• BIST 102.410
  • Altın 186,954
  • Dolar 4,4877
  • Euro 5,2816
  • Trabzon 19 °C

BİR OYUNUN ANATOMİSİ

Metin Kondel

Yazıya, ileriki satırlarda omzumuza konacak bir bahar tüyü uçurarak başlayalım.

Zannedersem 1970’lerde bir Rizespor-Trabzonspor maçında Rizesporlu taraftarların attığı bir taşla Trabzonspor kalecisi Şenol Güneş’in başı yarılmıştı.

Şenol Güneş’in futboldaki ilk yalanı İnönü stadında 1980’lerde oynanan Beşiktaş-Trabzonspor maçında sert bir müdahale ile yerde kalması ve Trabzonspor’un üçüncü golü yemesine neden olan profesyonel aldatma idi!.

1996’da Trabzonspor’un Fenerbahçe’ye 2-1 kaybettiği maçta teknik direktördü. Amacı sadece Türkiye şampiyonu olmak değildi. Brezilya milli takımının dünya şampiyonu Carlos Alberto Parreria’yı da mağlup etmekti. Bu kumar ona pahalıya mal oldu. 

Bu olaydan sonra Şenol Güneş’in futbol felsefesi; ‘’Futbol ayak oyunu değildir, ayakla oynanır.’’ idi.

***

Şenol Güneş’in teknik direktörlüğünü yaptığı Beşiktaş şampiyonlar liginde İstanbul’da oynanan Leipzig maçının ikinci yarısında stadyumu aydınlatan ışıkların bir kısmı söndü. Bu, genç ve dinamik Alman ekibine karşı yaşlı Beşiktaş’ın aldığı futbol dışı ama UEFA faturalı bir mola idi.

Beşiktaş’ın Trabzonspor deplasmanına gelirken ki Şenol Güneş’in bildiğimiz o eski ahlakçı kişiliğinden eser yoktu. Trabzon havaalanı dışındaki birkaç taraftarın tezahüratlarıyla Trabzon şehrinin gündemine makas kırdırdı ve adı konmuş bir stadyumdan 3 koca puanı alıp ait olduğu yere, Boğaz’a, geri döndü.

Şimdi vakıanın Fenerbahçe tarafına bakacak olursak…

Fenerbahçe’nin başında yirmi yıllık bir başkan Aziz Yıldırım var. Ve Aziz Yıldırım onca tartışmalı icraatına rağmen Fenerbahçe kongrelerinde bir türlü devrilemiyor. Adam Portekiz’in Salazar’ı gibi yerli yerinde duruyor. Aziz Yıldırım’ın en büyük rakibi Ali Koç; iş dünyasından. İş dünyasında büyük bir figür olmak demek iktidarlarla daha yakın olmak demek. Bu Fenerbahçe için zaafa dönüşebilecek bir fay hattı.

Beşiktaş açısından bakıldığında ise işler tıkırında.

Zira TFF başkanı Yıldırım Demirören Beşiktaş’ın eski başkanı. Demirören grubu AKP iktidarının en büyük destekçisi durumunda. Doğan medya grubunun yeni varisi. Bu vakıada en kritik nokta Demirören grubu ile AKP iktidarı arasındaki pragmatik ilişki. Yani Beşiktaş giderek Türk futbolunda iktidarı oynuyor. Bunu Beşiktaş’ın son iki şampiyonluğundan ve Türkiye kupası yarı finalinde yaşanan garip olaylardan anlamak mümkündür.

***

Bütün bu olaylarda şaşırtıcı olan şey ise Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım’ın sesinin çıkmıyor oluşudur. Belli ki Aziz Yıldırım, şike sürecinden sonra yaşadığı mahpus hayatıyla gözü iyice yıldı. Ama bir yandan da koltuğunu bırakmak istemiyor.

Bana göre Fenerbahçe-Beşiktaş maçında yaşanan garipliklerden bazıları şunlardı.

Meselâ Beşiktaşlı Medel’in bir ikili mücadelede dokunduğunda düşüp dağılan porselen türü düşüşü.

Tolga Zengin, oynamadan parasını alıyor. Profesyonel bir misyon peşinde. Sahada on kişi kalmış, 2-2’de elenecek takımını oyun dışı bir oyunla kurtarmaya çalışıyor.

Görüntülerde Şenol Güneş’in şuurunu anlık olarak bozacak büyüklükte bir cisim yok. Artı, bir insanın kafasına doğru bir cisim geldiğinde refleks olarak küt diye düşmez. Korunmak için ellerini başına siper eder ve siner.

Ama Kadıköy’de bir bahar günü Şenol Güneş’in başı yarıldı.

Şenol Güneş Trabzonspor’un eski bir kalecisi. Yani bir cismin nasıl yere düştüğünü, bir insanın yere nasıl düşebileceğini en iyi bilen kişi. Bana hiç inandırıcı gelmedi. Hele ikinci düşüşü. Tam ustaca! Uzaylılara karşı Beşiktaş’a penaltı almaya çalışıyor gibiydi.

Fenerbahçe’nin tribünlerden sahaya attığı cisimler Fenerbahçe’nin suçu değildir. Bu hakkı öteden beri Fenerbahçe’ye bağışlamış TFF’nin suçudur. Bu suç zamanında önlenmediği için Fenerbahçeliler için doğal bir hakka dönüşmüştür. Suçlu olan Fenerbahçeliler değil bu ülkedeki eyyamcı hukuk sistemidir.

Kısacası bu vakıa AKP iktidarının 15 Temmuz’da Cemaate yaptığının bir benzeridir! Orada Cemaat sistemden men edilmişti!

Burada ise Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe’si Türk futbol sisteminden men ediliyor.

Hatta bu o kadar böyledir ki, 15 Temmuz’da CNN Türk’e bir telefonla bağlanan Bay Potansiyel Başkan’a soru soran gazetecilerden Abdülkadir Selvi,  Fenerbahçe-Beşiktaş maçından hemen sonra sanki ne olacağını daha önce biliyormuş gibi bir yorum daha yaptı. Türkiye’de bazı şeyler önceden kurgulanıyor, roller dağıtılıyor, her şey oynanmaya başlarken yorumlar patır patır dökülüyor. Gören de yorum yapanı deha zannediyor. Hayır, öyle değil. Onu farklı kılan şey oynanmakta olan senaryonun metninin ona da verilmiş olması.

Fenerbahçe Trabzonspor’la olan sportif rekabetinde her ne kadar futbol dışı enstrümanlara başvurmuş olsa da, bu bugün iktidarın gölgesindeki bir Beşiktaş’a karşı haklı olmadığı anlamına gelmez.

Son söz;

''Artık içeride ve dışarıda oyun kuran bir Türkiye var!'!' (Ahmet Davutoğlu)

Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.