• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Trabzon 4 °C

Benim oyum İhsanoğlu’na

Eray Altındaş

Son günlerde telefonuma mesajlar geliyor.

Gönderen AKP Trabzon İl Başkanlığı

Mesajda Başbakana methiyeler diziliyor.

Ve Cumhurbaşkanım Erdoğan diyor.

Gönderen numarayı aradım, cevap veren olmadı.

Karşı taraf telefona baksaydı, “Benim oyum Ekmeleddin İhsanoğlu’na” diyecektim.

Neden derseniz?

Bir kere hiçbir şaibesi yok.

İkincisi konuşurken bağırmıyor.

Üçüncüsü ise, vatandaşları babacan bir tavırla kucaklıyor. Herkesin Cumhurbaşkanı olacağını söylüyor!

Dördüncüsü, kendisini protesto edenleri; şimdi tokat yersin diye tehdit etmiyor!

***

 

Erdoğan ise…

Birincisi 17 ve 25 Aralık’ta meydana gelen olayların montaj olduğu dışında, yalan olduklarını ispatlayamadı.

İkincisi, bir bakan “Ben bugüne kadar, başbakan ne dediyse onu yaptım. Ben değil Başbakan istifa etsin” sözünün ardını getiremedi.

Üçüncüsü ise, bir başbakan olarak dün beraber olduğu ve “Ne istediyseler verdim” dediklerinin yolsuzlukları ortaya çıkarttıkları için hedef tahtasını koydu. İddiaların üzerine gitmedi. 

Dördüncüsü ise, yaptığı mitinglerde öfke belagatine kapılmış bir şekilde konuşuyor.

Beşincisi ise kendisini protesto eden vatandaşı şamarı yersin diye tehdit ediyor.

***

 

İşte sırf bu yüzden, 10 Ağustos Pazar sabahı oyumu R.T. Erdoğan’a vermeyeceğim…

Boşuna mesaj atmayın.

 

“Trabzon’u yöneten abilerim ablalarım”

 

Başlık eski Türk filmlerinin usta aktörlerinden rahmetli Sadri Alışık’ın çok kullandığı “Abilerim ablalarım” repliği tarzında olduğunu biliyorum.

Ama yazıya bu başlıktan başkası da olmazdı!

Nereden esinlendim derseniz?

Trabzon’a bayram tatilinde gelen bir yakın dostumun denize girmek için 10 km. yol gitmesi neticesinde ortaya çıktı.

Çocukluk ve gençlik yıllarında yüzdüğü kıyıların yok oluşunu gördükten sonraki tepkisinden.

Kim bilir bakmışsınız, başlık Trabzon’u yönetenlerin dikkatin çekerde bu sese kulak verirler. Şimdi bendenize yakın dostumun sitemlerini Trabzon’un mülkü amirlerine iletmek düştü. Başta Sayın Valim Abdil Celil Öz, çiçeği burnunda Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrüçüoğlu ve yeni “doğan” Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç,  “abilerim” sizlere birkaç sorum olacak.

Daha doğrusu Trabzon’a gelen misafirin soruları.

 

***

 

1- Sevgili yöneticilerim şu yaz sıcağında sahilden denize girmek isteyen vatandaşın kaç kilometre yol gittiğinden haberiniz var mı?

2- Eskiden sıcaktan bunalanlar Kemerkaya’ya gidip iki çivileme ile kendilerini deniz suyuna bırakıp serinlerlerdi. Tombul kayadan bir ötekine kulaç atmanın mutluğunu yaşarlardı. Şimdi ayaklarını bile denize sokacak yer bulamıyorlar. 

3- Bundan çok değil 13 sene önce insanlar çoluk çocuk Uzunkum’a gidip gün boyunca sahilde kumda güneşlenip, denize girerlerdi. Şimdilerde bu güzel mekanın, sadece adı kaldı. Haberiniz var mı?

4- Şehir ile denizin arasına çekilen beton yığını yüzünden Trabzon’da yaşayanlar, burunlarının dibindeki Karadeniz’de yüzmek için şehrin ya batısına ya da doğusuna doğru arabalarıyla gaza basıyorlar. Bundan da haberiniz var mı?

***

 

Dedim ya ben aracıyım.

Bu şehrin yöneticilerinden yukarıda yazılan sorular için tam tersini açıklama ve yalanlama gelir mi bilemem.

Ama bildiğim şu gerçeği sevgili okurlar sizlerle paylaşmak istiyorum.

Trabzon’u yönetenlerin, vatandaşın bu sıcakta serinlemek için sahilde yer aramak gibi bir dertleri yok.

Çünkü onlar ter attıktan sonra, çay simit ve kaşar peynir yiyip, kapalı yüzme havuzunda serinliyorlar!

Sahile yapılan “beton set” ve her gün yenisi eklenen köfteciler yüzünden yeni nesil hiçbir zaman ne Kemerkaya’yı, ne Uzunkum’u ne de evine en yakın yerden denize çivileme dalma zevkini yakalayamayacak!

Siz sevgili Trabzon’u yönetenler sağlıklı yaşam için cami cemaati ile ne kadar yürüyüş yaparsanız yapın, boş.

Denize girecek bir yer var mı ondan bahsedin.

Abilerim ablalarım” anlata bildim mi?

 

Arapları bırak KTÜ’lülere bak

Turizm deyince akla hemen, gezip bol para harcayan insanlar gelir.

Trabzon’un yönetiminde direksiyonu elinde bulunduranlar, yıllardır kendilerine uzatılan mikrofonlara şehrin kalkınmasının üretimden çok hizmet sektöründe olduğunu ve turizmle gerçekleşeceğini söylerler. Yabancılar içinde “sağ gözümüz” olan Arapları da yere göğe sığdırılamazlar.

Bu şehrin kaptanlığını yapanlar, Ortadoğu’dan gelen kardeşlerimizin çok bonkör olduklarını sanırlar… Ve  “sağ gözümüz” Araplara gösterilen ilgi alakanın onda birini ne yazık ki hemen yanı başımızdaki KTÜ gençler ve onların aileleri hiçbir zaman göremez!

Şöyle basit bir kıyaslama yapalım…

Dört kişilik bir Arap turist ailenin en fazla kalacağı 30 günlük süre içerisinde harcayacağı maksimum para lira cinsinden 10 bin lirayı geçeceğini sanmıyorum.

Oysa bir öğrenci kayıt yaptırmak için geldiği Trabzon’a bir yıllık eğitimi süresince, Kredi Yurtlar Kurumu yurtlarında kalsa bile bırakacağı para Arap ve turist kardeşlerimizden kat be kat daha fazla.

Bunun yanında Trabzon’a okumak için gelen gençlerin ailelerine, Arap kardeşlerimize gösterdiğimiz ilgi ve alakanın yarısını icra edebilsek ve velilere Trabzon’un tarihi yerlerini gezdirsek, yaylalarını göstersek ne kaybederiz.

İnanın Araplardan ve diğer turistlerden az harcama yapmazlar! Deneyin kazanan Trabzon olsun!

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
  • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
  • MHP sürpriz yapabilir!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.