• BIST 116.535
  • Altın 162,411
  • Dolar 3,7791
  • Euro 4,6395
  • Trabzon 8 °C

Bir gün ölmek için her gün yaşamak!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

İlk ablamı aradım.

“Nasılsınız” dedim.

“Biz iyiyiz ama çok üzgünüm” dedi.

Yeğenlerimi aradım. İçim paramparça.

Sonrasında dostlarımı ve arkadaşlarımı aradım.

“Şükürler olsun şimdilik atlattık” dediler.

Ankara’nın kalbine mermi atıldı.

Ne yazabilirim ki bu durumda.

Her şey en başta terör ve terörün destekçileri hızla dursun diliyorum.

Kalabalığın içinde hızla evine gitmeye çalışan.

Ya da arkadaşları ile eğlenmeye giden.

Hatta girdiği YGS sınavından sonra deşarj olmak isteyen gençler.

Otobüsle eve gidip evde ayaklarını uzatıp çayını yudumlamak isteyen ve dinlenmek isteyen insanlar.

Şimdi tüm bu insanların üzerinden yine yüreği kanayan bir ülke ve üzerine her zaman tuz basılan acılar var.

İsmini unuttuğumuz insanlar, hatırlamadığımız ne çok terör olayı yaşadı bu ülke.

Alıştık mı yokluklara?

Bütün bu darbeler ne hissettiriyor bizlere.

Bizler korkusuz savaşçı değil. Korku toplumunun kurbanları olduk.

En çok kendime düşmanım bu deforme olmuş insanlığın bir parçası olduğum için.

Kitleler arasındaki anlaşmazlık iletişimsizlik hep toplumsal Kaosla mı sonuçlanmalı?

Bu bilinmez bilmecenin cevabı kimde?

Teröre kurban giden ölülerde mi?

Yine anaların yüreği yandı. Babaların sessiz çığlıkları içine aktı.

Yine üzgünüz.

Yine kırgınız.

Yine eğer istediğiniz cevap bu ise korkuyoruz.

Daha 17 Şubat’ın şokunu atlatmadan bir yenisi daha.

Neden?

Ülkeye giren her mülteci izleniyor dedi yetkiler.

Ülkeye rahatlıkla girip her türlü terör saldırısını gerçekleştireni denetleyen birimler kimlerdir?

Her geçen gün ülkemde çoğalan ve tehdit oluşturan mülteciler hala neden buradalar?

Aramıza sessizce sokulan bu hainler kimdir?
ABD vatandaşlarını büyükelçilik üzerinden mesajla terör saldırısına karşı uyarırken biz neden yayın yasağı ile karşı karşıya geliyoruz.

Kalpten, kanserden ölümlerin yoğunlaştığı günümüzde en çok ölümü ülkem terörden yaşadı.

Korkusuz, kuşkusuz yaşamayı özledik.

En kara geceleri yaşıyoruz.

Yaşam ve ölüm arasında mücadele veriyoruz.

Acaba şansa mı yaşıyoruz?

İtimat ve güven kelimelerini yeniden duymak ve yaşamak istiyoruz.

Ne ilginçtir ki intihar bombacılarının amacı, ölmek değil de uğruna mücadele ettikleri ideolojilerinin ismini duyurmaktır. Ne kadar aciz bir durum; Onlarca öldürdüğün suçsuzun varlık sebebi vardı. Senin yok ama onların duyguları ve bir hayatları vardı.

Aslında ölümle bu kadar uğraşmak hainlerin yaşamla uğraşması demektir.

Hayatın pamuk ipliğine bağlı bir ülkede yaşıyoruz maalesef.

Atasözü der ki; “hiç ölmeyecekmiş gibi çalış. Yarın ölecekmiş gibi ibadet et.”

Oysa ülkemde her an ölecekmiş gibi yaşıyoruz.

Ölüm kol geziyor.

Ölmek ve öldürmek o kadar kolay ki.

Longston, “Aslında bir gün ölmek için her gün yaşıyoruz” diyor.

Allah’a emanet olmak sanırım bu kadar hain varken güvenirliliğini kaybediyor.

Yine de Allahaısmarladık.

Bir okulun bahçesinde bir çocuk yaralandığında öğretmene soruşturma açan bir ülkede, Bu kadar terör olayı karşısında sorumluların da artık bazı şeylerin hesabını vermesi gerekir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.