• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Trabzon 14 °C

Bilişim alanında yapacak çok iş var !

Bilişim alanında yapacak çok iş var !
Trabzon’dan kurulan ve tüm Türkiye ve yurtdışına açılan Akgün Bilgisayar’ın sahibi Temel Akgün, Bilişim sektöründe yakaladıkları başarıyı anlattı. Akgün, teknolojinin Dünya’da çok hızlı değiştiğini ve insanların da bu değişime göre kendi

Akgün İletişim dergilerinin birinde sunuş yazınızı okudum, orada; “Kriz mazereti üretmeden gelişmeye ve istihdam yaratmaya devam edeceğiz” şeklinde bir cümle kullandınız.  Burada ki ‘Kriz mazereti’ ifadesi çok ilginç geldi bana, bunu biraz açar mısınız?

Hem Dünya’da hem de Türkiye’de krizi bazı firmalar sıkıntılarını aşmak için bir malzeme olarak kullanıyorlar. Firmaların bir kısmı zaten sıkıntı içerisindeydi ama krizi de bahane bilerek bir şeyler yaptı. Ya da bazı firmalar bazı değişim ve dönüşümler yapmak istiyordu, bunun bir formülünü bulmaları gerekiyordu, krize tutundular. Tabii ki Başbakan’ın da dediği gibi kriz hepten de teğet geçmedi. Herkes gibi bizi de etkiledi. Olaya bütün olarak baktığımız da, kriz dönemlerindeki ortamdan nasıl bir fayda sağlaya biliriz şeklinde düşündük.  

 

Yani siz krizi fırsata çevirmek için çalışıyorsunuz…

Evet, biz bu olay üzerinde yoğunlaştık. Zaten şirket politikalarımızda her zaman kriz olasılığını gözeterek her yıl planlamalarımızı ve bütçemizi buna göre yaptık. Kriz geldiği zaman bizde etkilendik tabii ki ama bu dönemde yeni tedbirler alamaya gerek görmedik. Yılbaşında ortaya koyduğumuz projelerimiz vardı, öz kaynaklarımızı da dikkate alarak bunların ne kadarını karşılayabileceğimiz konusunda projelerimiz vardı. Biz bu projelerimizi aksatmadık. Bu kriz ortamından şöyle bir şey de çıktı; daha önce istihdam yaratırken personel konusunda belli bir kaliteyi bulamazken, şimdi kaliteli elemanların müracaat sayısı bir hayli arttı. Elbette kimse personelini işten atmak istemez ama bazılarının da kriz nedeniyle iyi personelini atmış olabileceğini düşünerek, bu iyi personeli bünyemize katarak gelecek yıllardaki eleman yapısının daha sağlıklı oluşması konusunda çalışma yaptık.

 

Bazı firmaların krizi bahane ederek işine son verdiği iyi elemanları kendi bünyenize mi kattınız?

Bunu iyilere sahiplik etme adına yaptık. Biz krizde hiçbir personelimizi işten çıkartmadık, aksine yeni elemanlar aldık. Kariyer.net’te ilanlarımız var, tüm Türkiye genelinden müracaatlar oluyor, biz bunları değerlendiriyoruz, kriz başladıktan itibaren 30 personel aldık, hepsi de kalifiye eleman. Bizim de bu krizden dolayı elbette bir tarafımız sızlıyor, etkileniyoruz ama yolumuza devam etmeliyiz. Çünkü krizin bitmesi için 6 ay ya da bir yıl bekleyemeyiz, bu iş hayatında çok uzun bir zaman. O nedenle de Akgün Bilgisayar olarak krizden dolayı yatırımlarımızı, planlarımızı aksatmama kararı aldık. Bu anlamda uluslararası açılımlarımız var. Bunların önünü kesmedik, krizlerin ilacı da aslında uluslararası çalışmalardır.     

 

Uluslararası açılım yapacağınızı söylediniz, bu açılım hangi ülkeleri kapsıyor?

Kriz genellikle sanayileşmiş toplumları etkilemektedir, AB ülkeleri ve Amerika gibi. Ama Orta Asya ve Orta Doğu’yu kriz o kadar etkilemedi. Bunların arasında krizden etkilenen ülkeler de var tabii ama yeraltı kaynaklarıyla yol alan ülkeler krizden etkilenmedi. Azerbaycan, Kazakistan gibi ülkeler krizden etkilenmedi. Biz bu ülkelerden iyi şeyler çıkaracağımızı umut ediyoruz.

