• BIST 100.021
  • Altın 280,390
  • Dolar 5,7250
  • Euro 6,2958
  • Trabzon 17 °C

BORDO MAVİLİ İSYANLAR

Ali Osman Aktaş
  Bordo mavili renklere sahip olan futbol takımlarının, ada ülkelerinden ya da sahile yakın şehirlerin kulüpleri olmalarının özel bir anlamı mı vardı?
Ya da denizle alakalı olan bütün bu şehirlerin takımları hep neden bordo mavili renkleri tercih etmişlerdi kendilerine?
  İspanyolların Barcelona’sından, İngilizlerin West Ham United’ına Fransızların Caen’inden İtalyanların Genova’sına Malta’nın Gzira United takımından Yeni Zelanda’nın Burnside United takımına kadar hepsinin de ortak özellikleri sadece formalarındaki bordo mavili renklere sahip olmaları değildi. Bütün bu adlarını saydığımız futbol takımlarının bir diğer ortak özellikleri de deniz kenarına sahip şehirler ya da sahil kentleri olmalarıydı.
  Ayrıca bütün bu futbol kulüplerinin hepsi de tarihi ve coğrafi nedenlerden ötürü ait oldukları topraklar üzerinde farklı birer sosyo kültürel birikimleri ile birlikte derin siyasi hesaplaşmalara da sahip olmuş şehirler olmalarıyla da bakiydi, tıpkı bordo mavili Trabzonspor gibi.
  Franco döneminin dikta rejiminde kraliyet ailesinin dolayısıyla muhafazakâr Katoliklerin yenilmez armadası olarak her şekilde devletçe desteklenen Real Madrid Futbol Kulübü’nün ambargo koyduğu tüm kupalara karşı özgürlükçü Katalanların Barcelona’sı bir isyan, bir direniş ve bir ezilmiş halkların başkaldırış destanı olarak ayrı bir değer ve itibar kazanıyordu İspanyol halkının gözünde. O yüzden de asla o bölge insanının dışından hiçbir futbolcuya uzun süre yer vermediler kulüplerinde.  
İnanıyorlardı ki varoluş amaçlarındaki temel mücadele, kralın dolayısıyla Franco rejiminin yaratmış olduğu şiddet ve baskı ortamına ancak futbol sahasında göstermiş oldukları azim ve mücadele ruhuyla oynadıkları futbolla başkaldırabiliyorlardı. O amaçla da kendi düşünce ve geleneklerindeki mücadele ruhuna uymayan hiçbir futbolcuya prim tanımadılar.
  Tıpkı lakabı “çekiçler” olan tersane işçilerinin Kuzey Londra takımı West Ham United gibi. İngiltere’nin belki de en fazla kupa kaldıran ya da başarılı olmuş bir kulübü değillerdi ama en köklü ve mücadele geleneği de en yüksek olan bir futbol takımıydı. 
   Alt yapısının bir futbolcu üretim fabrikası olma özelliğiyle de bilinen bordo mavili bu kulübün tanınırlığındaki en büyük neden ise yine kendileri gibi tersane işçilerinin oluşturmuş olduğu mavi beyazlı formaya sahip diğer bir Londra takımı olan Millwall ile yaşadıkları amansız bir futbol ve siyaset dolu savaşlarıydı.
  1920’li yılların İngiltere’sinde yaşanan ekonomik kriz sürecinde West Hamlı tersane işçilerinin başlatmış olduğu greve, Millwall taraftarları hem karşı geliyorlar hem de çeteler halinde gezerek sokakta gördükleri grev yanlışı bütün West Hamlılarla kavga ediyorlar onlara şiddet uyguluyorlardı. Üstelik düşük ücret karşılığında grev yapan işçilerin yerini de alarak tüm işçilerin grevini de kırıyorlardı. 
  O zamandan bu yana West Ham United ile Millwall taraftarları arasındaki şiddet dolu mücadele günümüze kadar devam etmiş hatta ölümlü taraftar kavgalarına dahi sahne olmuştur. Ezilen, sömürülen sendikalı işçilerin bir temsilcisi olarak görülen West Ham United takımının en büyük rakibi ise her zaman düzenden ve sistemden yana Millwall Futbol Takımı olmuştur.
