• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Trabzon 4 °C

BAŞKANLIK SİSTEMİ ÜZERİNE

Ö. Faruk Altuntaş

    Önümüzdeki dönemde siyasal gündemin ağırlık noktasını “başkanlık sistemi” tartışmalarının oluşturacağı anlaşılıyor. Daha önce Demirel ve Özal, iktidarlarının belli aşamasından sonra, kendi kudret ve suretlerine aşık olarak bu tartışmaları başlatmıştı. Bu tartışmalar sırasında, örneğin 1993 yılında “özenti ve ABD tavsiyesidir” diyerek “başkanlık sistemi”ne muhalefet eden Tayyip Erdoğan’ın da aynı yolu izlediği anlaşılıyor.
    Başkanlık sistemini isteyen AKP yetkilileri, yönetimde istikrar, hızlı karar alabilme, güçlü hükümet vb. gerekçeleri ileri sürüyor. Bunları söylerken, 13 yıllık tek başına iktidarları döneminde, hangi kararları alamadıkları vb. konularda açıklama yapma ihtiyacını duymuyorlar bile. Türkiye’de başbakanların, örneğin ABD başkanından çoğu kez daha güçlü konumda olduğu, yasama ve yargının dahi kontrol edilebildiği göz ardı ediliyor.
    Mevcut parlamenter sistemin gereklerini yapmadan, demokrasinin kırıntıları ile ülkeyi yönetirken, keyfi davranışlarını kısmen sınırlayan ve zaten yetersiz olan kural ve kurumlardan sıyrılmak için geliştirilen “Türk tipi başkanlık” sistemi, giderek güncel bir tehlike haline geliyor.
                                                               ***

    Bilineceği gibi, demokratik ülkelerde devlet yönetimi; yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirinden ayrılmasına ve denk kuvvetler olarak birbirini denetlemesi esasına göre yürütülür.
    Hükümet dediğimiz yürütme gücü, devlet iktidarını oluşturan üç erkten sadece birisidir ve diğer erklerle, yani yasama ve yargı güçleriyle eşit konumdadır. Diktatörlüklerin demokratik rejimlere dönüşümü, önceleri tek elde toplanan bu güçlerin giderek ayrışması, farklı kurumlarla temsil edilmesi ve birbirini denetlemesi ile gerçekleşebilmiştir.
Demokrat olabilmek ve demokrat kalabilmek, öncelikle devlet iktidarını oluşturan bu üç erkin yani yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden ayrı ve birbirine denk kuvvetler olduğunu kabul etmeyi gerektirir. Yasama ve yargı erklerini hükümete bağlama ve etkisizleştirme anlamındaki girişim ve düşünceler sadece diktatörlüğe ve keyfiliğe hizmet eder.
Yargının, hukuka uygunluk denetimi yaparak hükümetin bazı işlemlerini iptal etmesi, bir acizlik ya da istikrarsızlık değil, tem tersine demokratik toplumun gücü ve özgürlüklerin güvencesidir. Bu durumun sorun olarak algılanması, ancak demokrasiye inançsızlık ve diktatörlük özentisi olabilir.
                                                 ***
Bir sistemin herhangi bir ülkede ne kadar başarılı ya da başarısız olacağı, o ülkenin şartlarına bağlıdır. Sosyal ve kültürel yapı, alışkanlıklar, basın, STK’ların varlığı ve gücü, bağımsız davranabilme yetileri, yargının bağımsızlığı önemlidir.
Başkanlık sisteminin başarılı uygulandığı az sayıdaki ülkede, yasama, yürütme ve yargı organlarının birbirinden ayrı olması ve birbirini denetleyip dengelemesinin sağlanabildiğini görüyoruz. Basının güçlü olması ve hükümetlerden bağımsız hareket edebilmesi önemlidir. Ancak bu şekilde, yürütme gücünü tek elde tutan “başkan”ın frenlenebilmesi sağlanabilir. Başarılı örnek olarak ABD uygulaması açısından, var olan eyalet sistemi ve eyaletlerin kendi bölgelerinde ayrı parlamento ve hükümetlere sahip olması gibi özel durumların Türkiye’den çok farklı olduğu ve ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Amerika’da yasama ve yargı erkleri en az yürütme kadar güçlüdür ve başkanı frenleyen mekanizmalar vardır.
ABD’yi bir yana bırakarak dünyaya baktığımızda, demokratik işleyiş, ekonomik refah düzeyi, insani gelişmişlik, özgürlüklerin kullanımı, hukukun üstünlüğü vb. konularda gelişmiş ülkelerin kahir çoğunluğunun “başkanlık sistemi” değil, “parlamenter sistem” ile yönetildiğini görüyoruz. Örneğin AB ülkelerinde biri hariç “başkanlık sistemi” değil, “parlamenter sistem “ uygulanıyor. Geri kalmış ülkelerde, örneğin Orta ve Güney Afrika ülkelerinin % 90’ında ise “başkanlık sistemi” uygulanıyor.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, “Türk tipi başkanlık” sistemi olarak telaffuz edilen yaklaşımla, “başkanlık sistemi”nin başarısı için zorunlu olan fren ve denge mekanizmalarının ortadan kaldırılması ve kontrolsüz biçimde yetki ve güç kullanabilen bir tür diktatörlük/sultanlık amaçlanıyor.
Türkiye’nin ihtiyacı demokrasidir, özgürlüklerin kullanılabilmesidir, yolsuzluk ve hırsızlıkların önlenebilmesidir, güç paylaşımıdır. Devlet iktidarının bir elde toplanması ve güç yoğunlaşmasının varacağı yer, Saddamvari diktatörlüklerdir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
  • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
  • MHP sürpriz yapabilir!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.