• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Trabzon 8 °C

Birbirine benzemez beş parmak

Ali Rıza Keskinalemdar

Bir elimizde beş parmak, birbirine benzemez beş parmak…

Birine çok kızdığımızda, “şamar”ı yiyeceğini belirtmek üzere yaşına ve yakınlığına, sertliğine ve yumuşaklığına göre sonuçta tehdit içeren, “şimdi beş kardeş geliyor” ya da “beş benzemezi tanıyor musun”  söylemleriyle kullandığımız, beş parmak… 

Hiçbiri diğerine benzemeyen uzunluğa sahip beş parmak…

“Tamamdır” diye diğerlerini yumarak yukarı doğru uzattığımız baş parmak…

İşaret ve tehdit için salladığımız işaret parmağı…

Bizim kültürümüzde pek olmamakla birlikte batıdan bize küfür işareti olarak geçen ancak sıklıkla kullanılmaya başlayan, diğer parmaklar yumulmuşken yukarı doğru kaldırılarak gösterilen orta parmak…

Nişan ve evlilikte akla gelen yüzük parmağı…

Ve en masumu… En sondaki… En küçüğü… Serçe parmağı…

HANİ BANA HANİ BANA

İleride kendisiyle oynandığı pek anımsanır mı bilemem ama çocukluğunda mutlaka herkesin ucundan kenarından bulaştırıldığı bir parmak oyundur bu…

“Avucuma bir kuş konmuş… (Baş parmağı işaretle) Biri kesmiş… (İşaret parmağını işaretle) Biri kanadını yolmuş… (Orta parmağı işaretle) biri pişirmiş… (Yüzük parmağı işaretle) Biri yemiş… (Serçe parmağı ileri geri oynatarak) Biri de ‘hani bana, hani bana’ demiş”…

Bu ülkede serçe parmağı gibi olup, nimetten yana “hani bana, hani bana” diye payını soramayan ama bir gün yine de nimetten nasipleneceği umuduyla gidip gidip hep aynı duvara toslayan, çanağını ancak rüyasında dolu görenlerin sayısı bayağı yüksektir sanırım.

“ORTA PARMAK HEYKELİ”

Çek heykeltıraş David Cerny’nin geçen yılın ekim ayı ortalarında Başkent Prag’da Vitava Nehri üzerinde yüzen bir platformda son eseri  “Orta Parmak Heykeli”ni, Cumhurbaşkanlığı konutunun olduğu Prag Kalesi önünde, “mevcut siyasi duruma ve gerçekleştirilecek erken seçimlere tepki” amacıyla yüzdürürken, “başına hiçbir şeyin gelmemesi”, bizim okurun da bu olaydan haberdar olmamasını getirdi hiç kuşkusuz. Hiçbir Çek “büyüğü” kalkıp bu “müstehcen heykel”e tek bir laf etmedi.

Benzer bir heykelin mesela Beşiktaş İskelesi önünden bir tekneye konulup Dolmabahçe Sarayı’na doğru yüzdürüldüğünü düşünebiliyor musunuz?

“Daha masum”larının Ordu’da, Gaziantep’te, Ankara’da “edep yahu” hatta Kars’taki Mehmet Aksoy’un “İnsanlık Anıtı”nın bile Başbakan Erdoğan’ın “ucube, çirkin; kaldırın bunu” denilmesi sonucu tahrip edilmesini, yıkılmasını ve kaldırılmasını yaşamış, bazı “sanatsever” partililer, belediye başkanları ve milletvekilleri tarafından “içine tükürülmüş” bir ülkede “Orta Parmak Heykeli”ne benzer bir heykelin derdest edilme süresini, varın siz hesaplayın artık.

BİR ELİ YAĞDA BİR ELİ BALDA

Benim için, AKP’nin Trabzon mitinginde “ne kadar kalabalığın toplanacağı”, “toplanan kalabalığın nereden taşınıp özenle getirileceği” ya da miting olacak diye “güvenlik önlemlerinin ne kadar abartılacağı” ile ilgili sorulara yanıt aramak önemli değildi. “Şunu biz yaptık, onu biz yaptık, bizden başkası yapamazdı” laflarını dinlemek de…

Boynunda mitingin başından beri Trabzonspor kaşkoluyla konuşan Başbakan Erdoğan, sadece bir kez Trabzonspor’dan bahsetti ve “iki yıl sonra Trabzonspor’un maçlarını 41,513 kişilik Akyazı’daki yeni stadında oynayacağını” söyledi.

Başbakan Erdoğan’ın konuşmasından, “Trabzon’un hiçbir sorununun bulunmadığını, bir elinin yağda bir elinin balda” olduğunu anladığımızdan, bize de –bunu dert eden kaç Trabzonlu kaldı- madem öyle, şu sizdeki 2010-2011 sezonu Süper Lig Şampiyonluk kupasını hak sahibi olan Trabzonspor’a bir zahmet verdirtseniz de, Trabzonlunun, Trabzonsporlunun keyfini ekmekli kadayıfa çevirseniz demekten başka muhalefet edecek söz düşmediğini eklemek gerekiyor…

 

ABLALAR, ABİLER VE DAR’UL-HARP

AKP’nin, miting alanını haremlik ve selamlık olarak ikiye ayırdığı, ablaları deniz tarafında, abileri de Boztepe tarafında konuşlandırdığı görüldü. Bunlar olsa olsa “yeni ablalar ve abiler”di!

“Cemaatçi”  eski ablaları ve abileri önce bir güzel yuhalatıp, arkasından “bunlar kapınıza kadar geldiler mi,  siz ne yaptınız, kovdunuz mu” diye alana seslendiğinde, alandaki yeni ablaların ve abilerin, eskilerini kapılarından kovaladığını anladık. Artık ne kadar kovaladılar ne kadar kovalamadılar bilemedik ama olana bitene baktığımızda siyasetin geldiği noktaya da çok şaşırmadık elbette.

Zira onların 12 yıllık iktidarları boyunca “astıkları astık, kestikleri kestik; yedikleri yanında, yemedikleri arkalarında” idi ama “dar’ul-harp” dönemleri ve mağduriyetleri hiç bitmemişti!

PARMAK YERİNE SIKILMIŞ YUMRUK

Seçimin sonucu ne olursa olsun, “beş kardeşin” muhaliflerin suratlarında patlaması kaçınılmaz görünüyor; kazanılırsa, “zafer şarhoşluğundan”, kaybedilirse “kinden, öfkeden, intikam duygusundan”… Yani, bu anlayışın “dar’ul-harp” ve “mağduriyetler” dönemi zor kapanır!

Bütün çıkışlar kapatıldığından, geriye 30 Mart’ta sandığa atacağınız oy ile geleceğinizi yönlendirebileceğiniz gerçeği kalmışken; hukukun üstünlüğünün ve demokrasinin tesis edilmesi yönünde, çürümüş siyasi ahlakın temizlenebilmesi adına, bu kez bütün parmaklarınız yumulmuş olarak sıktığınız yumruğunuzu havaya kaldırmanız için elimizdeki fırsatı kaçırmayacağınızı düşünüyorum.    

Bu nedenle, “motorları ışıklı maviliklere sürebilmek” için bir  başlangıç “ıslığı da siz çalın”!

Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Evetçi 100 MHP’li bulamazlar!
  • Birinci yalnız kaldı!
  • İnternet sitesinin anketi!!
  • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
  • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
  • Evde yatıp para kazanacaklar!
  • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
  • MHP’de iki çift bir tek!
  • TFF Trabzonspor’u haraca bağladı!
  • Fevzi Hoca’nın misafirleri!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.