• BIST 83.675
  • Altın 249,759
  • Dolar 6,1048
  • Euro 6,8129
  • Trabzon 19 °C

BU GİDİŞ NEREYE?

Osman Necip SEVİNÇ

  Kendini bu Dünya’da yere göğe sığdıramayanlar, yarın bir karış toprağa sığdırıldığında ne yapacaklar dersiniz. Bu kibirli yaratıklara; “Mevla için neyse değerin, işte ancak o kadar edersin” demiş Mevlana hazretleri. Ve yine eklemiş. “Kendini çok beğenme kul katında, ne kendisi beğenmişler var toprak altında! “ asla şunu unutmamalıyız. Nefsini bilen kendini bilir. Kendini bilen haddini bilir. Haddini bilen Rabbini bilir.
İnsan büyüklenmemeli! Amel insanı sultan eder, ancak küçücük bir “ah” almak da bazen insanı yerle bir eder. Unutmamalıyız ki başımıza gelen kötü şeyler, oturup üzülmemiz için değil, güçlenip ayağa kalkabilmemiz içindir.
Ümitsiz olmamalıyız! Dünya nimet ve imtihan yeridir. Bize düşen sabır eylemektir. Bir kapıyı kapatan Allah, bir diğerini açar.
 Biz gönlümüzü ferah tutmalıyız.! Aslında sabır önceleri zehirdir. Huy edinirsek bal olur. Duamız şu olmalı. Allah’ım öyle bir mutluluk nasip et ki, ettiğimiz sabrın kıymeti bir ömür boyu hatırlansın. Ne zaman yaramızdan şikâyetçi olsak, daha deriniyle imtihan oluruz. O yüzden diyorum ki tevekkül iyidir.
Öfke rüzgâr gibidir, bir süre sonra diner, ama birçok dal kırılmıştır bile. Aslında sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz. Ne güzel bir duadır. Rabbim hiçbir gönlün kırılma sebebi eyleme beni. Ve devamla, Allah’ım güzel olan ne varsa kalbimizde başımızdan ömrümüzden eksik eyleme!
***

  Bugün bize en ağır gelen amel hangisi ise, yarın terazide en ağır basacak olan odur. Her ağlamanın sonu gülmektir. Akarsu neredeyse orası yeşerir. Gözyaşı varsa rahmet gelecektir. Allah’ım evlatlarımızı imanlı, dili Kur’an’lı salih amel işleyenlerden eyle.
Var günümüzde Allah deriz de, dar günümüzde Rabbimiz bize kulum demez mi? Allah’ım sana dua etmeyi unutturma bize. Biz en çok senden isteyebilmeyi seviyoruz. Sen nasip etsen de etmesen de biz senden isterken bile iyileşiyoruz. Sessiz ağlar ya insan kimse duymasın diye, Allah görür, Allah bilir.
   Bütün bu tavsiye ve dileklere rağmen dünyada fitne, fesat iftira, vahşet, sömürü ahlaksızlık , yolsuzluk, haydutluk,.. Almış başını gidiyor.P3eki hiç soruyor muyuz kendimize? Bu gidiş nereye? 
Karakteri; adalet, cesaret, merhamet ve ibadet ile bezenmiş insanlar dışında kalan münafık ve fesat insanlara yine soruyorum.
Bu gidiş nereye?

