• BIST 88.125
  • Altın 337,580
  • Dolar 6,4499
  • Euro 7,1137
  • Trabzon 10 °C

BU PAZAR BAŞKA PAZAR, DİLERİM YİNELENMEZ!

Rasim EFENDİOĞLU

BU PAZAR DİĞER PAZARLARDAN FARKLI

  Değerli okuyucu dostlarım. Bu köşe gazetemizin özel isteği ile “PAZAR SÖYLEŞİSİ” köşesiydi.

Çok iyi beceremesem de bu köşede sizlerle güncel konularda söyleşmek istedim. Kimi yazılarım daha çok ilgi çekti, kimisi daha az. Ancak ben yazarken sizinle söyleşir gibiyim. Hani lokalde, kahvede, parkta gibi. Ne çayınızı içebiliyorum ne de size çay söylüyorum. Kiminizi yüz yüze hiç tanımam, kiminiz yakın arkadaşım. Ne olursa olsun yürekten yüreğe bir köprü kurmayı amaçlıyorum. Dilerim birkaç sözcük, bir kaç cümle kalır. BGS sayfasında da paylaşıyorum, dilerim orda söyleşimiz sürer.

Evet, bu pazar farklı bir pazar. İleride yıllar geçtikten sonra anımsanacak yaşayabilenlerce. İlginç bir PAZAR. Hafta sonu. Ancak her hafta sonu gibi değil. Çalışanlar hafta sonunu  iple çeker, dinlenme günü diye. Fakat bu pazar farklı. Pazardan önce geldi pazar. Geçen pazardan bu yana sokaklar yavaş yavaş boşaldı. Hani en kalabalık pazar yeri hafta günüydü. O gün de sokak bomboştu.  Sergiler adeta sinek avladı. Sinek de yok hava yağışlı ve soğuk. Hiç alışmadığımız, yaşamadığımız günler. Endişe dolu, korku dolu, kuşku dolu günler… Sokağa çıkmayın diyorlar. Çok kolay değil. O evi çok sevenler, evde kalmak isteyenler, uyumayı çok sevenlerin bu günlerde rahatı kaçtı. Çarşıya çıkmadan da olmuyor. Her gün ekmek alınacak. Benim gibi gazete alışkanlığı olanlar ekmek ve gazete alacak. Yani evden çıkmamak çok kolay değil. Dileriz bu kabus, bu kuşku sağlıklı biter.

SOKAĞA ÇIKMAYANLARA NE DİYELİM

  Kimisine çok zor gelir. Benim için çok zor değil. İşim olmasa günlerce çıkmayabilirim. Daha çocukluğumdan alışmışım. Merhum annem işe giderken beni eve kapatırdı. Babamın getirdiği gazeteler, eski kitaplar olurdu onlarla saatlerce eğlenirdim. Zamanın nasıl geçtiğini anlamazdım. Şimdi çok kolay, evimde yüzlerce kitap, günlük gazetelerim, dergilerim. Bıraksalar beni ben saatlerce okurum, hiç canım sıkılmaz. Hani TV bilgisayar da günümüzde önemli bir zaman geçirme aracı. Ancak benim için okumak en zevkli iş.

Hani maç hastaları var ya, onlar da önceki maçların CD’sini izlemeyi söylüyor. Doğrudur. Ben ne canlısını ne filmini izlemeyi pek sevmem ve anlamam o nedenle. Bu zevki onlara bırakalım. Onlar maç izlesin, kritik yapsın; ‘bu gol kaçmazdı, burada penaltı vardı, ah bu hakem’ desinler çekirdek, kuruyemiş... Zaman geçer de dışarıda hava nasıl ne oluyor ne olacak.

Okuyun, yazın çocuklarınızla ilgilenin, satranç oynayın, başka oyunlar oynayın zamanı iyi değerlendirin. Siz okumayı sevmeseniz de çocuklarınızın okuması için ortam sağlayın. Birlikte okuyun. Geçer, bu zaman geçer de dilerim bu KORONA çok zayiat verdirmez. KORONA Rumcada KARGA demektir. Ancak bizim ala ve karakargalar öyle zararlı değil onlar çok efendi hayvanlardır.  Gerçi belki de bu virüs KARGAYA bulaşmış ondan geçmiş de ondan. Yani KARGA da bu virüsten elbette memnun değil.

ŞAKA BİR YANA OLAY CİDDİ

Bilinen yakın tarihe bakınca benzeri felaketler görülüyor. VEBA, TİFO, ÇİÇEK, VEREM… O yıllar daha da kötü. Tıp gelişmemiş, iletişim ve ulaşım çok zor. Binlerce milyonlarca insan gitmiş. Yaylaları bilenler bilir. O ıssız çimenlerde, o eski yaya yolu izleri yakınında düzensiz taş yığınları görülür. Merhum babaanneme, anneanneme sorardım “nedir” diye.  “Yolculardan vebadan, taundan toplu ölümler öylece defnedilirdi” derdi.

