• BIST 100.237
  • Altın 280,080
  • Dolar 5,7344
  • Euro 6,3129
  • Trabzon 18 °C

Bedri Rahmi Eyüpoğlu’na mektup…

Şükrü Üçüncü

Dün akşam dizelerini tekrar okudum...

Sonra uzun uzun mektup yazmak geldi içimden sana… Bazen dünyaya, bazı zamanda Mars'a mektup yazmışlığım olduğundan sana da yazmamı da çok görme… 

Çok büyük bir şairsin vesselam… 

Şiirlerinde maziye bakıyorum bazı zaman… 

Gel bir de şimdi bak ne hale geldi bu vakit Trabzon, baştan aşağıya talan… 

Sehpanın üzerine çıktım, hiç saate bakmadan…

Bedri Rahmi Eyüpoğlu okuyorum bağırmadan…

Şair diyor ki;

“Trabzon deyince aklıma Faroz gelir
Kara kara kazanlar hatırlarım dizi dizi
Kurşun gibi ağır bir balıkyağı kokusu
Kırar kolunuzu kanadınızı”

  Doğru dersin büyük usta… Faroz durur yerinde ama Deniz iki kilometre açıkta… Kara kara kazanların yerine kara kara asfaltlar var… Balık yağının yerini ise, yanmış tekerlek kokusu ve motorin yağı almış durumda… 

“Hantal bir bulut güç bela havalanır
Bulutun içinde yüzlerce yunus ağır ağır
Yarım kalmış bir deniz türküsünü
Deniz gibi yeşilini katran morunu”

 Bulutlarımız yine senin yazdığın gibi usta… Hantal hantal havalanıyor… Hele kışın bir gör… Bacadan çıkan siyah duman ile şehri hepten rehin alıyor… Yunus balığını bırak, hamsi bile artık tarafımıza bakmıyor… 

“Gök mavisine katmaktadır.
Sonra ağırbaşlı zinosların bembeyaz uğultusu
Dünyanın bütün denizleri de yetim yapayalnız
Dünyanın yerinde beyaz, sessiz, sevimli
Martıya zinos derdik değil mi?”

  Martıcıkların yine gelip giderler… Sahili talan etti bizimkiler… En son Akçaabat’ta kaldı ufak bir sahil, onu da doldurmak üzereler… Artık martılar bile sahilde konacak bir yer bulamıyor.  

  Fazla üzülme diye mektupta senin şiirini kısa kesmek zorunda kaldım… Maksadım sana saygısızlık değil… Diğer dizeleri de tam olarak açsam sana “Ne anlatıyorsun çocuk…” deyip kızacaksın bana… 

Sonra da başlayacaksın, “ Bunlar olurken Trabzonlular neredeydi?”diye sormaya… 

En çok da bu sorudan korkarım… Yani bu mektuba cevap versen ve sonunda da bu soruyu sorsan… 

Ben nasıl sana cevap veririm? 

Nasıl derim sana ki, "Rantiyecilerin peşinde kul köle oldular"…

Nasıl derim sana ki, "Bir futbol takımının peşinde zaman harcıyorlar"… 

Nasıl derim sana ki, siyasi partilerimiz bir seçimi kazanmak uğruna birbirlerine Rum, Pontus, kavat, hırsız, hain diyorlar… 

Nasıl derim sana ki, artık Trabzon’da doğan çocuklar yüzme bilmiyor… Çünkü denizi bilmiyor… 

Nasıl derim sana? Şiirlerinde yeşil dediğin Trabzon komple beton…

 Bu arada iyi ki, bu şiirleri yazdın… Soranlara fotoğraf gösteriyoruz… Onlar siyah beyaz olduğundan renkleri senin şiirlerinle aktarıyoruz… Şiirlerinizi okuyanlar ise, gidip baktıklarında şimdiki Trabzon'a şok oluyorlar… Biz de “sağ olsun yazmış şair, eskiden böyleymiş” diyoruz. 

Sevgilerimle büyük üstâd...

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.