• BIST 83.116
  • Altın 147,045
  • Dolar 3,7714
  • Euro 4,0470
  • Trabzon 7 °C

‘Bu kararları vicdanım kabul etmedi’

‘Bu kararları vicdanım kabul etmedi’

Bu ifadeler, Trabzon Barosu eski Başkanı, yılların ceza hukukçusu avukat Ali Sürmen’e ait.

Ali Sürmen, Erzurum 2 nolu Ağır Ceza Mahkemesi’de, Trabzonlu müteahhitlerin yargılandığı dava sonrasında böyle konuştu.

Ali Sürmen, 28 yıllık hukukçu.

İki tarafta, yani hem savcı, hakim hem de avukat olarak görev yapmış biri.

Ali Sürmen, davada verilen kararı eleştirmediğini, mahkeme heyetinin kararına saygı duyduğunu belirtiyor ve ekliyor, ‘bu kararları vicdanım kabul etmedi’.

Sürmen, eski içişleri Bakın Abdulkadir Aksu’nun yeğeninin ihalelerde adı geçtiğini, operasyonun Diyarbakırlı müteahhitlerin ihalelere sokulmamasından kaynaklandığını iddia etti.

Sürmen, o günlerde konuyla ilgili ‘Trabzonlu müteahhitler içeri alındı. Diyarbakırlı müteahhitler ihaleleri alacaklar’ demişti.

İhaleleri daha sonra Sürmen’in iddia ettiği gibi Diyarbakırlı bir şirket almıştı.

Ali Sürmen’in değerlendirmesi oldukça ilginç.

Erzurum 2. nolu Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan 40 civarında müteahhit’e toplam 357 yıl ceza verilmesi Trabzon’da gerçekten şok etkisi yarattı.

Mahkeme heyetinin kararını ve takdir hakkını eleştirmiyoruz. Saygı duyuyoruz.

Dava yaklaşık 1.5 yıl sürdü.

Mahkeme, önce örgüt ve organize suç oluşmadığına karar verdi.

Yargıtay, mahkemenin bu kararını geri gönderdi.

Dava tekrar görüşülmeye başlandı.

Mahkeme olaya adı karışan her müteahhit’in savunmasını aldı, devletin zarara uğrayıp uğramadığını soruşturdu, dosyayı inceledi.

Mahkeme, iki üç istisna dışında davada adı geçen her müteahhit’i cezalandırdı.

Önceki gün duruşma tutanağını inceledik.

Hemen her sanığın bir, iki hatta üç avukatı vardı.

Sanıklar ve avukatlar son sözlerini söylediler.

Mahkeme heyeti birkaç istisna dışında tüm sanıkları cezalandırdı ve Kararın gerekçesi ekli kararda açıklanacağı belirtildi ve yedi gün içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere bir hakimin kısmen karşı oyu ve oy çokluğu ile verilen karar okundu, usulen anlatıldı.

Yani karar 2’ye 1 alındı.

Karşı oy şöyle;

Sanıkların üzerlerine atılı ihaleye fesat karıştırma suçunun tüm unsurları ile oluştuğunu kabul etmekle birlikte, sanık A.N.B.’nın tüm ihalelerin oluşumuna katıldığı sabit ise de diğer sanıkların münferit olarak ihalelere katıldıkları, katıldıkları ihaleler ile ilgili olarak A.N.B. ile ihalelerin kimde kalacağı hususunu görüştükleri, sanıklar arasında gevşekte olsa bir hiyerarşik yapının ve eylemlerinde sürekliliğin bulunmadığı anlaşıldığından tüm sanıklar hakkında TCK’nun 220/1-2 maddelerinde tanımlanan örgüt kurma, yönetme yada örgüte üye olma suçlarının oluşmadığı kanaati ile sanıklar hakkında ayrı ayrı beraat kararı verilmesi gerektiği kanaati ile,

TCK’nun 225/3. maddesinde tanımlanan kamu kurum veya kuruluşu açısından bir zararın oluşup oluşmadığı hususu, ihaleye çıkan tüm kurum ve kuruluşlardan ayrı ayrı sorulmuş tamamı cevabı yazılarında kamu zararının oluşmadığını bildirmişlerdir. Söz konusu kuruluşların cevapları ile kamu zararının oluşmadığı anlaşılmaktadır, dosyada başkaca kamu zararı oluştuğu yönünde delilde elde edilememiştir. İhalelerin iptal edilmiş olması soyut olarak kamu zararının oluştuğunu da yasal olarak kabul etmek olanaklı değildir. Bu nedenle sanıklar hakkında TCK’nun 235/3 maddesinin uygulanmaması gerektiği kanaati ile……………..sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Önceki gün davada ceza alan ünlü bir müteahhit ile görüştük.

‘Adaletin kestiği parmak acımaz’ diye müteahhit, ‘önümüzde bir Yargıtay süreci var. Bekleyip göreceğiz’ diyor.

Bizde, müteahhitler gibi bekleyeceğiz, başka çaremiz yok!

