• BIST 92.709
  • Altın 212,320
  • Dolar 5,4835
  • Euro 6,1905
  • Trabzon 11 °C

BU ÜNİVERSİTELERE HERKES GİRSE NE OLUR

Rasim EFENDİOĞLU

ÜNİVERSİTENİN TANIMI

Evet, yüksek okul. Yüksek okul da nasıl okul. Bir özel üniversite adını BİLKENT koymuş. Çok güzel bir ad. Bilim kenti. Üniversite yerleşkesi ile adeta bir bilim kentidir. Ki kimi üniversiteler mülki olarak da özel bir statüye sahiptir. Özel güvenlik örgütü bile var. Belediye yerine geçen özel bir yönetim. Bu yerleşke içinde bankalar, sağlık kurumları, özel cami ve marketler. Yani üniversiteye ana kapıdan girince özel bir kente girmiş gibi oluyorsunuz... Yurdumuzda bir çok üniversitenin durumu böyledir. KTÜ, ODTÜ, ATATÜRK, ANADOLU gibi bir çok üniversite böyle bir yapıdadır.

Şimdi tanıma gelelim. Öyle akademik tanımlara gerek yok. Diğer okullardan çok farklı. Burada bilimsel araştırmalar yapılır. Hepsi birbirinden farklıdır. Bilim adamları özgün tezleri ile bu unvanı alır. Yani Prof. bir lise öğretmeni gibi değil. Bir alanda derin araştırma yapmış, kanıtlamış, özgün yapıtları ile bilim dünyasına mal olmuş. Onun tezi kopya olmaz, alıntı olmaz. O konuda başka bir emsali yok. İster deneysel fen bilimlerinde olsun, ister toplumsal bilimlerde olsun o özgündür. O tez onun adı ile anılır.

Kısacası “Üniversite” bilimsel özerkliği olan, kamu tüzel kişiliği olan bağımsız bir bilim kurumu. Yeter artık tanımak istemişsek tanıdık.

DÜNYADA VE BİZDE ÜNİVERSİTELER

Tüm kurumlar ülkelerin gelişmişlik düzeyine göre değer alır. Gelişmiş ülkelerde üniversiteler de gelişmiş, tanımına uygun olur. Geri kalmış ülkelerde üniversitelerde ülkeye göre olur. Dünyada üniversiteler zaman zaman sıralanıyor. İlk sıralarda gelişmiş ülkelerin üniversiteleri. Geri kalmış ülkelerin üniversiteleri de geri. Peki, biz neredeyiz? Ülkemizin gelişmişlik düzeyinin de altında üniversitelerimiz. İlk beş yüze giremiyoruz. Oysa ülkemiz bu denli geri değil. Peki, üniversitelerimize ne oldu? Tarafsız bir inceleme ve değerlendirme yapılsın nedeni hemen bulunur. Başta tanımı yaptık. Özerk dedik, tüzel kişiliğe sahip dedik. Bizim üniversiteler böyle mi? Bilim adamlarımız nasıl yetişiyor. Özgür mü, bilimin özgürlüğüne sahip mi? Yooo çok derin araştırma ve bilgiye sahip olmaya gerek yok. Akademik kariyer nasıl kazanılıyor, dekanlar rektörler nasıl seçiliyor, atanıyor? Çok acı bir gerçek. İyi bir lise öğretmeni kimi kez bir Prof. dan daha özgür ve daha iyi yetişmiş daha bilimsel kafaya sahip.

