• BIST 94.896
  • Altın 278,877
  • Dolar 5,8598
  • Euro 6,5130
  • Trabzon 19 °C

‘Beraber Hamam yapamazlar’ ve Tonyalı Paşaoğlu Ahmet!

Hasan Kurt

Osmanlı’nın son dönemlerinde ve Ankara hükümetinin ilk yıllarında, Anadolu’nun en karmaşık ve karışık bölgelerinin ilk sırasında Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi yer alır. Trabzon, Samsun ve Giresun’da bu yıllarda önemli gelişmeler ve olaylar olur. Rum, Ermeni ve Türklerin bir arada yaşadığı bu bölgede, ne Osmanlı’nın ne de yeni kurulan Anadolu hükümetinin kontrolü var. Rumlar; Pontus devletini kurma hayali peşinde koşarken, Türkler bir yandan konumlarını korumak diğer yandan cephelerde mücadele veriyordu. O yıllarda bölgede öne çıkan ve halk arasında etkili olan isimlerin başında Trabzon’da Kahya Yahya, Giresun’da Topal Osman vardı…
KTÜ öğretim üyelerinden araştırmacı- yazar Veysel Usta ve Mustafa Çulfaz’ın hazırladıkları, Giresun gazeteci Osman Fikret Topallı’ın; ‘Müdafaa-i Hukuk ve İstiklal Harbi tarihlerinde GİRESUN’ adlı eserinde özellikle Giresun’da meydana gelen olaylar anlatılıyor. Topallı, günlük tutan dönemin önemli  gazetecilerinden biri.  Giresun’da yaşadığı için o günlerde Giresun’da ve az da olsa Trabzon’da yaşananları aktarmış.  Serander Yayınevi tarafından basımı gerçekleştirilen eseri kitapçılarda bulabilirsiniz. İşte bu güzel eserden bir iki alıntı;

Türk ve Rum kadınlar
beraber hamam yapamazlar!

yer-kulak-(1).jpg
1920 senesi idi. Ankara’da hükümet henüz kurulmamıştı. Osman Ağa Giresun’da bir takım hususi icraata başlamıştı. Bunlardan biri de –kadın ve erkek olsun- fuhuş ve şenaatle mücadele idi. Osman Ağayı yakından tanıyanlar ve hatta hususi hayatına vakıf olanlar onun kör bir mutaassıp olmadığını pek ala bilirler. Şimdi bu mücadele onun nereden aklına esmişti. Hayret ediliyordu.
Zaman zaman bir suretle fahişler ortadan sır oluyordu. Bu icraat Giresun’dan nahiyelere sirayet etmişti. Ne oldu, nasıl oluyor, buna kimse akıl erdiremiyordu.
Bu icraatın memlekette tesiri de görülmüştü. Artık kaçan memleketten çıkıp gidebilen canını kurtarabiliyordu. İşte o günlerin icraatından biri de Türk ve Rum kadınlarının bir günde ve bir arada hamamda yıkanmamalarının men edilmiş olmasıydı. Hamamların Türk-Rum günleri tayin edilmişti. Tatbik de olunuyordu. Bütün Türk kadınları da bundan memnundu. Rumları bilmiyoruz, fakat neticede şunu gördük. Rum kadınları hamamlara gitmez oldular.

