• BIST 83.024
  • Altın 146,503
  • Dolar 3,7538
  • Euro 4,0342
  • Trabzon 7 °C

BATIŞA MI ÇIKIŞA MI?

Ö. Faruk Altuntaş

17 Aralık’ta ortalığa saçılan Büyük Yolsuzluk Operasyonu ile Türkiye’de yeni bir dönem açıldı. Yarının nasıl olacağını kimse bilmiyor. Ancak, herkesin bildiği bir şey var ki, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

         Büyük Yolsuzluk Operasyonundan kurtulmak isteyen Başbakan Erdoğan’ın, 4 Bakanın istifası ile olayı atlatma düşüncesi nafile bir düşünce. Tıpkı, olanı biteni “Dış güçlerin komplosu” ya da “darbe” olarak açıklamaya yönelik toplumsal mühendislik hamlelerinin nafile oluşu gibi.

         Çiviler yerinden koptu ve yeniden çakılması gerekiyor. Günün sorunu, yerinden çıkan çivilerin ne zaman, nereye, nasıl çakılacağıdır.

                                                     ***

         Büyük Yolsuzluk Operasyonunun asıl içeriğini oluşturan yolsuzluk ve rüşvet olayı gündemin sonuna kaymış gibi.

         Son yolsuzluk ve rüşvet olaylarının ortaya çıkardığı belli başlı tartışma konuları olarak;

         -Özellikle yargı ve polis başta olmak üzere devlet içindeki paralel yapılanmalar,

         -Devlet organları arasındaki ilişkiler ve yargının verdiği kimi kararları polis ve jandarmanın uygulanmamasından kaynaklanan yargı ile yürütme arasındaki gerilim,

         -Yargının anti demokratik tutumundan ve farklı hiyerarşilerden kaynaklanan hak ihlalleri ve siyasal yargılamalar,

         -Hükümete yönelik uluslararası komplo iddiaları,

         -Çözüm sürecini engellemeyi amaçlayan girişimler,

         -Ve nihayet yolsuzluk ve rüşvet olaylarının kendisi sayılabilir.

                                                     ***

         Bütün bu başlıkların tartışılmasında kuşkusuz fayda var. Ancak hiçbir tartışma, sadece bir kısmı açığa çıkartılan ve milyar dolarlarla ifade edilen yolsuzluğun, hırsızlığın, rüşvetin üzerini örtemez.

Hiçbir tartışma, AKP Hükümetinin ve parti kadrolarının bu yolsuzluk ve rüşvet olaylarından kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldıramaz. Uluslararası Komplo ya da darbe iddiaları ile yatak odalarına kadar giren çelik kasalar, ayakkabı kutularındaki milyon dolarlar açıklanamaz.

Ayrıca not etmeye gerek yok ki, böylesine büyük bir yolsuzluk olayının üzerine gidilmesi ve demokratik mekanizmalar kullanılarak hükümetin istifaya ya da erken seçime zorlanması kadar normal bir şey yoktur. Buradan darbe iddiası çıkartmak komiklikten öte bir şey değildir ve sadece Hükümetin aczini göstermektedir.

                                            ***

Bu tartışmalar içinde en önemli olan konu, Başbakan Erdoğan’ın, Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) yapısında yapmayı düşündüğü değişikliklerle Yargının Yürütmeye bağımlı hale getirilmesidir.

Yargının bağımsızlığı konusu Türkiye’de hep tartışılmıştır. Yargının, evrensel standartların gerektirdiği ölçüde bağımsız ve tarafsız olmadığından hep yakınılmıştır. Tartışmaların yönü de bu eksikliğin giderilmesine, yani Yargının daha tarafsız ve Yürütme organı olan Hükümetten daha bağımsız hale getirilmesine yönelikti.

Ancak, Yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan sonra, tartışmaların yönü değişti. Başbakan Erdoğan ve Hükümetin amacı, Yargının zaten eksik olan bağımsızlığına son vererek Hükümete bağımlı hale getirmek ve yolsuzluk – rüşvet olaylarının üzerini kapatmak olarak şekillendi.

Başbakan Erdoğan, gözü dönmüş biçimde yargıçlara ve savcılara saldırıyor, olur olmaz eleştirilerle işi, savcıları mitinglerde yuhalatmaya kadar vardırabiliyor. Ancak, hala oğlunu ifade vermeye göndermiş değil. Yargının, oğul Erdoğan ile ilgili olarak vermiş olduğu kararlar uygulanmış değil.

Bu yol çıkar yol değildir. Yargıyı hükümete bağlamak ya da internet yayınlarına yasak koymak türünden önlemler çıkışı değil, batışı göstermektedir.

Krizden çıkış, evrensel standartları geliştirmekten geçiyor. Tartıştığımız olay bağlamında somutlarsak, çözüm için yargı bağımsızlığını sonlandırarak yargıyı hükümete bağımlı hale getirmek değil, yargının bağımsızlığını artırmak gerekiyor. Yargının yaptığı hataların düzeltilmesinin de yolu, yine yargının bağımsız ve tarafsız olmasını sağlamaktan geçiyor.

Ama tabii ki, oğul Erdoğan dahil, suçluların yargılanmasını göze almak gerekiyor.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Badmintoncu müdür!
  • Trabzonspor Akyazı’ya taşınmalı!
  • Kemeraltı’nda çöpe gidecek para!
  • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.