• BIST 97.988
  • Altın 242,464
  • Dolar 6,2605
  • Euro 7,3554
  • Trabzon 22 °C

Başkan Gümrükçüoğlu’na bir öneri!

Yer KULAK

Trabzon’daki Belediyelerin hemen hepsi, park, bahçe vs. gibi sosyal donatı gibi büyük küçük tüm projeleri, belediyeye ve AKP’ye yakın mühendis, mimar ve şehir plancılarına yaptırır. Belediyelerin yarışma ile proje belirlediklerine pek şahit olmadık. Projeler el altından birilerine havale edilir.

Bu uygulama dünden bugüne değişmedi. Sahil yolu dolgusu yapıldıktan sonra, iş KTÜ’de farklı görüşte bir hocaya havale edildi. Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nda üye olan hoca da o günkü iddialara göre dönemin belediye başkanına teslim olmuştu.
Ortahisar Belediyesi’nin Beşirli sahilinde iki yol arası ve köprülü kavşak altında yaptırdığı Ekopark ve Büyükşehir Belediyesi’nin Botanik Park’ı yarışma ile belirlenmedi. Ismarlama yaptırıldı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Gümrükçüoğlu’nun en iddialı projelerinden biri Beşirli sahilinden Faroz limanına hatta ileride Ganita’ya kadar uzanacak olan Gülcemal projesiydi.

baskan-gumrukcu-(1).jpg
Büyükşehir Belediyesi, projenin ilk bölümünün dolgusunu ihale etti. Dolgu ve mendirek için 40-50 milyon lira civarında bir ödeme yapıldı. Dolgu işlemi tamamlandı. Büyükşehir, projenin ikinci ayağının dolgusunu başlattı. Bu bölüm ihale edilmedi. Bölge dolgu alanı olarak belirlendi ve Büyükşehir belediyesi bu işten para kazandı ve kazanıyor. İkinci bölümün, belki mendirek kısmı yani taş dolgu kısmı ihale edilecek.

baskan-gumrukcu-(2).jpg
Büyükşehir Belediye Başkanının bu aşamada yapacağı iş; Gülcemal Projesi’nin tamamının düzenlenmesi için ülke çapında bir yarışma açmasıdır. Başkan, yarışma jürisine, Belediye’den, STÖ’lerden, KTÜ’den, TTSO’dan, Baro’dan, Tabipler Odasından vs. temsilci almalıdır. Proje kesinlikle yarışma ile belirlenmeli. İlk üç veya beş proje, mesela bir ay Meydan Parkında halka sunulmalı. Sonra, jüri bir değerlendirme yapmalı ve dolgu alanı bu şekilde düzenlenmelidir.

Metin Kondel’in Gürcistan izlenimleri!

Eğitimci yazar Metin Kondel, birkaç gündür Gürcistan’da… Kondel, izlenimlerini kendine has üslubuyla yazdı...

metin-kondel-(1).jpg
---Gürcüler görünümleri itibariyle oldukça modernler ama eğleştikleri şeylere bakıldığında bir şekilde modern zamanın odağında değiller. Hayata karşı reaksiyonlarında insanı şaşırtacak kadar demodeler. Bu, Sovyetler Birliği döneminde kronikleşmiş Oblomovluk türü Doğu hastalığına benziyor. Diğer bir ihtimal ise adına modernlik dediğimiz şey tam da böyle bir şeydir ve biz bunun farkında değiliz. Yani bizim modernlik algımız Türk genine bağlı zamanın önüne geçmiş bir tür saldırganlıktan ibaret.

metin-kondel-(2).jpgmetin-kondel-(3).jpg
***
Bundan tam yüzyıl önce; yani Osmanlı zamanında Karadeniz'deki Müslüman kadınlar kedilerine yaşlı Gürcü kadınlarının adlarını koyarlarmış. Yani evrenin bilinmez bir yerlerinde Müslüman kadınlarla Gürcü kadınlar arasında tanımı zor bir sevgi trafiği varmış.

---Sovyetler Birliğinden kalmış Gürcü şehirlerinin birbirinden oldukça farklı iki yüzü var. Bu halleriyle eski kocasından ayrılıp yeni bir sevgili bulmuş kadınlara benziyorlar. Bir tarafta Havana havası devam eden Sovyetler Birliği döneminden kalmış, içinde hâlâ yoksul işçilerin yaşadığı renkli binalar. Bir dönemin ruhunu taşırken yorgun düşmüş ve olabildiğine bezgin gibiler. Diğer yanda ise turbo kapitalizmin şaşalı yüksek gökdelenleri, alışveriş merkezleri, lüks mağazalar, kafeteryalar… Burada hemen her şey ‘’iki K’’ (kapitalizm ve komünizm) arasındaki yüksek basınç farkından vücut bulmuş. Ve o oynak kadın yeni sevgilisine sırılsıklam aşık gibi.
***

Normalde Yıldız Tilbe’den pek hazzetmem. Ama onun Batum’daki cafcaflı konser posterlerini görünce insan yine de milli duygu kontenjanından ona ölçülü bir sempati duymak istiyor.

***

Sercan; Kafkasları, mercan kayalıkların dibinde dolaşan bir karagöz balığı gibi rahat dolaşıyor. Her köşe başında bir tanıdığa denk geliyor. Ve sanki son sözünün üzerinden haftalar, aylar, yıllar geçmemiş gibi devam ediyor yarım kalmış o sohbetlere. Bir ara Ermeni kilisesine girdik. Kilisenin karanlık köşesindeki yaşlı bayana; ‘’Seni seviyorum!’’ diyerek söze başladı. İçimden (Tövbe estağfurullah, hem de bu mekânda.) Ama sohbet devam edince anladım ki; Kafkaslarda insanların gönlünü almanın, onlara sözle dokunmanın bin bir türlü yolu varmış. Ve Sercan'ın ki en masum, en içten olanı. 


********************

Trabzon Merkezde, Boztepe-Çukurçayır’da bulunan ve tüm yapıları ile ( Kilise, şapel, Çan kulesi, Mutfak, Fırın, Depo, Ahır ve Samanlığı, en önemlisi 100 yıl öncesinde din adamları, keşişler ve misafirlerin konakladığı, eğitim verilen kesme taş 3 katlı ana bina) ayakta. Kaymaklı manastırının arazisi devletin değil, vatandaşın tapulu arazisi. Devlet sadece tarihi eser olarak koruma altına aldı ve unuttu. Uzun yıllar önce üzerine saç çatı yapıldı ve bir daha ne bakım, ne onarım ve ne de tanıtım, turizme kazandırılması için hiçbir faaliyet yapılmadı. Trabzon kent merkezi turizminde önemli bir yer alabilecek manastır, özellikle idari binanın restore edilmesi durumunda tarihi konaklama tesisi olarak kullanılabilecek potansiyele de sahip. Çevresinde plansız ve manastır sülüetini bozmaya başlayan yapılar yapılmaya başlandı (hak sahibi tarafından, hakkı olan yaşam alanında). Manastır kompleksi ve çevre araziler istimlak edilip devlet kontrolüne geçirilerek, planlanıp restore edilmelidir. Devlet ya da özel turizm teşebbüslerine tahsis edilmek sureti ile. 

(Coşkun Erüz)

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.