BELEDİYE SEÇİMLERİ

Dünya basını şöyle yazıyor.
Yunanistan:  Türkiye, savunma sanayisinde çok ilerledi.
İsrail: Akdeniz Türkiye’nin kontrolüne geçti.
Fransa: Afrika’da artık Türkiye’nin sözü geçiyor.
Almanya: Türkler 100 yıllık uykudan uyanıyor.
Türkiye basını: Patates, Soğan, Saman...
Tüm Türkiye yerel seçimlere kilitlenmiş. Herkes seçimi kazanmanın telaşında. Sapla saman karışmış. Dün milliyetçilik bayrağını herkesten yükseğe asmak için yarışan bir kitle; ülkücülerin ocağından kapıyı çarpıp çıkmış, davasını unutup hain PKK’nın babası bir partiden oy bekliyor. Diğer bir lider YPG bize mi saldıracak diye sorarken Kilis’e Reyhanlı’ya Hatay’a bombaların yağdığını unutuyor!
   Hiç kimsenin gündeminde 1 Nisan’da ekonomiyi nasıl düzelteceğiz yok. Muhalefet yerli malı haftasını kutluyor. İktidar, israf ile yola devam ediyor.
   Halkımız; bu tavanın balığı olduğunu aynı havayı soluduğumuzu, aynı vatan toprağını paylaştığımızı unutmuş, benim partim kazansın da ne olursa olsun kaygısında.
Bürokratlar israfın zirvesinde dansa ve saltanata devam ediyor. Belediye Başkan adayları projelerini sıralıyor, vaat üzerine vaat sunuyorlar. Hiç kimse onlara kaynağınız nerede sormuyor. Hepsi hükümet yatırımını bekliyor. Kaynak yaratıcı projesi olan yok. Basın amigoluk yapıyor. Geçmişte başlanılmış ve ya projesi hazırlanmış, hatta ihalesi yapılmış projeler konuşuluyor. Lansman, motto, destinasyon gibi halka yabancı kelimeler, Türkçe karşılıkları yokmuş gibi havada uçuşuyor. Sunum, takdim, slogan, özdeyiş, hedef çeşitlilik gibi artık bizim olan ve herkesin anlayacağı dil ile konuşmak daha doğru olmaz mı? Milliyetçi muhafazakâr ideolojiye de oturmadı.
Aday başkanlar kendi teşkilatlarındaki insanlar veya uzaktan çevresine aldığı kendi teknokratları dışında, bu şehrin havasını uzun yıllar kesintisiz soluyan “kent soylu” insanların da fikirlerini almalıdır. O zaman kendi iradesinden olmayan örneğin suyu % 50 ucuzlatacağım vaadinde bulunmazlar. Veya 2025 den evvel Trabzon’a ulaşması çok güç olan Erzincan-Trabzon hızlı treni için otogar+ Tren istasyonu olarak Değirmendere’yi işaret etmezler.
Ben Trabzon sevdam ile haftaya Trabzon merkez de sıcak ve az maliyetli dokunuşlarla daha rahat ve huzurlu yaşantıya katkı yapacak düşüncelerimi sunacağım. İşine gelen faydalanır. Zira Sn. adaylar doktor, biz ise hastabakıcıyız. Biz hastayı daha iyi tanırız. Ve halkın içindeyiz.
   Peki kime oy vereceğim. Belediye Başkan seçimin de; “onlar Türk askeridir kızım, korkma! Onlar kimsenin namusuna dokunmaz” diyen Afrin ‘li anneye, 15 Temmuz gecesi kurşunlar o göğsünü siper ederek son uykuya yatan ve özgür bir sabaha uyanmamızı sağlayan Ömer Halis Demir’e Fethi Sekin’e ve çalınmış geçmişimi geri alabileceğimi gösteren, geleceğimizi kaptırmamayı vaat edenlere ve çocuklarımın geleceğine oyumu vereceğim.
   Belediye meclis üyeliklerin de ise; birilerinin adamı, birilerini arkasına alan, Ankara’dan veya teşkilattan torpillilerin az olduğu ve donanımı eğitimi Trabzon’u uzun yıllardır soluyan isimleri barındıran listeye oyumu vereceğim. Şimdi birçok dostumun; bu koşullara göre boş mu atacaksın dediğini duyuyorum. Yok yok, vatandaşlık görevimiz var.
   Son olarak Türkiye’miz de” hiçbir başarının veya başarılı kişinin  cezasız kalmadığını” ve genellikle bu cezalandırmaların da eline hasbel kader yetki geçiren ve liderlerinin arkasına gizlenen istifa noksanı insanlardan geldiğini belirtelim.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.