  Trabzonspor’un bordo mavili öyküsü ise Karadeniz yöresinin iki numaralı besin kaynağı (ki birincisi mısır) olan hamsisinin gümüş mavisi sırtıyla bordo gözlerinden oluşmuş renklerine karışan formanın bir tecellisi olabilirdi başlangıcında. Ya da aynı renklere sahip Aston Villa’nın hediye etmiş olduğu formalarla sahaya çıkılmış olmasıyla alakalıydı belki de başlangıç öyküsü.
  Ya da Trabzonspor’un kardeş futbol takımı İrlanda’nın Drogheda United takımıyla da aynı renklere sahip olması sadece bir benzerlik öyküsü müydü o da tam olarak bilinemiyordu.
  Fakat asıl olarak bilinmesi gereken konu 1. Lige çıktığı andan itibaren var olan düzen içerisinde al gülüm ver gülüm yaparak futbolun bütün nimetlerini kendi içlerinde paylaşan İstanbul takımlarının elinden şampiyonlukları alarak futbolda üçüncü bir bordo mavili takımın Avrupa’dan Karadeniz’e oradan da tüm Anadolu’ya yayılan bir futbol isyanının ve ihtilalinin kahramanı olmalarıydı.
   Karadeniz’in bordo mavili uşakları Anadolu’da bir futbol isyanının ve başkaldırışın temsilcisi olarak karakterlerinde var olan o delişmen, cesur ve inatçı yapılarının mücadeleci kazanımlarını futbol sayfalarında bordo mavili bir haykırış olarak haklı bir gururun temsilcileri olurlarken aynı zamanda da ezilmeye çalışılan Anadolu kulüplerine ve hor görülen futbol takımlarına gerçek birer kahraman olarak yol gösterici olmaktaydılar.
  Futbol, Türkiye’de Trabzonspor’la değişti ve gerçek yerini, anlamını buldu. 
Tüm baronlara ve onların yaratmış oldukları futbol canavarlarının var olmalarına karşın.
Peki ya bugün?
İsyankâr, asi, her türlü haksızlığa karşı gelen, binlerce yıllık tarihi birikimiyle, gelenekleri ve krallıkların şehri olmasından dolayı her zaman kendilerinde doğuştan var olan o yüksek özgüvenleri ile adalet dolu bir futbolun Türkiye’de en büyük otoritesi olarak kabul edilen Trabzonspor hala o ilk günlerindeki gibi dik duruşunu sergileyebiliyor mu?
  Kurulu düzenin baronları ve onların oluşturmuş oldukları sistemi darmadağın eden Trabzonspor artık o geleneklerine uyuyor mu?
Son yıllarda bu özelliğini yitirdi gibi Trabzonspor. 
Çünkü Trabzonspor, düzenin ve sistemin bir temsilcisi değil, ezilenlerin ve sömürülenlerin birer kahramanı gibi her zaman dik ve gururla mücadelesini, haktan hukuktan ve adaletten yana sürdürmek zorunda. 
   Baskıcı, yozlaşmış Franco rejimine karşı en büyük mücadeleyi veren renktaşları Barcelona gibi ve de sömürüye ve adaletsizliğe karşı mücadele eden İngiliz tersane işçilerinin takımı olan West Ham United gibi.
  Trabzonspor’un son forma tanıtım reklamını sadece renktaşı olmakla değil, tıpkı kendi yöresel takımları Barcelona gibi ezilenlerin, sömürülenlerin hamisi olarak futbolun egemenlerine karşı dik duruş sergileyen  bir Trabzonspor’u karşılarında gördükleri için beğeni yapan Piquet gibi diğer bütün Barcelonalı futbolcular hala o sisteme karşı direnişin ve başkaldırışın ortak amacını  kalplerinde yaşatmakta olup kendilerine karşı her zaman o şekilde saygı duymaktadırlar.  
  Bordo mavili renkler, sadece birer sahil kasabası futbol takımlarının değil aynı zamanda bir isyanın bir direnişin herhangi bir düzenin yaratmış olduğu her türlü vicdan dışı sisteme karşı gelen bir başkaldırışın, destanın ve efsanelerin birer temel renkleri olmuş durumdadır. 
  O yüzden özel ve önemlidir, Bordo Mavili Trabzonspor.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.