• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Trabzon 14 °C

BEN DE İSTİYORUM!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Değişmeyi kabul etmek bir insan için çok zor bir mesele olsa gerek. Fikirlerinden, hayat felsefenden, vizyonundan, misyonundan vazgeçmek; Sıfırlayıp yeniden başka biri olarak hayata merhaba demek.

Değişen bir insan sorunlarını, mutluluklarını, acılarını, hüzünlerini, her şeyi sıfırlar mı?

Değerler, ön yargılar, sevdiklerin, sevmediklerin hepsi değişir mi? Gider mi? Ne olur tüm bu var olan ama silmeyi istemediklerine…

Değişim dönüşüm müdür?  Yani olduğundan başka biri mi olmaktır?

Son günlerde ne çok değişimi tercih eden insanlarla karşılaşır olduk. Bu insanlar karşılarına zorluk çıktığında kolayı seçen oldular. Bir gazeteci düşünün yıllarca ekonomiyi kendi siyasi düşüncesiyle yorumladı. Grafiklerden analiz yaptı, daha çok kendi ideolojilerini halka yansıttı ve Türkiye’de yaşayan bir takım insanlar ona ekonomi yazarı dedi. Kimilerine göre şahane, kimilerine göre ise; niteliği olmayan bir yazar oldu.

Bence emeğinin karşılığını layığı ile alan bir yazar. Yandaş medyadan Başdanışmanlığa oradan da hop yönetim kurulu üyeliğine; Daha ne olsun. Bende yıllardır yazıyorum bende bir devlet dairesi ya da bir kurumun yönetim kurulu üyesi olmak istiyorum. İstemekle olmuyor mu? Acaba ne yapmak lâzım; Bir iki renkli, şık, albenisi olan, caf caflı yazı yeterli midir? Çanak sorularla işlem tamam mı olur? Şükürler olsun ki kalemim hiç şaşmadı. Allah umarım onu bana yaşatmaz. Şaşmak ne yapacağını bilemez duruma düşmektir. Karışmaktır, dağılmaktır. İşte bu yüzden de bu ülke haybeden para kazanan ile alnının terinin karşılığını alamayan arasında sıkışmış kalmış bir ülke.

İnsanların hayatlarında takip etmeyi tercih ettikleri ya da istedikleri bir yol vardır. Bu yolda bazıları kendi doğruları ile ilerlerken bazıları da gereç olmayı tercih eder. Birisi doğru yoldur, diğeri yanlış. Ama doğru ve yanlış şıkları insanların yorumlarına göre farklılık gösteriyor bu günlerde. Çünkü günümüzde doğru, yanlış olarak değerlendiriliyor artık!

Egemenlik güç ile eşdeğerde tutuluyor. Ne kadar paransa varsa o kadar da özgürsün…

Şartlara göre kendi özgür iradesini kullanıp insanlar yön değiştiriyorlar. İnsanlık için tehlike çanları çalsa da; Bugünün trendi bu maalesef. Tıpkı ekonomi yazarımızın düştüğü durum gibi; Yön değiştirdi ama güç sahibi oldu.

Sosyal ilişkilerini sağlamlaştıran bu tarz insanlar her kapıyı çalıp, içeri bakıp kendileri için en doğru kapıya yaslanıyorlar. Prensipler, ideolojiler, ilkeler hep tozlu raflara kaldırılıyor.  

Sonrasında ufak bir tökezlemede ise; her şey bitti deyip arkasına bile bakmadan başka bir kapıyı çalıyorlar. Biz bu senaryoları çok gördük, göreceğiz de. Buna menfaat ilişkisi deniliyor.

Dünya adaletsiz mi? Herkes kendi hakkı olanı yaşamalı ama maalesef bu oyun başak türlü oynanıyor. Sahne aslında yüzyıllardır hep aynı ama oyuncular sürekli değişiyor, suflör olanlar da değişiyor, senaryoyu yazanlar da değişiyor. Rolünün üstesinden gelenler ise, ödülü hak ediyorlar. Bu günlerde ne çok ödüllü yazarımız, iş adamımız, sanatçımız var. Şöyle bir bakın göreceksiniz.

Bugün herkese hakkını vermek diye bir şey yok. Dengeli davranmak, hakkaniyet kelimeleri ise anlamlarını yitirdi. Doğru olan diye bir tanım da yok; Sadece güçlüyü kabul edip, onu tanımak ve dalkavukluk yapmak yeterli. İnsaf ise sadece güçlü olanın iki dudağının arasına sıkışmış bir kelime olarak medet bekliyor.

5-6 yıl önce termik santraller, Nükleer santraller, doğa ve çevre konusunda program yaptığım Mehmet Ali Alabora’nın nezaketine, beyefendiliğine, donanmışlığına hayran olmuştum. Bilgi birikimi konunun uzmanlarını hayran bırakacak kadar çoktu. Bugün ülkesinden uzakta, hatta ülkesinin büyükleri tarafından ret edilmiş bir biçimde; Suçu özgürlükleri savunmak. Maalesef tuttuğu taraf, izlediği yol ve yönü yanlış seçtiği için ötekileştirilenlerden. Değişimi seçmediği için, başkalaşımı yaşamadığı için ve gücü tercih etmediği için cezalı…

Türkiye galip, mağlup ve son günlerde de namağlup arasında gel-git yaşıyor. 12 senedir yenilgi almamış bir güç karşısında mağlup olanlar yenilginin dayanılmaz mahcupluğunu yaşıyor. Galip olduğunu sananlar ise sadece avunuyorlar.

Bir dönem ülkeyi satıyorlar diyen bir şahsiyet bugün iddia ettiği satıcılarla ülkeye yön vermeye çalışıyor; Bunun açıklaması nedir acaba? Yoksa yanlışları düzletmek, yön vermek, hatta hataların önüne geçmek için kendini mi feda etti? Sözü dinlenen, uzlaşmacı bir insandı da biz mi göremedik, kıymet bilemedik acaba?

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.