 

Siz bu işe ilk olarak Akgün Bilgisayar kursu yani eğitim ile başladınız ve daha sonra sağlık sektörüne girdiniz. Geçirdiğiniz aşamalardan biraz bahseder misiniz?

Ben Makine Mühendisiyim, üniversite hayatımda bilgisayarla tanışmam kartlı sistemden, elektronik sisteme geçildiği bir döneme rastlar. Üniversite ikinci sınıftan beri bilgisayarlarla uğraşıyorum. 1986 yılında Akgün Bilgisayarı kurduğumuzda vizyonumuzda eğitim, donanım, yazılım, ithalat-ihracat vardı. Ama o tarihte program yazacağım, bilgisayar satacağım dediğiniz zaman karşınızda talep yoktu. Önce arzı oluşturmak gerektiğini düşündük, bunun için önce insanları eğitmek gerekiyordu, biz de eğitimle başladık ve programcı yetiştirmeyi öne aldık. O zamanlar programcı yetiştirmek çok lüks bir şeydi. Sonra yetiştirmiş olduğumuz programcılarla programlar üretmeye başladık. Sağlık sektöründen önce ticaret haneler için programlar ürettik. Sağlık sektörüne geçiş ise şöyle oldu; o tarihlerde sağlık sektörünün içerisinde olduğu durumu hastaneler sayesinde görüyorduk ve hastanelerde bir otomasyona gerek olduğuna karar verdik. Bu konuda bize danışmanlık yapacak yetiştirdiğimiz programcılarla bir araya gelerek, 1994 yılında Gümüşhane Devlet Hastanesinde bir program üretimine girdik. Burada ürettiğimiz program hastane otomasyonu ile ilgili olduğu için her yerde bilgisayar kullanımına gidildi. Başka kurumların ürettiği ise sadece fatura kesme boyutunda kaldı. Biz bunu istemedik. İlk başta bir dirençle karşılaştık fakat sonra tüm Türkiye’deki firmaların yaklaşımı bizim konsepte doğru kaydı. Hastanelerdeki ful otomasyon çok hızlı bir şekilde gelişmeye başladı. Akgün Bilgisayar olarak bizim müşterilere yansıttığımız dürüst hizmet yaklaşımımız talep gördü, bizi daha çok tercih etme sebebi oldu. Bu olay hızlı bir şekilde günden güne büyümeye başladı. O gün ürettiğimiz programları 5-6 yıl sonra tekrar yeni teknolojilere geçirmeye başladık. Yıllar içerisinde yeni teknolojilere geçmek gerekiyor. Türkiye’de şuanda ortaya konulan Sağlı.net portalı ile Türkiye’deki hastaların Avrupa’ya gidip tedavi olması, Avrupa’dan Türkiye’ye gelen insanların burada hastalandığı zaman tedavi olması bir kimlik numarasıyla mümkün olacaktır.

 

Bu sistemin sağlık sektörüne büyük bir kolaylık getirdiği bir gerçek, peki siz bütün bunları kendi elemanlarınızla mı yapıyorsunuz yoksa dışarıdan yardım alıyor musunuz?

Bu konularla ilgili olarak gerekli danışmanlık ve eğitim alıyoruz. İşin uzmanı kimse ve neredeyse oraya gidip almanız gerekiyor. Bu bilgi akışını sistematik hale getirdik. Şirket içerisinde ilgili bölümler kendini otomatik olarak güncelliyor. Burada Türkiye için çok önemli bir nokta var; program Hindistan’da da yazılıyor. Arabistan ya da başka bir ülkeye gittiğiniz zaman onlar da program üretiyor. Burada Türkiye’nin bir avantajı var; Türkiye’nin sağlık politikası var. Biz Orta Doğu, Orta Asya’daki ülkelere gittiğimiz zaman Türkiye’nin sağlık politikasını da götürüyoruz. Teknolojiyi sağlık politikasıyla birlikte götürdüğümüz için Akgün Bilgisayar olarak diğer ülkelerdeki firmalardan daha üstün ve daha farklıyız. Sağlık politikamızda mutlaka toparlanacak, ele alınacak şeyler olabilir ama bilişim tarafı olarak çok başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Yapacak çok daha fazla şey var yaptıklarımız ve yapacaklarımız için büyük heyecan duyuyoruz.

 

Bütün bu işleri takip edebilmek için kadrolarınız yeterli mi?

