• BIST 108.434
  • Altın 151,670
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Trabzon 16 °C

BAYRAMLAR TATİL DEĞİLDİR

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Hafızalarımızda tazeliğini koruyan o kadar çok şey var ki, bunların arasında bizleri etkileyen olaylar da var. Bayramlar, doğum günleri gibi kutlamalar ve bir arada olup kutladığımız tüm özel günler, bizi etkileyen ve mutlu eden olaylardır.

Bu hafta hep anılarda dolaşıyorum. Ama sanırım bazen anılara dalmak gerekir. Çünkü anılar izdir. Ve bugüne gelmemizi sağlayan izlenimlerimizdir. Yine şöyle bir geçmişi karıştırmak ve kapıları aralamak istedim. Bizler daha doğrusu bizim kuşak sanırım son geleneksel kutlamaları yapacak olan nesil olsa gerek. Umarım yanılırım.

Ailecek geçirdiğimiz özel günlerimiz hayatımızın en önemli günleridir. Çocukluk, gençlik kendini tanıma, ergen hatta kabullenmeme çağlarında hep ailemiz ve ailemizin büyükleri ile yaşadığımız paylaşımlar bizi geçmişe götüren anılardır.

Keşke ile başlayıp alıp bizi 20-30 sene öncesine belki de daha geçmişe götüren günlerdir.

Keşke dilektir, özlemdir, pişmanlıktır.

Keşke bu bayram ailemle beraber olabilseydim. Temiz, pırıl pırıl ve beni düşünen insanların, yanında sarmaş dolaş olmayı çok isterdim. Ama hayat bazen olmaz diyor, izin vermiyor. Çünkü başka öncelikler dileklerinin ve isteklerinin önüne geçebiliyor.

Yarın Kurban Bayramı.

Kurban Bayramı, İslam âlemi için dini görevlerin yerine getirilmesi açısından çok büyük önem arz eder.

Her kurban bayramının vazgeçilmezi haline gelen “Kurban kesmek katliam mıdır” seremonisi bu bayramda başköşede yerini aldı. Yine vejeteryan, konuşmak için konuşanı herkes konuşuyor, yorum yapıyor. Ben kurban bilincini ve dinen nasıl algılanması gerektiğine inananlardanım. İnsanlığa geçmişten beri meseleyi yanlış yorumlayıp, uyguluyorsunuz demek sanırım milleti inandığı değerlerden koparmaya çalışmaktır. Montaigne “denemeler” kitabında insanın ve insanlığın değerlerine ulaşma çabasını anlatır. Değerlerimizi araç değil, amaç olarak sayan öğretinin kurucusudur Montaigne.

Her bayram olduğu gibi bu bayram da uyarılar yapıldı. Tedbirler alındı. Ya da bazı insanlar tedbirlerini aldı.

Sağlıklı et tüketiminden, hayvanların sağlıklı ortamlarda beslenmesine hatta hijyenik koşullarda kesilmesine kadar tüm uyarılar yapıldı.

İneklerin en az iki yaşında olmaları, hayvanın gebe ya da yeni doğum yapmış olmaması, hayvanlarda yapısal anormallikler olmaması, hayvanların pasaportunun olması babacığımın dikkat ettiği noktalardır. Bir de çok güzel olanı ve besili olanı seçer.

Babam bir hafta önce alırdı kurbanı. Atölyemizde beslerdik. Babam akşamları kurbanı beslemem için bana ot verirdi. Orada maksat hayvandan korkmamayı ve şefkati öğretmekti.

Ne güzel günlerdi. Bugün babacığım 80’li yaşlarında olmasına rağmen yine aynı şartlarda kurbanını alır.

Bacağında ağrılar, yüzünde yaşanmışlığın acı, tatlı çizgileri, nefes almakta zorlandığı Astım hastalığına rağmen o görevi asla bırakmadı. Nice uzun yıllara babacığım. Nice bayramlara…

Çocukluğumda araladığım kapılardan birinde bayram günü ortak olduğumuz amcamla kesilen kurbanda, evin en küçüğü ben olduğum için tepsilere konulan etler için, arkam dönük sağ ve sol demem beklenirdi. Bir nevi terazi görevi yapardım. Ama her nedense yağsız ve iyi etler hep bizim tarafa gelirdi. Demek ki terazi de iyi teraziymiş! Ama kantarın topuzunu hiç şaşmayanlardandım. Hey gidi günler hey.

Sonrasında etler en az yedi parçaya bölünürdü. Kesemeyen, durumu müsait olmayan komşulara, tanıdıklara ve akrabalara verilirdi. Makbul olan, iyi olan etlerin dışarıya verilmesiydi. Amaç olmayanı sevindirmekti.

Annem hep kurban bayramı için “iş bayramı” der. Çünkü bütün etleri muhafaza etmek, etleri hakkaniyetle parçalar bölmek ve tabii ki bayram sarması yapmak; Bunların hepsi işti. Ama annemin üzerine almak zorunda kaldığı bu ağır görevler hepimiz bir araya geldiğimizde, yük olmaktan çıkıp, bir arada olmanın dayanılmaz mutluluğunu yaşatırdı anneme ve ablamlara.

Babamın etleri kuşbaşı kesip tencereye koyup kavurma yapma isteği, bende hep kurban bayramının amacının kavurma bayramı olduğu isteğini uyandırırdı.

Bugün maalesef anne, baba, abi, dayı, turizmciler yani hepimizin katkısıyla bayramlarımızın içi boşaltıldı. Bayramların sihrinin bozulmasını siyasetçilere yükleyerek kolaycılığa kaçmayacağım. Suç hepimizin. Bayramlar tatil günleri değildir. Yıl boyunca bayramlara tatil beklentisi yüklemek bayramı bayramdan alıp başka yerlere götürüyor. Bayram bayramlıktan çıkıyor; İnsan da manevi duygularından ve akrabalarından uzaklaşıyor. Bayramın ticari tarafını maşallah herkes çok iyi kullanıyor. Oysa bayram ticari bir araç değil, birbirine sımsıkı sarılmaktır.

Bayram günleri kardeş günleriydi. Bugün kardeşin bile kardeşe siyasi düşüncesiyle tahammül edemediği bir süreçten geçiyoruz.

Ne yazık ki barış ve huzur içinde kardeşçe bir arada yaşama umudumuzu alıp, götürdüler. Ta uzaklara.

Bayramınızı en derin duygularımla tebrik ediyorum. Bayram şuurumuzu hiç kaybetmemek dileğiyle; Nice bayramlara.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.