• BIST 97.988
  • Altın 241,948
  • Dolar 6,2610
  • Euro 7,3524
  • Trabzon 23 °C

BAŞLARKEN…

Kemal ULUSOY

Trabzonlu son Kayser - Roma Kralı

Konuşmaya başlayanın dinleyenleri etkilemesinde çok önemli 'ilk kelimeleri' gibi, bundan sonrada yarım asır sırtımda taşıdığım değişik dünyaları, bizi BİZ yapan değerler adına, Trabzon’la anılan çok sayıda birey, tecrübe, kültürlerden derlemeler, çoğu ekranın karşısına geçtiğimde 'doğaçlama' yazılar, çoğunu bizzat yaşadığım ve ziyaret ettiğim ülkeler, onların bizlerle karşılaştırılması, bazıları günlük 'Yürüyüş' dergahı üyeleri dostlarım dahil, ilginç Trabzonlularla izlenimlerimi tanıtmaya çalışacağım. Umarım yazacaklarım ilgi çeker 'ötekileştirilmiş' fazlasıyla dertli topluma, olumluluk için farklılık - değişiklik katar ve akışkanlığı biraz alışkanlık yaratır.

Tıpkı Celalettini Rum-i gibi, Romalı !!!  

***

Bazen kelimelerin kökünde yatan gerçekleri göremeyecek kadar 'kör' oluşumuz çok üzücü. Oysa günlük hayatımızda inancımıza kadar işlemiş deyimlerden ''Rum – Roma' diyarındanmış gibi, Mevlana hazretlerine neden 'Celaleddini Rum-i' Romalı dediğimizin farkında olmayız.

Asırlar boyu kök salmış ilişki ve komşuluklarla, toplum olmuş gurupların siyasi, ekonomik ve/veya dinsel sebeplerle birbirlerine düşman olması, sonunda savaş, göçe zorlanma ile yerinden yurdundan edilişi hiçte kolay olmamıştır. 

Belki de tarihe en çok iz bırakmış toplumlardan biri olan Roma imparatorluğu, 395 yılında 'doğu' kanadı başkenti İstanbul Bizans’a geçmesiyle, daha sonra 1453 İstanbul’un alınmasıyla da Trabzon’a geçen  Rum - Roma imparatorluğu nihayet 1461’de çöküşüyle, halkına 'Rum / Romalı' denen son kral / Kayser ile Trabzon’da tarihe gömülmüştür.   

1386 Kosova savaşı ardından Balkanlardaki öyküsü, yaklaşık 600 yıl sonra bir zamanlar yunan meclisinde % 40 temsili olan Türkler 1. dünya savaşında göçe zorlanırken, mübadele esaslarıyla keza toprağından olan Rumların, Türkiye’den  ayrılırken kim bilir ne benzer acı ve yüzyılların pekiştirdiği anılarla kültür ve köklerinden kopuşundan tarih hala utanç içindedir.  Keza Pontic (Pontus) Alplerin eteklerinde yaşayan, eski Yunanca konuşan lakin Rum (Romalı) Trabzon’da 1461’den bu yana Türklerle beraber yaşayan halklar içinde geçerliydi.  

Örneğin: 6-7 Eylül Olayları gibi felaketlerin etkisiyle, İstanbul’un Rum nüfusunu dramatik bir biçimde düştü. En son 1964’de Türkiye’den ayrılışı ve ondan sonraki 10 yıl içinde Rum nüfusu son derece radikal bir düşüş yaşadı. 1955’de yaklaşık 105.000 olan nüfus, 1975’de 5.000 kişiye indi. Özellikle Atina’da, on binlerce İstanbul ve İmrozlu (Gökçeada) Rum, birinci kuşak göçmenler olarak yaşamaktadır. 1970 - 1980’li yıllardaki göçlerin de tetikleyici unsuru bu durum, gönülsüz göç olarak nitelemek doğru olacaktır. 1964’den sonra Türkiye’de Rum nüfusun hızla erimesiyle “İstanbul ve İmroz Rumluğu” bu kez özellikle Atina’da, kimliği koruma ve yeniden üretme amaçlı çeşitli kimlik stratejileri ile yaşatılmaya çalışılmaları, keza Trabzon’dan giden Rumların, Yunanistan’da hala 'Pontus, Türk' diye dışlanışı, aslında bizim Trakya’dan gelen muhacir ve göçmenlere zaman zaman yaptığımızdan, yakıştırmalardan farklı değildir.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.