• BIST 106.846
  • Altın 271,266
  • Dolar 5,7268
  • Euro 6,3392
  • Trabzon 13 °C

BU BİR DİN YAZISI DEĞİLDİR!

Gürol Ustaömeroğlu

 

 

 

50 yaşındayım. Kendimi bildim bileli evimizde dindarlığın gerektirdiği bütün ibadetler yapılır. Buna rağmen ailemizden bir kez olsun dini baskı görmedik. Ne ben ne de rahmetli kız kardeşim. Ama biz de ibadetlerimizi hep yaptık. Kız kardeşim son günlerinde hastalığının etkisi ile yerine getiremiyordu ama dualarını ve şükrünü eksik etmiyordu. Ben özel durumlarda kazaya kalsam da samimi dindarlığımı sürdürmeye çalışıyorum. Eşim de keza aynı benim gibi.

İlk Kuran dersimi ilkokulda iken Zeytinlik Camii’nde almıştım. Hatta o sırada Kıbrıs Barış Harekatı başlamıştı. Demek ki tarih Temmuz 1974 idi. Yani 42 yıl geçmiş. Bunu da bugün gibi hatırlıyorum; tamamen kendi isteğimle gidip kursa yazılmıştım. Ben isteyince elbette ailem de seve seve bana destek vermişti. O gün bugün Kuran Yolu’nda dini bilgileri almaya, sohbetlere katılmaya, soru cevap yapıp hakikate varmaya çalışıyorum.

Ama ne ailem ne bendeniz bugüne kadar inancımızı reklam etmedik. Olur olmadık yerde konuşmadık. Biraz daha ileri gideyim ana, baba, kardeş, eş, çocuk ..vs. ailece topyekün cumhuriyet çocukları olduğumuzu hiç unutmadık. Maneviyatımızı iç dünyamızda yaşadık. Yaşamaya devam ediyoruz.

Bu bilgileri niye verdim?

Bu bilgileri asla dini düşünce yapımızı vurgulamak veya ailemin dine bakışını göz önüne sermek için vermedim. Sakın ola ki yanlış anlamayın. Lütfen bir başka mana çıkarmayın sevgili okurlar.  Aksi durumda siz okurlarımıza gönül koyacak kadar hassas olduğum bir konudur bu.

 

Peki bu bilgileri neden vermek zorunda kaldım?

Sevgili okurlar bu 50 yıllık zaman diliminin kendimi bildim bileli olan kısmında aldığım dini öğretilerin hiçbir yerinde Kutlu Doğum Haftası tabirine rastlamadım. Bize öğretilen Kuran ile peygamberimizin hayata ve dine dair rehberliğiydi. İyi ve ahlaklı insan olmanın erdemi ancak ve ancak bu ikisini öğrenmekle başlıyordu. Kuran zaten başlı başına bir öğreti idi. Değinmediği konu yoktu. Peygamberimizin davranış ve söylemleri ise Kuran’ın uygulama alanıydı. Adeta aynaydı. Bunun dışında dinimiz bir başka görüşü bidat saymaktaydı.

 

***

 

Sevgili okurlar, sosyal medyada iki gün önce bu konuyu açtım ve Kutlu Doğum Haftası hakkında içinde biraz da eleştiri barındıran ama samimice bilgi almaya yönelik sorular sordum. Üç çeşit onlarca cevap aldım. Birinci çeşit cevaplar tamamen benim gibi düşünüp eleştiren ama sonucunu da merak eden cevaplardı. İkinci çeşit cevaplar bu tip kutlamaları ülke gündemine sokup alternatif yaratanları şiddetle eleştiren cevaplardı. Üçüncü ve son tip cevaplar ise bu kutlamaları savunan ve bunun sadece peygamberimizi anlatmaya, anlamaya ve tanımaya yönelik kutlama olduğu konusunda ısrarcı ve destekleyici cevaplardı. Ne yalan söyleyeyim bu üçüncü tip cevaplar beni tatmin etmedi sevgili okurlar. O aradığım tılsımlı cevabı göremedim. Dolayısı ile konu eleştirel bir bidat olarak kalıverdi.

Bu cevaplar verilirken özelden veya genelden birçok bilgilendirici görüntüler yayınladı arkadaşlar. Bunlardan bir tanesinde Edip Yüksel vardı. Yine o ilginç dokunuşları ile konuyu Putlu doğum haftası olarak tanımlıyor ve eleştiriyordu.

Bir başka görüntü ise Prof Dr. Mümtaz’er Türköne’ye aitti. Türköne bu görüntüde Kutlu Doğum’un ilk olarak 1989 yılında Diyanet Vakfı’nın yayın kurulunda Kurul Başkanı Süleyman Hayri Bolay tarafından ortaya atıldığını, konunun isim babasının ise yine aynı kurulda olan eski ve rahmetli siyasetçi Ayvaz Gökdemir olduğunu söylüyordu. Aynı amaçla kutlanan mevlid kandili kış aylarına denk gelince Kutlu Doğum Haftasının sabitlenmesi fikri ortaya atılmış ve nisan ayı seçilmiş. Başlarda bidat olarak görülüp itirazlar gelmişse de konu zaman içinde oturmuş. Bir başka yorumda ise Prof. Dr. İsrafil Balcı’nın konu üzerine olan bir yazısı yayınlanmış. Çeşitli ayetlerden örnekler veren Balcı meseleyi Hz. İsa’nın Doğum Yortusu’na kadar götürmüş ve bir özentiden bahsetmiş. Balcı’da konunun ilk çıkışının Süleyman Hayri Bolay olduğundan bahisle ilerleyen zamanlarda cemaatlerce sahiplenilip benimsenerek geliştirildiği iddiasında bulunmuş.

 

Peki Gürol seni rahatsız eden nedir?

Öncelikle peygamberimizin anılması niye rahatsızlık yaratsın ki?

Ama esas mesele bu ve buna benzer konuların bidat’a yol açacak kadar gösteriş haline getirilip bir din emri gibi hayata sunulmasıdır. Tıpkı yılbaşı gecelerinin Hz İsa’nın doğum günü olduğu yalanının tutmadığını gören dini bütün kesimlerin aynı geceyi bu sefer Mekke’nin Fethi adı altında adeta alternatif ve tamamen yılbaşını engellemeye ve yok saymaya yönelik ilan ettikleri gibi.

İşte benim korkum çok değil iki kuşağa varmadan en geç bir kuşak sonra bunlar gibi program ve ritüellerin dinimizin ana temasının ve varoluş gerekçesinin önüne geçerek Allah’ın Emri bir farz gibi kutlanmaya başlayacağıdır.

Ben ailemden ve çocuğumdan sorumluyum. Doğrusunu öğreniyor ve öğretiyorum. Bu bize yeter. Ama vatan, millet ve maneviyat sorumluluğu doğruları ve yanlışları irdelememe de mani değildir. Kimseyi kırmadığım, kimseye hakaret etmediğim sürece…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.