Yakınıyoruz… Her ile bir üniversite kurduk, çok gösterişli binalar yaptık, fiziki görünüş çok görkemli de niçin hiç bir dereceye giremiyoruz? Çok basit bir soru. Hangi üniversitemiz dünyaca büyük bir araştırma ve buluş yapmış? Hangi üniversitemizden yetişen bilim adamı dünya bilim kütüğüne adını yazdırabilmiş. Akademik bir toplantı yapılıyor. Bilim adamlarımız da katılıyor. Siyasilerin karşısında eller bağlı boyun eğik. Bir bilimsel doğruyu çıkıp haykırabilen var mı? Ülke gerçeklerini kürsüde bilim adamı onuruna yakışır biçimde açıklayan var mı? Hukuk fakülteleri var, Tarih fakülteleri var. Bunca hukuk rezaletine ses çıkaran var mı? Devletin ülkenin birliğini zedeleyen  sapık tarihçi diye geçinenler var.  Var mı bir bilim adamı bu gerçekleri korkmadan sakınmadan vurgulayan. Tıp alanında, fizikte, kimyada bir buluş yapan yada bu konularda ortaya çıkan bir yanlışı bilim adamı haysiyeti ile vurgulayan. Belki çıkar birisi. Bir şeyler söylemek ister ancak salonun ön sıralarında protokolden bir işaret. Kulağına fısıldanır ve iki büklüm kürsüden iner. İşte bu nedenle üniversiteler üniversite olamaz. İstediğiniz kadar güzel binalar, derslikler yapın. Özgür kafalar kütüphaneleri, laboratuvarları doldurmuyorsa orası üniversite olamaz.

ÜNİVERSİTEYE GİRİŞ ÇOK KOLAYLAŞACAKMIŞ

Evet, şimdi de çok kolay. Bir çok üniversitenin kontenjanı dolmamış. Puanlar çok düşmüş. Bilmiyorum ancak özel ve resmi üniversitelerin sayısı binleri aşmış. Her ilde bir üniversite hayır bir değil bir çok üniversite. İstanbul’da, Ankara’da kaç üniversite var? Artık ilçelerde de üniversite açılıyor. Zaten fakültesi olmayan herhalde yok.

Kurulan üniversitelere bakın. Fakültelerine bakın. Ne buldular ne araştırıyorlar, ne yetiştiriyorlar. Hangisinin özgün bir buluşu var. Ankara’da ODTÜ var. Ünlü bir üniversite. Dünyaca adı duyulmuştu. Onu da bitirdiler. İstanbul Üniversitesi büyük bir kültür birikimi üzerine kurulmuş. Şu anda durumu nasıl? Eskiden yani kırk elli yıl önce bu üniversiteler ülkedeki durumla ilgili görüş bildirir, kamuyu aydınlatırdı. Şimdi ne yapıyorlar?

Bir yetkili açıklamış üniversitelere giriş çok kolaylaşacak. Eee… Güzel de hangi üniversitelere niçin? Pırıl pırıl Türk gençleri buralara girip bilimin aydınlığında üst eğitim görüp ülkeyi ve ulusu kalkındırıp dünyada onurlu yerimizi almamızı sağlayacak mı? Yoksa yaldızlı bir diploma alıp işyerine asıp ya patron yada memur yada işçi mi olacak. Ha inşaat mühendisi olsun bir müteahhitle çalışıp o da ortalığı beton yığını doldursun. Ne tarımla uğraşan ne sanayi ile uğraşan yok. Çünkü bu sistemle bu hamlelere adam yetişmez

Hadi isterseniz her liseyi üniversite yapın. Diploma üniversite diploması olsun. Göğsünüzü kabarta kabarta “biz tüm gençlerimizi yüksek okul mezunu yaptık” deyin. Ancak bu yüksek okullar yüksek merdivenlerle çıkılan, yüksek saraylar olabilir. Orayı bitirip güzel bir tablo diploma alırsınız odanızı süslersiniz.

Üniversiteleri önce ÜNİVERSİTE yapın sonra kolay mı zor mu girilir konuşuruz. Şimdikilere zaten kolay giriliyor, kolay çıkılıyor merak etmeyin. “Okur-yazar olamayan yüksek okul mezunları var” desem kızmayın, abarttığımı sanmayın. Bu ülke güzel şeylere layıktır. Bu halk, bu ulus zekidir yeter ki ona o fırsatı o olanağı verin.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.