• BIST 98.034
  • Altın 240,130
  • Dolar 6,2230
  • Euro 7,3227
  • Trabzon 24 °C

BİR ÖRNEK VE GİDİŞAT

Ö. Faruk Altuntaş

              Yeşil Sol Parti (Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi) eş sözcüleri Eylem Tuncaelli ve Naci Sönmez, 9 Şubat Cuma sabahı erken saatlerde evleri basılarak kar maskeli ve uzun namlulu silahlı kolluk görevlilerince gözaltına alınarak İstanbul’dan Ankara’ya nakledildiler. Aynı saatlerde Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi, Devrim Partisi, Ezilenlerin Sosyalist Partisi ve Sosyalist Dayanışma Platformu başkan ve eş sözcülerinin de gözaltına alındıkları öğrenildi.
    Bu parti ve platformlar, yasalar çerçevesinde faaliyetlerini sürdüren  kuruluşlar. Gözaltına alınan yönetici ve eşsözcüler, sabit iş ve ikametgahları olan, herkesçe ve kolluk görevlilerince tanınan ve bilinen isimler. Savcılığa davet edildiklerinde gidip ifade verebilecek durumda olan kişiler.
    Öğrenilebildiği kadarı ile Afrin savaşı konusunda ve Türk Tabipler Birliği’nin (TTB) savaş konusunda yaptığı basın açıklamasına ilişkin olarak gözaltına alındıkları biliniyor. HDP kongresi öncesinde gözaltına alınmaları ise hafta sonu yapılan HDP kongresine yönelik bir baskılama ve gözdağı olarak değerlendiriliyor.
    Rivayet değişse de vakıa değişmiyor. Yeşil Sol Parti ve diğer parti ve platformların en üst düzey yöneticileri, savaşa karşı barışı savunan basın açıklaması yaptıkları için apar topar gözaltına alınıyorlar.
                                                              ***
    Gözaltı uygulamalarının ne denli iktidarın baskı aracına dönüştüğünü göstermesi bakımından, kendisi de partili olan Av. Arif Ali Cangı’nın, Yeşil Sol Parti avukatı olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği dilekçenin özeti örnek olarak aşağıya çıkartılmıştır.
    “Müvekkil Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin eş sözcüleri……kolluk görevlileri tarafından yerlere yatırılarak gözaltına alınmışlardır…… Dosyada kısıtlama kararı olduğundan neyle suçlandıkları tam olarak bilinmese de legal bir partinin eş sözcülerinin ‘terör’ soruşturmasına dahil edildikleri görülmektedir.”
    “Müvekkil Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi;
    Tüzük madde 2:Sürdürülebilir bir yaşam ve gelecek için, ekolojik, özgürlükçü, eşitlikçi ve dayanışmacı bir toplumun kurulması yolunda, çoğulcu ve katılımcı bir mücadele anlayışıyla politik sorumluluk üstlenen; insan haklarını hiçbir ayrımcılığa yer vermeyecek şekilde savunan, doğanın ve tüm canlıların haklarını gözeten, militarizme karşı mücadele eden, emekten ve toplumsal adaletten yana, ekolojist, barışçı ve demokratik bir siyasi partidir.
    Tüzük madde 3/c: İnsanların, hayatlarıyla ilgili kararlara her düzeyde katılımını mümkün kılan, doğrudan demokrasi idealine sahip çıkan, yerel politikanın ve yerel düzeyde kararlara katılımın belirleyici olduğu katılımcı bir demokrasi kurmayı amaçlar.
    Tüzük madde 4/e: Şiddete karşıdır. Savaşa, militarizme ve devlet şiddetine karşı mücadele eder. Erkeklerin kadınlara, insanın diğer canlılara yönelik şiddetine ve toplumsal hayata sinmiş her türlü şiddete karşı mücadele eder. Şiddetsiz bir politik dili ve mücadeleyi savunur”
    “İfade ve sorgu aşamasına gelindiğinde eş sözcülerimize yönelik suçlamalara ilişkin savunmaları ayrıca yapılacaktır….
    Bilindiği gibi; kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, Anayasa’nın 19. Maddesinde ‘Herkes kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına Sahiptir’ şeklinde düzenlenmiş, ‘şekil ve şartları kanunda gösterilen’ ifadesi ile de anılan maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında bu hakka yönelik müdahale nedenlerine yer verilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. maddesinde de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı benzer şekilde ayrıntılı bir biçimde ele alınmıştır.”
    “Sayın Savcılığınız tarafından davet edilmeleri suretiyle atılı suçlamalara ilişkin ifadelerine başvurulabilecek iken, sabahın erken saatlerinde baskın şeklinde evlerinden gözaltına alınmaları eş sözsülerimizin kişi özgürlüğü ve hukuk güvenliği hakkını ortadan kaldırana bir eylem olmuştur. Hukuka aykırı gözaltına alma işleminin uzaması hak ihlalini de uzatmaktadır.”
    “….. Kolluk evrakı ele alındığında, eş sözcülerimizin suç işlediklerine dair kuvvetli şüphe halinin olmadığı anlaşılacaktır, ayrıca saklanmaları, kaçmaları, delilleri yok etmeleri, gizlemeleri, değiştirmeleri, tanık mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapacakları konusunda hiçbir somut olgunun da olmadığı görülecektir….”
    Bu vakıanın gösterdiği, gözaltına almadaki ölçüsüzlük ve keyfilik, Savcılığa başvuruda yapılan hukuksal açıklamalar, demokratik hukuk devletinden bir hayli uzaklaşıldığı ve faşizmin yoğunluğunu bir hayli arttırdığıdır.

                                                          

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.