Jan Vapuru’nda Ermeniler ve Bir Türk kadını
1336(1916) yılı Mayıs ayı Ramazan idi. Karadeniz’de İtalyan bayrağı ile Jan adlı bir vapur da seyrü sefer ediyordu. Bir akşamdı. Osman Ağa akrabasından ekmekçi Velioğlu Ali Efendinin evinde iftar davetinde idi. Liman da bu vapur yatıyordu. Acele acele kapı vuruldu. Birkaç kayıkçı delikanlı, Osman Ağa’yı görmek istediklerini görmek istediklerini söylediler. Ağa kapıya geldi. Kendisine şu haberi verdiler. Vapur Batum’a gidiyormuş. İçinde 5-10 Ermeni ve aralarında bir de Türk kadını varmış. Beraber içip eğleniyorlarmış.
Osman Ağa sofraya dönmedi. Yanına çetelerinden üç beş kişi alarak, iskelede bir kayığa sıçrayıp vapura gittiler.
Kaptan, işi ve tehlikeyi anlamıştı. Ağa’ya vapura girmekten men etmeye muktedir değildi. Aklınca bir çare buldu. Büyücek bir İtalya bayrağını iskele başına serdi. Bunu çiğneyip geçmek mutlaka siyasi hatta bir harp hadisesi doğurabilirdi. Kapitülasyon devrinden kalma böyle muameleleri Osman ağa dinler mi hiç. Bayrağı görmemezlikten geldi, çiğneyip geçti. Ve çeteleri ile güvertede kaptanı istedi. Kaptan geldi. Türk kadını soruldu. İnkar edilmedi. Fakat vapurdan yolcu vermek mesuliyeti kabul edilemeyeceği iddia edildi. Ağa da bu kadının İstanbul’dan Ermeniler tarafından casusluk yaptırılmak üzere seyahat ettirildiğine dair mahalli hükümete ve müdafa-i milliyeye tebliğ olduğunu ve mutlaka kadını da Ermenileri de alacağını ihtar edince, kaptanın eli ayağı titremeye başladı.
Halbuki böyle bir tebliğ yoktu. Bu Ağa’nın mütemadiyen işlemekte olan zekasının bulduğu bir tevkif sebebi idi.
Nihayet yatsı vakitleri idi kadını polise teslim etmek üzere vapurdan teslim aldılar. Polise tevdi edilmek üzere mukayet efrat ile hükümete yolladılar. Bu kadın sonra İstanbul’a iade edildi mi bunu tespit mümkün olmadı.

Tonyalı Paşaoğlu Ahmet

yer-kulak-(2).jpg
5 Haziran 1335 (1915) Perşembe: Gece Ağa pansiyonda ziyaret ve görüşmelerden sonra iki çetenin uzaktan korumasıyla eve gelmiştim. Sabah yakındı; uyumanın mümkün olmayacağını anladığım halde yine yatmıştım. Silah sesleriyle uyandım. Sokağa fırladım. Nihayet öğrendim: meğer sabaha karşı Rumlar Taşkışla’ya büyük bir bayrak çekmişlerdi. Henüz Karahisar’a hareket etmemiş olan Ağa’ya hemen haber vermişler. Yanında bulunan Tomoğlu, Tonyalı Paşaoğlu Ahmet, Kör Abdullah karşıdan bunu görünce bayrak direğine birer el tüfek atarlar. Osman Ağa fırlayıp bunlara mani olur ve bayrağın indirilmesi için tertibat alınır.
Taşkışla sarılır. Çeteden birkaç kişi içeri girerler. Bayrağı alır ve gönderini sökerler. Doğru sinema yanında bekleyen Ağa’ya giderler. Orada bayrağı parçalarlar. Ve gönderi de iki büklüm edip bir kenara atarlar.
Bundan sonra Gedikkaya Kışlası yanında ictima edilir. Oradan Tonyalılarla vedalaşırlar. Bunlar Keşap tarafına ve Osman Ağa da Kulukkaya’ya doğru yola çıkarlar.

Kasabada hayat
Bir vakitler otuz bin kadar sekesine, müteaddid kulüpleri. Sineması ve tiyatroları bulunan ve Karadeniz’in en parlak bir yaşam yeri olan Giresun’da hayat sönüktür. Sefalet çoktur. Herkes kendi derdiyle uğraşıyor.
Gündüzleri halk işinde gücünde ve bir kısım halk da işsiz dolaşmaktadır. Geceleri hayat, Millet Bahçesi’nde ve çarşı gazinolarında, kaldırım boyunda, Kapıkkahve, Yeniyol boyu, Sokakbaşı, Hacıhüseyin ve Çekek’teki kahvelerde birkaç saat malum toplanmalar, görüşüp konuşmalar ve günlük dedikodulardan ibarettir.
Bununla beraber kasabanın ve köylerimizin durumu nispeten endişe verici değildir. Yakında her şeyin iyileşeceği ve sefaletin de azalacağı ümidi kuvvetlidir.
Asayiş civarlar ve köylerde pek iyi değil ise de geçim yoluna girdikten sonra bunların düzeleceği kanaati vardır.
İşte harpten sonra Giresun’un umumi çehresi… Tanrı hepimizin yardımcısı olsun…
***

Veysel Usta ve Mustafa Culfaz’ı; Giresun tarihinde önemli bir yeri olan gazeteci Osman Fikret Topallı’nın günlüklerini, notlarını ve anılarını derledikleri için kutluyorum.

Hasan KURT

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.