• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Trabzon 7 °C

BİR KEZ DAHA MİNNETLE ANDIK

Gürol Ustaömeroğlu

1992 yılında çalışmak için Suudi Arabistan’ın Cidde Kenti’ne gitmiştim. Ünlü İnşaat Şirketi Bin Ladin’i yöneten üst düzey bir grubun bu şirketten ayrılarak kurduğu ama yine Bin Ladin ile paslaşan bir şirkette çalışmıştım. Bu şirket ile anlaşmak üzere görüşmelerimizin sürdüğü sırada Ankara’da Oyak İnşaat’ın Merkez Ofisi’ndeki birkaç mimardan biriydim. Konumum son derece iyiydi. Mesleki ve sosyal olarak yaklaşık 25 yıl önceki Ankara’da fena bir yerlerde değildim. 25 yaşında kısa sürede çevre yapabilecek pozisyona gelmiştim. Ama ister kader, ister rahat mı battı, ister başka bir şey deyin kendimi bir anda Suudi Arabistan’da buluvermiştim.
Konuyu niye uzattım?
Devam ediyorum;
Çalışacağım şirketin birinci konusu dönemin Kral’ı Fahd’a bir saray yapmaktı. Şirketin merkez binasında Suudi, Lübnan, Mısır, Suriye, Pakistan, Hindistan, Filistin, Filipinler Vatandaşı çalışanlar vardı. Türk olarak ise benden başka bir makine mühendisi ile şoförümüz bulunuyordu. Arabistan’a perşembe gecesi inmiştim. Kalacağımız müstakil konutta tek Türk bendim. Diğerleri Mısır ve Suriye vatandaşları idi. Kısa bir tanışma faslından sonra hemen yatmıştım. Ertesi gün cuma idi ve cuma günleri Arabistan’da resmi tatildi.
Öğleye doğru bir sarsıntı ile uyandığımı hatırlıyorum. Evdeki Mısırlılardan biri üzerinde ihram, kafasında takke olduğu halde odama girmiş ve beni sarsarak uyandırmaya çalışıyordu. Şaşkınlıkla yatakta doğrulurken Mısırlı eliyle namaz işareti yapıyor ve “haydi” diyordu. Kısacası beni çok kibar bir şekilde Cuma Namazı’na davet ediyordu.
Suudi Arabistan’daki ilk günüme bu şekilde merhaba demiştim.
Devam ediyorum;
Cuma gününün akşamı detaylı sohbetler başlamıştı ki Mısırlı’dan ilk bomba yorum gelivermişti; “Atatürk is a bad man.”
Bak şu densize. Sabah ki tuhaf günaydından sonra akşam edilen bu lafla iyice gerilmiştim. Artık konuşmanın zamanı gelmişti. Atatürk’ün kötü adam olduğunu yüzüme söyleyen bu Mısırlı’ya gerekçesini sorduğumda aldığım cevap tahmin ettiğim o ezber cümle idi ; “Atatürk sizi İslam’dan uzaklaştırdı”. Bütün soğukkanlılığımla, İngilizcemin yettiği kadarı ile Atatürk’ü, ülkemizi ve ülkemizdeki islamı anlatmaya çalıştım. Elbette ikna olmamıştı. Laf arasında Hüsnü Mübarek’i sorduğumda ise ilginç bir yorum yapmıştı; “Hüsnü Mübarek Amerika Uşağı’dır. Ben de bu yorumdan sonra son vuruşu yapmıştım;
“İşte sizin bir Atatürk’ünüz olmadığı için Amerika Uşağı devlet başkanınız oluyor.”
***
Sevgili okurlar dün 10 Kasım’dı. Yüce Atatürk’ü sevgi, saygı ve minnetle bir kez daha andık. Rahmetinin bol olması için dua ettik. Ülkeme ve Atatürk’e 25 yıl evvel laf sokmaya çalışan O Mısırlı’nın Ülkesi de dahil olmak üzere Ortadoğu’ya baktıkça bizlere modern ve istikrarlı bir ülke bıraktığı için bir kez daha ama bir kez daha bir Atatürk’ümüz olduğu için Allah’a çokça şükrettik.


BAŞKANLIK SİSTEMİ

Bu mesele hakkında çok net değilim. İlk kez ciddi olarak Turgut ÖZAL zamanında dillendirilip, Süleyman DEMİREL ile devam eden tartışmalar epey bir ara verdikten sonra Recep Tayyip ERDOĞAN ile iyice masaya yatırılmış bulunuyor. Ülkemizde her konuda olduğu gibi başkanlık sistemi tartışmalarında da bir usül hatası yapılmaktadır. Mesele ülkeye yararlı mı ya da değil mi den çıkıp karşılıklı bir inatlaşmaya döndürülüyor. Aslında Cumhurbaşkanı ERDOĞAN  “Konu tartışılsın” gibi demokratik bir tutum sergiliyor ama bu istek karşılıklı önyargılar arasında kaybolup gidiyor, yerini inatlaşmaya bırakıyor.
7 Haziran seçimleri öncesinde yoğun bir şekilde tartışılan başkanlığın halk nezdinde “ bu birinci problemimiz değil ” olarak görüldüğünü düşünenlerdenim. Halk bu konudan ziyade ülkenin çevresini saran ateş çemberi ile ülke içindeki sorunlara yoğunlaşmıştı. Zira bu verdiği oya da yansımış, hem AK Parti’ye hem de muhalefete bir ikazda bulunmuştu. Bu ikazı iyi okuyan AK Parti 1 Kasım seçimlerinde başkanlığa yoğunlaşmadı ve diğer temel meselelere değindi. Fikir çatışmasından mümkün olduğunca kaçtı. Bu da geçen hafta değindiğim gibi net bir başarıyı beraberinde getirdi.
Bugün AK Parti bu net başarı ve oy oranı ile başkanlık tartışmasını tekrar açmış durumdadır. Halkın tek parti iktidarı ve istikrar isteğinin başkanlık tartışmalarında vücut bulması gelecek günlerde ne gösterir, halk bunu nasıl karşılar şimdiden kestirmek zordur. Sadece konunun demokratik bir ortamda sindire sindire en ince ayrıntısına kadar tartışılmasının ülkemizin sağlıklı geleceği için şart olduğunu söyleyebiliriz.

TRT RADYO 3

Sevgili okurlar,
Trabzon’da 92.0 frekanstan hizmet veren TRT Radyo 3’ün uzun bir süredir yayından kaldırıldığını, Radyo 3’ün sadece internetten yayın yaptığını bir çok yerde olduğu gibi burada da yazmıştım. Bugüne kadar bunun nedeni konusunda hiçbir yetkili bir izahat yapmadı. Tek isteğimiz bir gelenek olan TRT Radyo 3’ün tekrar 92.0 frekanstan yayına konulmasıdır.
Bu konuda her gün destek mesajları ve telefonları almaktayım. Meseleyi bir vekilimize de arz ettim. Detayları öğrenip konunun takipçisi olacağı konusunda bana güvence verdi. Ulaşabileceğim diğer vekillerimize de her fırsatta konuyu anlatmak istiyorum. İnşallah ümit ve umut ederim ki bu yayınları radyoda gerçek evinde tekrar göreceğimiz günler uzak olmasın.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Kemeraltı’nda çöpe gidecek para!
  • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
  • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.