 

STÖ’lar kapatılamaz mı?

 

Türkiye yasa ile kurulu onlarca sivil toplum örgütü var.

Yaptırım gücü olmayan, bu örgütlerin görevleri yasada belirtilmiş.

Mesela sendikalar. Grev gündeme gelince üyelerine soğan ekmek parası veriyorlar. Hepsi o kadar.

Toplu sözleşme vs. görüşmelerinde ne istediklerini alabiliyorlar, ne işçilerin haklarını koruyabiliyorlar, ne de yönetimde etkin olabiliyorlar.

Memur sendikaları da aynı!

Bu örgütler, olsa ne olur olmasa!

Sendikacılık özel sektörde bitmiş durumda.

Kamu’da sendikacılık var. Orada da al gülüm ver gülüm hesabı!

Sendikalar zaten siyasallaşmış!

Bir sendika A, diğeri B, bir diğeri C parti den. Bağımsız sendikacılık yapan yok denecek kadar az!

Belediyelerde yönetim değişiyor, kısa süre sonra işçiler belediyelere yakın bir sendikaya geçiyor. Önceki sendika yetkisiz duruma düşüyor.

Bugünlerde en büyük mücadele Çay-Kur’da yaşanıyor.

Türk-İş’e bağlı Tek Gıda iş sendikası ile Hak İş’i bağlı Öz Gıda iş arasındaki bu çekişmede iktidara yakın Öz Gıda iş, yönetiminde desteği ile üye sayısını arttırıyor.

Tek Gıda iş direniyor.

İşçilerin sendika değiştirmeleri, kendilerine avantaj sağlıyor mu?

Bugüne kadar sağladığını duymadın, okumadım.

Sendikaların bir işyerinde siyasal olarak yetki almaları, aslında işçilerin aleyhine bir durumdur.

Burada avantaj sağlayan yeni sendika ve siyasi iktidardır.

Diğer sivil toplum örgütlerinin de sendikalardan farkı yok.

Ticaret Odalarından, Borsalara, Esnaf Odalarına, Mühendis ve Mimar Odalarına kadar hepsi

havanda su dövüyor!

Ülke iktisadi olarak çöküş yaşıyor.

Hiçbirinden doğru dürüst ses çıkmıyor.

Burada bana göre yapılacak bir iş var. O da devletin bu örgütlerden desteğini çekmesi!

Gerçi, devlet bu örgütlerden desteğini çekse, binlerce STÖ başkan ve yöneticisi maddi ve manevi olarak mağdur olacak!

Maaşlar, harcırahlar, yandan ödemeler uçup gidecek.

O nedenle, bu örgütlerin bugünkü işleyişlerine iktidarlar kolay kolay müdahale edemezler.

Halbuki etmeli! STÖ’lar bağımsız olmalı, kendi yağıyla kavrulmalı.

Bu örgütlere üye işyerleri, resmi işlerini ya merkezi hükümetin yerel birimlerinden ya da belediyelerden yürütmeli.

Nasıl işyeri açmak için Belediye’ye müracaat ediyorsun. Diğer işlemler içinde adres belediyeler ve vergi dairesi olmalı.

İşadamı, tüccar, esnaf vs. dernek mi kuracak.

İsteyen istediği derneği örgütü kursun.

Zaten, kuruluyor. TSİAD; MÜSİAD; KARGİD vs. gibi

Türkiye’nin dünden bugüne önemli sıkıntılarından biri bana öyle geliyor ki,

Yasa ile güçlendirilmiş sivil toplum örgütleridir!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Kaşüstü’nde yapılacak Kavşak sorunu çözmez!21 Ocak 2016 Perşembe 06:47
  • Türkiye’de muhalefet iktidara çalışıyor!20 Ocak 2016 Çarşamba 06:47
  • Asım Aykan’ın reçetesi!19 Ocak 2016 Salı 06:47
  • Yeni Cumhuriyet yeni rejim!18 Ocak 2016 Pazartesi 06:46
  • Devlet Bahçeli nereye koşuyor?02 Aralık 2015 Çarşamba 06:47
  • İşgal yılları Trabzon S.P.Mintslov’un günlüğü! (1916-17)26 Eylül 2015 Cumartesi 14:58
  • Trabzon-Maçka'da Bir Prometeus: İlyas Karagöz19 Eylül 2015 Cumartesi 09:54
  • Kral Sarayından Kızlar Manastırına!16 Eylül 2015 Çarşamba 13:35
  • Efsaneler kenti Trabzon!08 Eylül 2015 Salı 14:17
  • Tarihi doğru okumak ve Trabzon’un Hatunları!03 Eylül 2015 Perşembe 09:00
  • YERİN KULAĞI
    • Trabzonspor Akyazı’ya taşınmalı!
    • Kemeraltı’nda çöpe gidecek para!
    • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
    • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
    • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
    • Utku ve Hasan Bozoğlu!
    • Soylu’ya BJK forması!
    • Altuntaş’ın torpili!
    • ASKF’de kutlama!
    • Konsey toplantısı!
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.