Kurumlaşmak çok önemli ve pahalı bir kelime, ilk kurulduğumuz gün bile kurumsal olmayı hedeflemiştik. Buna çok yatırım yaptık. Şirket içerisinde belli bir yönetim kadrosu oluşturduk. Eğitimle başlamamızın belki böyle bir avantajı oldu, eksik olanı bünyemizde yetiştirip, işinin hakkını verebilecek duruma getirmeye çalıştık. Durum nedir diye sorarsanız, Türkiye’de bizim sektörde iyi yönetici bulmak çok zor, biz yetiştirdik, eğittik, yöneticilerimiz iyi ama daha iyi olmalarını arzu ediyoruz. Çünkü bilişim alanında Dünya çok boş ve Türkiye’de de yapılacak çok iş var. İyi yöneticilere, iyi programcılara ihtiyaç var. 

 

Bu işe ilk başladığınızda buralara kadar gelmeyi hedefliyor muydunuz? Yoksa hedeflerinizi zaman içerisinde mi oluşturdunuz?

Bu işi ilk kurduğumuz zaman ilk 10-15 yılı planlayabiliyorduk ama teknoloji çok hızlı gelişiyor. Dünya’daki konjonktür sizi dışınızda çok farklı bir şekilde yönleniyor. Tabii ki sizin de gelmiş olduğunuz noktada bir şeyler yapmanız gerekiyor. Etrafınızdaki parametreleri dikkate almanız, bunları değerlendirmeniz gerekir. Sizinle ilgili olan kısmı alarak bu konuda yapacağınız şeyleri maksimum olarak ortaya koymanız gerekir. Biz de zaman içerisinde bunu yaptık. Gelmiş olduğumuz noktada ne gerekiyor, beklentiler nedir, nasıl bir dünya oluşuyor. Bunları nasıl kendimize adapte edebiliriz. Bunların hepsini yapmak mümkün olmuyor tabii ki, her düşündüğünüzü yapamıyorsunuz ama yapabileceğimiz kadarını sistemimize kattı ve müşterilerimize, çalıştığımız kurumlara vermeye çalıştık. Gelecek yılları garanti altına alabilmek için vizyonumuza katabileceklerimizi imkanlarımız içerisinde dikkate aldık. Yapmaya çalıştık. Bugünkü konuma bu şekilde geldik.

 

Bundan sonrası için neler planlıyorsunuz?

Bizim şu anda ortaya koymuş olduğumuz vizyon gelecek 5 yıl için geçerlidir. Planlarımızı kısa, uzun ve orta vadeli olarak yapıyoruz ama bu planların süresi içerisinde gerçekleşmesi yani tespit ettiğimiz rakamları tutturmamız genellikle mümkün olmuyor. Hedeflerimize uzak kalıyoruz. Daha çok şey düşünüyoruz, daha çok şey hedefliyoruz ama daha geç zamanda ulaşıyoruz. Bu da şuradan kaynaklanıyor; siz çok iyi düşünebilir, planlayabilirsiniz ama gerekeli personeli istediğiniz zamanda bulamıyorsanız, gerekli yatırımları zamanında yapamıyorsanız, karşı taraf da sizi eş zamanlı anlamıyorsa projeleriniz uzuyor.

 

Dünya’da oldukça hızlı değişen bu konjonktür karşısında insanlar ne yapmalı?

Hakikaten Dünya’daki ticari konjonktür çok değişti. Bir zamanlar şöyle bir furya vardı; bir masa, bir çanta iki koltuk ile bir şeyler yapılıyordu ama artık bunlar geçti. İnsanların artık oyalanmaması, zaman kaybetmemesi gerekir ki o da insana çok büyük bir tecrübe vermiyor, mutsuzluktan başka. İnsanların çok becerikli olması gerekir. Ben şunu istiyorum; bizim insanımız sadece bir şeyi yapabilen değil, yapamadığı bir şeyin dışında yapabileceği ikinci, üçüncü şeyler konusunda kendisini geliştirmelidir. Eskiden bilgisayar bilmek bir meslekti ama şimdi bu bir meslek değil, herkesin bilgisayar bilmesi gerekiyor. Buna yeni şeyler eklemek yeni kabiliyetler ortaya koymak lazım. Dil bilmek bir meslekti ama artık o da yavaş yavaş zorunluluk haline geliyor. O halde insanların öncelikle bu iki şeyi bilmesi gerekiyor. Bunun yanında kendilerini kariyer sahibi olabilecek kişiler olarak görmeleri gerekir.

