den daha tehlikeli olduğunu söyleyerek IŞİD’e gülücük dağıtabildi.

Bu nedenledir ki, IŞİD’e TIR’lar dolusu silah gönderildi. Tespit edilen kaçak silah yüklü TIR’lar için önce ilaç ve yardım malzemesi var dendi; sonra TIR’ların silah yüklü oldukları anlaşılınca, kendilerine silah gönderilmediği yetkililerince açıklanan Türkmen’lere gidiyor dendi.

IŞİD’lilerin tedavi gördüğü hastaneler, kaldıkları oteller, eğitim gördüğü kamplar, giriş çıkış yaptığı kapılar yerli ve yabancı basında boy boy haber konusu oldu, ancak AKP Hükümeti tınmadı, görmezden geldi.

Nusaybin’de patlayan bombalar, ölen yurttaşlar görmezden gelindi. Ağrı’da PKK’lıların önüne bırakılan askerlerin ölümünden siyasal yarar hesapları yapıldı. İzlendikleri sonradan anlaşılan canlı bombaların pimi çekmelerine engel olunmadı…

Namussuzluk ve pişkinlik o boyutlara vardı ki, bir biri peşi sıra saldırıların hedefi haline gelmesine rağmen, tüm yurttaşları kışkırtmalara uymamaya ve itidale çağıran HDP, saldırıların sorumlusu olarak gösterilmek istendi.

                                                           ***

Belli ki, şiddete ve teröre karşı barış ve demokrasi mücadelesini, önceki hükümetlere olduğu gibi AKP hükümetine ve müteahhitlerden alınan avantalarla oluşturulan ve iktidarın yolsuz işlemleriyle beslenen havuz medyasına karşı da sürdürmek durumundayız.

Her keresinde olduğu gibi yine belirtiyoruz ki, namuslu insanların, alın teriyle geçinen insanların, Türk’üyle Kürt’üyle, sağcısıyla solcusuyla demokrasi ve emek güçlerinin yararı barıştadır, demokrasidedir. İnsan olabilmek ve insan olarak kalabilmek, barış ve demokrasiyi savunmaktan geçiyor.

Bu nedenledir ki, yine barış, inadına barış, sonuna kadar barış diyoruz ve diyeceğiz. 

 

                

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Trabzonspor Akyazı’ya taşınmalı!
  • Kemeraltı’nda çöpe gidecek para!
  • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.