• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Trabzon 17 °C

BİR ŞEYKEN HİÇBİR ŞEY OLMAK

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

İnsanlarla iletişim kurabilmek için en önemli organımız kullandığımız dildir.
Türkçe bugün laiklik ilkesi nasıl hor görülüyorsa aynı şekilde değersiz olarak kullanılan olmuştur.
Yeni bir dil yaratılıyor.
Yükselmek, yürümek, yazılmak, iş atmak, gocunmak ve daha niceleri bu yeni dilin anlamsız kelimeleri.
Özellikle ekran dili olan bu kelimeler her programda karşımızda.
Yükselmek sanırım ileri gitmek manasında; Yürümek ise flört etmek.
Gocunmak da kaçınmak, çekinmek anlamında kullanılıyor.
Bu dil bir acayip ve çok kaba.
Kızlar ha bire bu çirkin ifadelerle yarışma programlarında bir bayana yakışmayacak çirkinlikte konuşuyorlar.
Yo hayır pardon! Konuşmuyor bağırıyorlar.
Hatta hakaret ediyorlar.
İnsanların etrafı ile ilişkisi kendisine verdiği önemle bağlantılıdır.
Kendisini korumaktan uzak insan etrafını ve etrafındakileri de kırar döker ve koruyamaz.
Sil baştan, yeni baştan, yeniden Türkçemizi öğrenmeye ihtiyacımız var.
Özellikle de ekrana çıkıp günlerce izleyiciyle kontak halinde olan insanlara ehliyetler verilmeli.
Toplum zaten bozuk, üstüne bir de bu tarz “yükselen” insanlar oldu mu ayıkla pirincin taşını.
Ekranlarda layık olmak ve yeterlilik belgesi artık şart oldu.
Ekranlarda vücut ehliyeti ve davranış ehliyeti de lazım.
Torpile son verilmesi şart; Reyting için yapılan absürt görüntüler aslında kanalların başarısı değil, başarısızlığıdır.
Mahalle ağzı kıvamındaki programlar bir belirleyici olamaz.
Bu bizim ayıbımız olsa gerek.
Yeter artık!
İşin cılkını çıkardınız.
Her gün yazı yazabilmek için bizler çok okuyor ve araştırıyoruz.
Çünkü her şeyden haberimiz olması gerekir.
Biriktirip yazdığımız yazılar vardır.
Olurda sıkışırsak, hasta olursak, seyahate gitmek zorunda kalırsak diye biriktiririz yazdıklarımızı.
Okuduğumuz kitaplarda tasvirlerdir bizi pişiren ve yoğuran.
Fakat bunu gerçek hayatla kıyaslamaya kalktığımızda gerçek hayat başka bir dil kullanıyor. Kaba ve küstahça…
Albert Einstein:
“İnsanlar ırk, cinsiyet, millet, yaş, statü, din ve dil başta olmak üzere kategorilere ayrılırlar. Halbuki olay bu kadar komplike değildir. İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar. İyi insanlar ve kötü insanlar…”
Sonuna kadar katıldığım ve çok önemsediğim bir nottur bu birkaç cümle.
Benim kültürümde yükselmek, yürümek gibi kelimeler çok renksiz ve manasızdır.
Hatta sığ olmaktır.
“Bir ülkeyi ele geçirmek isteyenler önce dilini ele geçirir” der Konfüçyüs…
Sonrasında ise şöyle devam eder;
“Bir ulusun önce dilinin geliştiririm. Dil düzgün olmayınca söylenen, söylenmek istenen değildir.”
Milletin gelişmişlik seviyesi eğer dil ile ölçülüyor ise biz son dönemde sınıfta kaldık. Çünkü dilimiz başıboş bırakılmış.
Herkes istediği şekilde konuşuyor.
Var olan zengin bir dili neden bozmaya çalışırlar ki?
Dilimizi daha zenginleştirip yüceltmek varken onu saçma sapan insanların iki dudağı arasında yerden yere vuruyoruz.
Bin yıllık geçmişe bir anda balta vurmak bu kadar mı kolay?
Biz bir şeyken neden hiçbir şey olmaya çalışıyoruz?
İnanın işte ben bunu anlamıyorum…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.