• BIST 104.275
  • Altın 145,568
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1864
  • Trabzon 25 °C

Biraz tarih biraz nostalji biraz da nasihat!

Hasan Kurt

Trabzon Gazeteciler Cemiyeti, ‘Trabzon basın tarihini’ hazırlamakla gerçekten güzel bir iş yaptı. Katkısı olanları kutlarım. Bu tür belgesellerde, hazırlayan ekibin veya bilgisine başvurulan kişilerin az çok mutlaka etkisinde kalınır. Bazı isimlere olduğundan fazla bazılarına ise az yer verilir. Bizim gibi son 40 yılı yaşayanlar, yaşadıkları bazı olayların bugün az da olsa farklı yansıtılmasına dudak büker. Belgeseller de bile bu tür olaylar olduktan sonra, bir dönemin tarihini veya bir ünlü kişinin yaşamını yazanlar neler yapmaz ki!
***
Hafta arası AKP Trabzon teşkilatının çiçeği burnundaki yeni yöneticisi, eğitimci, sendikacı Hasan Dilekoğlu, ‘Abi tarihi konularla, Trabzon ile ilgili yazılarınız çok güzel. Ara vermeden yazın’ dedi.
Bu tarihi konularda kalem oynatmak öyle pek de kolay değil. Çünkü yazılarımızı okuyanların büyük çoğunluğu bizim gibi tarihi hemen hemen aynı kaynaklardan okumuşlar. Benim, çoklarından farkım tarihi olayları saptırmadan, biraz da mantık ekseninde yorumlamamdır.
Fatih Sultan Mehmet Han’ın Trabzon’u İmparatorluğa dahil etmesini kaç kez yazdım, hatırlamıyorum. Geçenlerde, tarihe meraklı bir turizm rehberi, Belediyenin davetlisi olarak Trabzon’da verdiği konferansta, Ayasofya’nın Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye çevrildiğini vs. söylemiş. Sultan Mehmet, Trabzon’u tam 40 gün kuşatma altında tutmuş! Gerçi kimi tarihçiler sürenin daha az olduğunu söylüyor. Sonuçta Fatih, Trabzon’u öyle kolay imparatorluğa dahil edememiş!
Sultan Mehmet, Trabzon’da kaldığı bir iki gün içerisinde hiçbir Kiliseyi camiye çevirmemiş! Zamanı yetmemiş olabilir! Trabzon’dan ayrıldıktan sonra Ortahisar’daki büyük Kilise cami olmuş. Ayasofya’da Trabzon’un Osmanlı toprağı olmasından tam 120 yıl sonra camiye çevrilmiş. Şimdi, Trabzon tarihi ile ilgili konuşan vatandaş çıkıyor, Ayasofya’yı Fatih camiye çevirdi şeklinde nutuk atıyor.  Ve çoğu insan da buna inanıyor. Tarihi konularda daha objektif yazmak ve görüş belirtmek için farklı kaynakları gözden geçirmek şarttır.
***
Trabzon’un merkez köylerinin bir çoğunda Cumhuriyetin ilk yıllarında kentin ekabir ailelerinin onlarca dönüm arazisi vardı. Bu arazilere kişiler nasıl sahip oldu bilmiyorum. Ama o dönemlerde yazılan çizilenlere göz attığımda ve gençlik yıllarında o dönemleri yaşayanların anlattıklarını duyduğumda, arazilerin bu ailelere nasıl gitti az çok ortaya çıkıyordu! Gerçi bu arazilerin önemli bir bölümü o günden bugüne bölünmesi bir yana bir iki kez de el değiştirdi. Araziler yerinde ama arazileri kullananlar değişti. Hani derler ya dünya malı dünya da kalır, diye. Mesela Arnavutoğlu Talat Efendi’nin  Kisarna’dan Yeniköy ve Argalya’ya uzanan arazisi Cumhuriyetin ilk yıllarında, belki iki bin dönümde, ama bugün o arazide onlarca farklı aile yaşıyor. Arazi, işyeri vs. hepsi zamanla el değiştiriyor.
***
Geçenlerde Prof.Dr. Toker Dereli’nin hatıralarını okurken, Argalya köyünde yaşadıklarına gözüm ilişti. Yazları dedesinin köyüne çıktıklarını, arazilerinde bir Rum evi olduğu, yarıcıları bulunduğundan bahsetti. Dedesinin Trabzon’da bir de manifatura mağazası olduğunu yazdı. Dereli, köydeki arazilerinde yarıcılık yapanların adlarını ve 1960’lı yıllarda da Almanya’ya gittiklerini belirtti. Dereli, Almanya’ya işçi olarak giden yarıcıların gurbet elde biriktirdikleri para ile arazilerinin bir kısmını satın aldıklarını geri kalanı da başkalarının aldıklarını kaydetti.  Önce bu arazi neresidir diye merak ettim. Kısa süre içerisinde arazinin neresi olduğunu tespit ettim.
***
Burada, Osmanlı’dan günümüze arazi satın alma, kullanma vs. konularında ahkam kesecek değilim. Ayrıca bu konuda yeterli bilgiye de sahip değilim. Ancak, şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, insan mala, mülke, paraya öyle ya da böyle sahip olabilir. Ama bu sahiplik, o malın deden toruna torundan toruna geçeceği anlamı taşımaz. Taşısaydı, mesela Trabzon bugün beş-on ailenin olurdu. Türkiye’de dünden bugüne olup bitenlere bakıyorum, irdeliyorum. Her dönem siyaseten veya başka yollardan onca zengin türemiş ama daha sonra bu zenginler uçup gitmiş. Para, mal, mülk önemli! Parasız hiçbir şey olmuyor! Bu doğru! Ama bir başka doğru daha var o da, ‘ah almak!’  Siz siz olun, kimsenin ahını almayın, almamaya çalışın, haksızlıklara direnin!
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.