• BIST 105.380
  • Altın 270,975
  • Dolar 5,7403
  • Euro 6,3404
  • Trabzon 14 °C

Beşirli dolgusundaki sıkıntı!

Beşirli dolgusundaki sıkıntı!
Çok sayıda çevreci, mühendis, mimarın karşı çıkmasına rağmen, Akyazı ve Beşirli’den Ganita’ya kadar yapılan dolguyu destekleyenlerdeniz.

Akyazı dolgusu yapılırken güney yamaçlardan gelecek su tartışılmış ve çözüm bulunmuş, kanallar yapılmıştı.

Beşirli’den başlatılan dolguda ise özellikle küçük de olsa derelerden gelen su ile atık suların, dolgu alanını nasıl aşıp denize ulaşacağı ve özellikle de atık suların deniz içlerine nasıl gönderileceği hesap edilmediği bugün net bir şekilde ortaya çıktı.

Büyükşehir Belediyesi, DSİ mühendisleri ile bugünlerde bu sorunu aşmaya çalışıyor. Toplantı üzerine toplantı yapıyor. Özellikle yağmur suları ile atık suların aynı kanallarda akması, kanalların sık sık dolması, dolgu alanın yeniden yarılıp denize akar bağlanması Büyükşehir Belediyesinin teknik ekibine zor günler yaşatıyor.

Yaklaşık 6-7 km’lik bir sahil şeridinde dolgu işe başlatmışsın. Bu işe başlamadan alt yapı üst yapı projesi hazırlanmaz mı?

Dolgu yapılmasına yapılsın da, bu iş planlı, projeli yapılsın.  İkincisi Büyükşehir Belediyesi, dolgu alanının düzenlenmesi için mutlaka ama mutlaka yarışma açmalı.

Üst yapı projesi yarışma ile belirlenmeli ve işe de Gülcemal’den vakit geçirmeden başlamalıdır.                                   

 

Yenisi yapılmadan yıkılmamalı!

Trabzon Kültür ve Turizm eski Müdürü İsmail Kansız, Atapark’ta eski mezarlık alanındaki tiyatro binasının, yenisi yapılmadan yıkılmasının yanlış olduğunu söyledi.

Kansız şöyle dedi;

“Trabzon Devlet Tiyatrosu. Anadolu’daki ilk devlet tiyatrolarından. Her kentin sahip olmak istediği sanat kurumu.

Sahnesi en iyi akustiğe sahip Tiyatro Salonlarından biri.

Trabzon kültür sanat hayatına uzun yıllar hizmet etti.

Kuruluş aşamasında başta kültür müdürlüğü olarak kentin her kesiminden destek gördü.

Bugün Tiyatro binasının yol çalışmaları nedeniyle yıkılması söz konusu.

Trabzon’daki kültür sanat kurumlarının kurulup yaşatılması konusunda görev yaptığımız yıllarda az-çok katkısı olan bir Trabzonlu olarak çağrımdır:

Başta Trabzon Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü, Kültür ve Turizm Müdürlüğü olmak üzere, STK’lar, Ticaret ve Sanayi Odası, basın kuruluşları ve tabi ki Valilik ile Trabzon Büyükşehir Belediyesi Ortahisar Belediyesi, Milletvekillerimiz bu konuyu gündeme getirip Devlet Tiyatrosu'nun oyunlarını sergileyeceği yeni bir Tiyatro Binası /Kültür Merkezi yapılmadan mevcut salonun yıkılmaması için gayret gösterilmelidir.

Bu arada o bölgede bulunan Yavuz Sultan Selim'in annesine ait Gülbaharhatun Türbesi bu yol yapımından nasıl etkilenecektir?

Zaten yol kenarına sıkıştırılmış türbe yeni projelerle ulaşılmaz hale mi gelecek.

Kültür, sanat, tarih. Koruma kollama çok önemli bir iştir’.

Trabzon’da yeni yapılacak tiyatro binası için TTSO, dünyaca ünlü Azeri bir mimara proje hazırlatmış ve bu projenin görseli de medyada yayınlanmıştı. Yeni tiyatro binası mevcut binanın doğusunda yapılacaktı. Kimileri de projenin 19 Mayıs spor salonunun yerinde yapılmasını istemişti. Ancak, yeni tiyatro binasının yapımı konusunda, ne Valilik, ne büyükşehir belediyesi ne de TTSO bir adım atmadı. Bu gidişle de atılacak gibi değil.

 

Temel Kahveci’den ezber bozan bir yazı!

Ülkücü camianın önemli isimlerinden biri olan Temel Kahveci önceki gece geç saatlerde aradı. ‘Hocam sosyal medyada, bir şeyler yazdım. Bir bakar mısınız?’ dedi.

1970’li yılların sonlarına doğru bir tam bir yarım sömestr öğretmenlik yapmama rağmen, siyasi nedenlerle stajyerliği kaldırılmayan ve bunun üzerine istifa edip askere giden dönüşte de tekrar gazeteciliğe başlayan biriyim.

Trabzon Öğretmen Lisesi, 1970’li yıllarda yalnız Trabzon’un değil bölgenin ‘1’ numaralı eğitim kurumu idi. Fatih Eğitim’den mezun olduktan sonra direkt nokta tayinle Öğretmen Lisesine atanmıştım. Atamamı da Ayvaz Gökdemir yapmıştı.  Okul yatılı ve gündüzlü idi. Bizim dönemimizde okul ülkücülerin de kalesiydi. Temel Kahveci, Sebahattin Öztürk, Atilla Ataman ve daha onlarcası öğrencimizdi. O yıllarda okulun da joker öğretmeniydim. Fen dersleri hariç hemen her derse girerdim.

