• BIST 89.843
  • Altın 145,566
  • Dolar 3,5962
  • Euro 3,9115
  • Trabzon 9 °C

BİRİNCİ GRUP MU İKİNCİ GRUP MU?

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Türkiye bölünüyor mu? Türkiye çözüm dediğimiz düğümleri çözmekten uzaklaşıyor mu, yoksa daha mı çok düğümleniyor?

Çok kültürlü bir ebru gibiydik. Tıpkı suyla, renklerin dansı misali, siyahı, beyazı, Çerkez, Laz, Alevi, Sunisi ile bir bütündük. Birlikte yaşama kültürünün en güzel örneğini veren biz Türklere bugün neler oluyor?

Türkiye’den geçinen bir milletin kendi menfaatleri doğrultusunda ne gibi önemli çıkarları var ki, bugün bölünmeden bahsediyoruz.

Sermayenin emekçiyi, erkeğin kadını, Suninin Alevi’yi, Eğitimin çocuğu, TOMA’nın insanı devletin izniyle ezdiği bir sistemde yaşıyoruz. Peki, nerede kaldı ülkenin bölünmez bütünlüğü?

Toplumsal gelişme sürecinde tarihin süzgecinden geçerken var olan manevi değerlerimize ne oldu?

İnsanları düşüncesi, tavrı yüzünden ötekileştirmek ne demektir? Bugünlerde ne çok duyuyor ve görüyoruz bu tavrı.

Marx Kültürü “ doğanın yarattıklarına karşılık, insanoğlunun yarattığı her şey” olarak tanımlıyor. Bakınız son gelişmelere. Farklı, değişik, başka, alışılmışın dışında, çıkarım kokan bir kültür oluştu; beraberinde mahalle baskısını da sürükleyerek...

İnsanın insana kattığı değerler bütünü de kültürdür. Ama bunu artık yaşayamıyoruz. Çünkü kutuplara ayrıldık. Birimizin söylediği söze diğeri itibar etmez oldu.  Oysa ki farklılıklar da kültürün gelişmesi, farklı çiçekler açması için önemli bir etkiydi. Ama artık değişik olan her şey ve herkes ötekileştiriliyor.

Kültürün tanımı artık çevrenin etkisi ve siyasi etkilerle farklılaştı ve değişim yaşıyor. Ama olumsuz bir değişim.

İnsanlar arasında ki ilişkiyi, değerleri, kuralları ise, her şeye meraklı, çokbilmiş ve sözde ilgili idareciler belirliyor.

Bir yanda laik ve demokratik kültüre göre yetişen ve yaşayan, diğer yanda Arap kültürüne göre yetiştirilen ve yaşayan bir kesim. Birbirine zıt ve birbirini anlayamayan iki kesim. Bu bölünme maalesef çok da hayırlar getirmeyecek, bu örnek için çok uzaklara da bakmaya gerek yok İran’a bakmak, görebilmek ve yorumlayabilmek için yeterlidir.

Değişim bize yaramadı bizim toplumumuza mutsuzluk getirdi. Sosyolojik sonuçları maalesef negatif olan bir kültürle iç içeyiz. O kadar ki Le Monde muhabiri Guillaume Perrier’in Türkiye’de “Kültürel Bölünme” Analizi içler acısıdır. 2012 yılında okuduğumda çok etkilenmiş ve üzülmüştüm. Bugün ise ne kadar doğru ve yerinde bir tespit yaptığını görebiliyorum. İşte size birkaç satır. Bazen hatırlamak, olayları daha net görmemizi ve algılamamızı sağlar.

“Türkiye’de son ve büyük bir hesaplaşmaya doğru gidiliyor. Bu ülke korkulduğu gibi, dine ya da ırka dayalı bir bölünme yaşamadı. Daha korkunç ve daha temel bir bölünmeye doğru gidiyor. Cumhuriyet boyunca süren “kültürel bölünme”.

Bu artık iyice keskinleşti.

Şimdi bir yanda ayakkabılarını sokak kapısı önünde çıkaran, kadınları başı örtülü, erkekleri sokağa pijamayla çıkabilen, erkek çocukları kahveye giden, kız çocukları tam bir baskı altında yaşayan, türkü ile arabesk arası müzikten hoşlanan, futbol izleyen, belki de hiç kitap okumamış, hiç dans etmemiş, hiç karı-koca birlikte yemeğe dışarı çıkmamış, hiç tiyatro seyretmemiş, hiç eğitim almamış, dini inançları kuvvetli çok ciddi ve kalabalık bir kitle var.

Diğer yanda ise kız lisesi, kolej yelpazesinde eğitim görmüş; En azından bir düğünde ya da kolej partisinde dans etmiş, sinemaya giden, çok fazla olmasa da kitap okuyan, müzik zevki pop şarkılarla, klasik müzik arasında dolaşan, evi nispeten daha zevkli döşenmiş, kadınları modern görünümlü,  gazetelere bakan, magazin haberlerini takip eden, kendini birinci gruba göre daha kültürlü hisseden, entelektüel düzeyi çok yüksek olmasa da Batı standartlarına yakın bir grup var. Ama bu iki grubun yaşam tarzı birbirinden kopuk” diyor Perrier.

Ve en önemli noktayı şöyle açıklıyor:

“Daha batılı olan ikinci grup, batının siyasi değerlerini kabul ederse, bir daha asla iktidarı ele geçiremeyeceğini bildiği için git gide batıya ve batının demokratik değerlerine düşman oluyor. Üstelik parasız. Yaşam tarzı olarak batıya düşman olan birinci grup ise, iktidarı ancak batının kriterlerini kabul ederek ele geçirebileceğini bildiği için batıyla ilişkileri geliştirip, batının dediklerini yapmaya göz yumuyor ve parası var” şeklinde devam ediyor.

İktidar ve güç demek ki imanla paralel yürümüyormuş. Bunun için kapitalizmle ortak ve el ele yürümek gerekiyormuş. Alternatif yok mu var tabii ki. Ama biz ikiye ayrılmış bir toplum olarak birlikte yürümeyi zaten ret etmişiz. Geleceği inşa etmek konusunda farklı fikirlerin ve kültürlerin çatıştığı bir sistemde ben Polyanna olamıyorum üzgünüm. Çünkü bugün ki sistemde olaylara farklı pencereden bakıp “Mutluluk Oyunu “oynamak benim için ancak bir ironi olur.

 

 

 

 

 

  

.  

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Trabzon futbolu bitmiş!
  • Koray Aydın’ın ekibi!
  • Evetçi 100 MHP’li bulamazlar!
  • Birinci yalnız kaldı!
  • İnternet sitesinin anketi!!
  • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
  • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
  • Evde yatıp para kazanacaklar!
  • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
  • MHP’de iki çift bir tek!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.