 

Kariyer sahibi olabilmek için bir altyapı ve donanıma ihtiyaç var…

Aslında gerekli donanım var, bir bilgisayarınız olduğu zaman çağın bilgesi denilen Google gibi arama motorlarıyla her bilgiye ulaşabilir ve konunuzda uzman olabilirsiniz. Bunun yanında devletin sunduğu maddi olarak da çok uygun olan eğitim imkanları var. Yine Sivil Toplum Örgütlerinin sunduğu eğitim imkanları var. Yani insanlarımızın artık kendi kabuğunu kırması, araştırması gerekir. Ben üniversiteyi bitirdim, şu mesleğim var, oldum diye bir şey yok. İnsanlar araştırmalı, kendini geliştirmeli ve vasıflı bir hale gelmelidir. İnsanların kariyer hedeflerinin olması gerekir ki başaralım. Ben burada sizinle Trabzon için bir gerçeği paylaşmak istiyorum; internet üzerinden iş ilanları veriyoruz bu ilanlara en az başvuru Trabzon’dan geliyor. Akgün Okulu için verdiğimiz ilanlara en az Trabzon’dan müracaat alıyoruz. Trabzon Bilişim alanında Türkiye ortalamasına göre çok zayıf. Yapılan iş başvurularını incelediğimde bu ortaya çıkıyor. Ben insanımızı teknoloji ile daha barışık görmek isterim.

 

Sizce KTÜ’de kurulan Teknokent Trabzon’a ve Bölgeye bir canlılık getirecek mi?

KTÜ’nün hemen kenarında Teknokent’in kurulumu devam ediyor. Bu kurulacak ve burada üretim yapılacak. Trabzon’dan büyüyen bir firma olarak bizim de Ankara’daki Teknopark’larda yerimiz olduğu halde, buraya destek vermek istiyoruz. Teknokent’e yer için yaptığımız başvuru kabul edildi. Açıldığında biz de burada yerimizi alarak istihdam yapacağız. İstihdamı geliştiren bu gibi projeler Trabzon için çok önemlidir. Dünya ile rekabet edebilmeniz için bu tür projelere ihtiyaç vardır. KTÜ’de bulunan fakültelerdeki öğretim görevlileri açısından da piyasaya, özel sektöre veya Dünya’ya daha kolay bir şekilde ürün üretme ortamı oluşmuş olacak. Teknopark’ların bir amacı da budur, Tüccarlarla, bilim adamlarını ve üniversite öğrencilerini buluşturma yeridir. Devlet buna istihdam sağlıyor, vergi almayarak kaynak sağlamış oluyor. Ben iş hayatımda şunu gördüm; iyi bir programcı alırsanız, ya da 2-3 kişiyle iyi bir ürün üretirseniz, o 2-3 kişinin ürettiği ürün 20-30 kişiyi istihdam ediyor. Onun için bir tane iyi bir programcının istihdam edeceği insan sayısı çok fazla olabiliyor. Bu tür insanları Teknokent ve Teknopark’lardan çıkabileceğini düşünüyorum ve biz Trabzon’daki Teknokent’i dört gözle bekliyoruz.

 

Merkeziniz hala Trabzon, bu gelecekte değişecek mi?

Küresel bir Dünya’da yaşıyoruz, Trabzon’da biz vergi sıralamasında son 3 yıldır ilk ondayız. Buraya çok yatırım yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz. Ancak gelmiş olduğumuz noktada burada büyüyebileceğimiz kadar büyüdük, şartları zorladık, hala zorluyoruz. Tüm dünya ile entregre çalışırken daha rahat çalışacak ortamları oluşturmak gerekiyor. Ankara’da AR-GE merkezi dediğimiz 5 bin metre karelik bir inşaatımız var bu yıl hizmete girecek, Ankara’daki yeni yerimizde daha aktif bir çalışma sergileyeceğiz.

Röportaj: Fatma YAVUZ

  

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Eski bakanın ağabeyi, kiracısı tarafından öldürüldü16 Mayıs 2017 Salı 14:35
  • Acil servise baltalı saldırı16 Mayıs 2017 Salı 12:40
  • Sözde ve özde gazeteciler!14 Mayıs 2017 Pazar 13:08
  • Jetler vurdu, 10 terörist öldürüldü!14 Mayıs 2017 Pazar 12:00
  • YALNIZLIK SENFONİSİ10 Mayıs 2017 Çarşamba 17:00
  • Berat Kandili Mesajları: Edilecek ibadetler neler10 Mayıs 2017 Çarşamba 12:43
  • UFAK ŞEYLER09 Mayıs 2017 Salı 13:06
  • Boğazına 6 metrelik inşaat demiri saplandı08 Mayıs 2017 Pazartesi 17:54
  • 'Artık herkes 2019 hesabını yapmaktadır'07 Mayıs 2017 Pazar 12:23
  • İşte TSK'nın yeni süper silahı!07 Mayıs 2017 Pazar 12:21
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.