• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Trabzon 16 °C

Başöğretmenim Atatürk

Başöğretmenim Atatürk
24 Kasım öğretmenler günüydü... Yazı günüm Çarşamba olduğundan Başöğretmenim Atatürk’ü bugün yazıyorum...

Ülkemiz, eğitim, ekonomik ve siyasal çalkantılı günler yaşıyor. Ülkeyi yönetenler çocuklara iyi bir model olmamaktadır. Atatürk döneminde yokluk, yoksulluk ve bilgisizlikle savaşılıyordu.

Bugünse yolsuzluk, hırsızlık, gericilik, ülkeyi parçalama ve kadrolaşma yarışı yaşanıyor. Ülke yangın yeri gibi.. Bu ortamda Atatürk’ün, öğretmene güveni ve çocuk sevgisini konu edindim. O, başarılarını halkla bütünleşme, halka güven ve halka yönelişe borçluydu. Kurtuluş Savaşı’nı o yoksul halkla kazandı. Ordusu “köylü ordusuydu”.

Onun halkına sevgisi, inancı ulusal kurtuluşun kıvılcımını yaratmıştı. Önlerinde örnek model Mustafa Kemal vardı. Kadınlarımız da evde bulduklarını askerle bölüşüyor, cephane sırtlıyor, yaralılara bakıyorlardı.

Acı günler sonrası savaş kazanılarak bitti. Sıra, bilgisizliğin karanlığındaki insanımızı aydınlığa çıkarmaktaydı. Mustafa Kemal, bilgisizlikle savaş ve karanlığın aydınlığa dönüşümünde öğretmenlere güveniyordu. Onlar Mustafa Kemal’in “Yıldız Öğretmenleriydi”.

Ülkenin her bireyine ilke ve devrimlerini onlar tanıtacaklardı. İnsanımız biat etmeyecek, kul ve maraba olmayacaktı. Bunun yerine birey, vatandaş ve dahası insan olma erdemliğini yaşayacaktı. Öğretmenlerin tuttuğu meşale aydınlığı getirecekti.

”Cephedeki savaşı kazandık, bundan sonraki savaşımız karatahta başında olacaktır” dedi.

Harf devrimi, millet mektepleri, Eğitimde Birlik(Tevhid-i Tedrisat) yasalarını çıkararak ulusça aydınlığa koşuldu. O, karanlık günlerimiz aydınlığa öğretmenlerle dönüşecektir diye düşünüyordu. Türk ulusu eğitilerek bilinçli, çağdaş bir toplum olmalıydı. Mustafa Kemal, toplumu bilgisizliğin karanlığında görüyordu. Öğretmenler, halkımın eğitim mimarlarıdır. ”Öğretmenler..! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” özdeyişiyle onlara sorumluluk vermişti. Öğretmenleri, bir siyasi davranışın bireyi değil, eğitimimizdeki gelişmenin mimarları olarak görüyordu.

Öğretmenler, Atatürk’ün yakın düşünce arkadaşı, Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’nin döneminde “altın çağlarını” yaşadılar. Mustafa Kemal öğretmenlere ödül olarak Adile Sultan Kasrı ve arazisini sağlık ve dinlenme yeri olarak verdi.

Mustafa Kemal’in tüm başarılarının yanında; “Benin asıl anlatılacak yanım öğretmenliğimdir” özdeyişiyle öğretmene verdiği önemdi. ”Eğitim sorunları çözümlenmelidir” diye ekliyordu.

Ulusal özgürlüğün kazanılması ve tutsaklıktan kurtuluşun eğitimle olacağına inanıyordu. Öğretmen okulları, köy öğretmen okulları, daha sonraları Köy Enstitüleri, eğitim enstitüleri, yüksek öğretmen okulları açıldı. Bu kazanımlar siyasi nedenlerle birer birer kapatıldı. Atatürk, “Toplumun düşmanı bilgisizlik, bilgisizliğin düşmanı da öğretmenlerdir” özdeyişiyle onlara önemli ve büyük bir sorumluluk yüklemişti. O, Türk çocuklarına ve gençlerine çok güveniyordu. Atatürk, sevdiği, çalışmalarını beğendiği arkadaşlarına “çocuk” diye sesleniyordu. Onun bu seslenişi “içindeki çocuk sevgisinin” dışavurumudur. ”Onlar, geleceğimizin umududurlar. Onlara sevgi ekelim ki, sevinçle büyüsünler” özdeyişiyle duygularını dile getiriyordu. O, şehit çocuklarına, zeki ve çalışkan çocukların okumalarına destek oluyordu. Sanatsal yetenekli çocukları yurtdışına eğitime gönderiyordu. Çocuklar da Atatürk’ü çok sevdiler. Küçük bir çocuğun: “Bu kalp seni unutur mu Atam..!” sözünün anlam zenginliğine ne denilebilir ki..!

Özetlersek: Atatürk, ulusuna güven verdi. Ordularını peşinden sürükleyerek kurtuluşu gerçekleştirdi. Yenileşme, gelişme ve çağdaşlaşma için öğretmenlere ulusal aydınlatma sorumluluğu verdi. Ülkenin çiçek bahçeleri, solmayan gülleri, çocukları çok sevdi. O, öğretmenleri ulusal eğitimin vazgeçilmez mimarları; çocukları da yarınların umudu olarak görüyordu. O günlerin güzelliklerine bakın, bir de bugünlere,,!

Çocuklar basın ve TV’de haberleri izliyorlar mı; büyüklerine güvenlerini sorguluyorlar mı; soru sorabiliyorlar mı; neden çaputlarla örtünüyoruz diyebiliyor mı; ülkenin içinde bulunduğu ortamı görüyorlar mı, diye acı acı düşünüyorum...

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.