Nerede tedavi, nerede hastane, nerede cankurtaran... İlkel ilaçlar. Devlet mi? Devlet ne bilsin. Ona haber iletene dek yüzlerce insan giderdi.

Şimdi elbette çok farklı. Ancak en gelişmiş ülkelere bakıyoruz orantısız kayıp var. Çok ünlü kişiler yakalanmış, kurtulamamış. Bu daha farklı.

Günümüzde korunmak da önlem almak da tedavi de daha kolay. Yeter ki bilime gereken önem verilsin. İşi ciddiye alan ülkelere bakın hastalığı yeniyorlar. Hastalığın çıktığı ülke ÇİN. Nüfus çok kalabalık, ancak işi ciddiye almak var.  Hastaneler yapılıyor yapılmış, araştırmalar sonuç veriyor. Dileriz onların bulduğu yol ve yöntemlerin dünyaya da yararı olur.

KÜBA sağlık alanında çok önemli bir ülke. Aşılar geliştiriyorlar. Yeni yeni tedavi yolları buluyorlar. Dünyaya insanlığa sunuyorlar. Küçük bir ülke. Üstelik bir kısım gelişmiş ülkeler onlara ekonomik ambargolar uyguluyor, onlar yine başarılı. Neden, niçin? Evet, dünyamıza ve insanlığa büyük zararı dokunan başka bir virüs var.  O, hastanelerde görülmüyor.  Bankalarda, para babalarının elinde. KAPİTALİZM… Paranın, karın, sömürünün egemenliği o da insanlığın düşmanı.  Paranın yönetimi insanlığı virüs gibi yiyor. Bundan biraz kurtulanlar diğer hastalıklardan da kurtulabiliyor.

Çok basit bir örnek. İTALYA’DA KORONAVİRÜS tehlikeli boyutta. Neden düşündük mü? Sağ olsun bir gazetecimiz bilgilendirmiş. İTALYA, ÇİN’den ucuz insan gücü alıyor, çalıştırıyor, işte bu yoksul insanlar bu hastalığı taşımış. Hani ÇİN’de KAPİTALİZM çok geçer değildi? Evet, sistem öyle diyor da bir buçuk milyar insanın yaşadığı bir ülkeye sistem mi dayanır.

NEYSE, ŞİMDİ SIRA BİZDE

  Yo öyle bilmediğim konuda ahkâm kesmem. Bu konu şakaya gelmez. Bizim günlük politika birçok sorunun içine etti, dileriz bu konuya fazla bulaşmaz. Sağlık bakanı bir politikacı gibi değil devlet adamı, tıp adamı gibi davranıyor anladığım kadarı ile. Ancak politikacılar boş durmuyor. Bu denli önemli bir konuyu siyasete bulamaya çalışıyorlar. Bir şeyler çıkarmaya çalışıyorlar.  Bırakın Allah aşkına adaleti ne hale getirdiniz, eğitimin durumu yürekler acısı. Tarım öyle, sanayi öyle, dış politika öyle.  Şimdi ulusal bir felaketle karşı karşıyayız. Kimi önlemler zamanında alınmış. Elbette eksikler ve yanlışlar var. Üniversitelerimiz var, tabiplerimizin birlikleri var... Bilim adamları çalışıyor. Dileriz en kısa zamanda bu felaketi atlatırız.

Bakanlığın ,sağlık kuruluşlarının  uyarılarına  kulak verelim . Bu konularda yeterli bilgisi olmayanlar düşünce üretmesin. Çünkü yanlış yaparlar.  Yaraları kapatalım derken daha büyük yaralar açılır.

Biz insan olarak, onurlu olmaya çalışan insan olarak AYDIN olmaya çalışalım. Yine vurgulayalım;   beynimizi kiraya vermeyelim.  Doğruya doğru, eğriye eğri diyelim. İyiyi güzeli alkışlayalım, destek olalım, yanlışa eksiğe hataya da tepki gösterelim.

Bu pazar söyleşimiz de böyle. Dileriz, yurdumuzu, ulusumuzu, halkımızı ve elbette tüm insanlığı Allah korusun.  Bu felaket de en az zayiatla atlatılsın. Evet, Büyük Atatürk’ün ölümsüz özdeyişi ile “HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT İLİMDİR”. Yo yorumu saptırmayalım. Bilimi bulan, kullanan ve geliştiren aklı Yüce Yaratan yarattı. Onu elbette biliyor ve inkâr etmiyoruz.

Haydi, geçmiş olsun Allahtan şifa diliyoruz.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.