AKP iktidarı öncesine kadar karşı cephelerde olan ülkücü ve devrimcilerin büyük çoğunluğu, AKP iktidarı ile birlikte yan yana geldiler.

12 Eylül öncesinin hızlı devrimcisi Nuri Aydın, “1980 öncesi toprağa düşen 5000’e yakın Devrimci ve Ülkücü şimdi sağ olmuş olsaydı 40 yıl içerisinde milyonluk bir orduya dönüşecekti. Düşünün bir kez canlarını bu topraklara hiç kimseden hiç bir şey beklemeksizin 20’li yaşlarda seren bu yurtsever insanlar yaşasaydı, bu Emperyalist uşakları ülkemizi ele geçirip yağmalayıp, pazarlayabilirler miydi? Bu yaşanan acılar şaka değil gerçekti. Mahir’ler kurşuna dizilirlerken, Deniz’ler idam edilirlerken hiç ödün vermediler. Dim dik gittiler ölüme. 12 Eylül zindanları Ülkücüleri de sarsmış gerçeklerle yüzleşmelerini sağlamıştır. Sonuç olarak topraklara gömülen kuşağımızdan arta kalanlar olarak şimdi biz gereğini yapıyor, bir araya gelerek çocuklarımıza ve torunlarımıza aydınlık gelecek hazırlamaya çalışıyoruz’ diyor.

Ülkücülerin ‘Reisi, dayısı, abisi’ Temel Kahveci’nin ‘Hocam göz atar mısın’ dediği yazısı ise şöyle;

 

 

“Zeka az da olsa eğitimli olmalıdır. Eğitimsiz zeka kurnazdır sadece.

Farklı bir düşüncedeki herhangi bir kişinin bir düşüncesini veya bir eylemini onayladığınız zaman hemen onlardan olmakla itham edilebiliyorsunuz.

Benim yaştakiler daha iyi bilir; Milli marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy zamanının İslamcı düşünür ve şairlerinin en önemlisiydi. Böyle olması İstiklal Marşını yazmasına engel olmadı. Bugünkü Selefiye ve Vehhabi İslamcılarını görünce onun ne kadar idealist bir Türk milliyetçisi olduğunu daha iyi görebiliyoruz. Öyle ki onca yoksulluğuna rağmen yarışmada verilen beş bin lirayı bile almamıştı.

Atilla İlhan, Nazım Hikmet gerçekten vatanlarını satan sol kişiler miydi, yoksa Amerikan emperyalizmine itiraz eden bir Türk Milliyetçisi miydiler? Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Hüseyin, Ulaş’ı fazla bilmiyorum gerçekten vatanı satmak için mi kendi canlarından olmuştular?

Eğer farklı değerlerimizi Türk Milliyetçiliği ve Atatürk potasında eritemezsek Afrika kabilelerine dönüşmemiz kaçınılmazdır. Bu yazdıklarım çok kişiye ters geliyor, bu şekilde düşünmeyi Türk Milliyetçiliğine ve ülkücülüğe ters bile bulanlar var ama ben Türk Milliyetçiliğimi Atatürk’ten, ülkücülüğümü Türkeş ve Atsız’dan almışımdır.

Sıkılmıyor muyum, bunalmıyor muyum, bazen istemeden de olsa kalp kırmıyor muyum? Bazen buralardan çekip gitmeyi düşünmüyor muyum ama herkes giderse buralarda kimler kalacak, ki aslında pek az kişiden biriyim belki.

Farklı düşünceleri şöyle düşünün: Bir ailenin her bireyinin farklı düşüncesi gibi düşünürseniz milletleşmeye katkı sağlarsınız, yok en doğru benim demeye devam ederseniz kabileleşmeye dolayısıyla bölücülüğe hizmet edersiniz.

Her insana kendini ifade edebilecek özgür ortamı sağlamak zorundasınız, dindarına da, dinsizine de hatta ateistine de. Sen ne kadar insansan onlarda o kadar insandır!’

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • Balta da yolcu Revi de!11 Kasım 2019 Pazartesi 11:21
  • Batum’dan gelen mektup!10 Kasım 2019 Pazar 12:07
  • ‘Kahraman’ın Yolculuğu’ ve Ekrem İmamoğlu!09 Kasım 2019 Cumartesi 13:16
  • Hemşehrimle Gurur Duyuyorum!08 Kasım 2019 Cuma 09:55
  • AKP’yi Rizeli Müdür Mü İkiye Böldü07 Kasım 2019 Perşembe 10:37
  • ‘Ne söz vermişsek yerine getirilecek’06 Kasım 2019 Çarşamba 09:17
  • Yabancıya Ücretsiz Türk’e Ücretli!05 Kasım 2019 Salı 09:50
  • Futbolcun vardı da Ünal mı oynatmadı!04 Kasım 2019 Pazartesi 09:10
  • Temel Kahveci’den ezber bozan bir yazı!03 Kasım 2019 Pazar 18:20
  • Beşirli dolgusundaki sıkıntı!03 Kasım 2019 Pazar 13:05
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.